Türkiye, Suriye’de son süreçte ne yapacak?

2 Haziran 2020 Salı

Ömer Ödemiş

İdlib de Türkistan İslam Partisi Türk askeri konvoyu geçerken bomba patlatıyor ve bir asker yaşamını kaybediyor. Afrin de Kuvâ-yi Milliye’ye benzetilen ÖSO devşirmeleri ganimet için birbirini boğazlıyor. Cerablus’a Kaymakam, Afrin’e Vali atanıyor. El Bab da okul ve karakol yapılıyor, İdlib ve Afrin’de ki buğdaylar, patatesler Türkiye’ye taşınıyor.  Devşirme polisler eğitilerek, bu bölgelerde asayişi sağlamak üzere görevlendiriliyor. Maaşlar Türkiye’den. Yani AKP Hükümetinden.

Sürgünde yani İstanbul da geçici Suriye hükümeti kurulup bakanları atanıyor. Bu devşirme hükümet, gümrük vergisi koyuyor, ülkesinden kaçanlara kimlik vb. gibi belgeler veriyor. Uluslararası hiçbir geçerliliği ve resmiyeti olmayan ve hiç kimse tarafından tanınmayan bu sözde Suriye hükümeti, Suriye topraklarından Türkiye’ye taşınan her türlü mal için para alıyor ve Türkiye hükümeti bu biçimde yapılan ticarete ithalat diyerek resmi verilerinde yer veriyor.

İdlib kenti yaklaşık beş yıldır cihatçı terör örgütlerinin kontrolü altında. Bu terör örgütlerinin en tehlikeli ve güçlü olanı Nusra Cephesidir. Sonradan değiştirdiği ismi ile Heyeti Tahriri Şam (HTŞ) örgütüdür. İdlib kent merkezinin tamamına yakınını bu cihatçı El Kaide uzantısı örgüt kontrol etmektedir. Cısır El Şugul bölgesinde ise Türkistan İslam Partisi isimli yine cihatçı bir terör örgütünün kontrolü vardır. Uygur Türklerinden oluşan ve içlerinde Türkiye’den cihatçıların da yer aldığı bu örgüt Suriye’de kaotik süreç başlatıldıktan kısa bir sonra aileleriyle birlikte bu topraklara taşınarak, Suriye savaşında aktif olarak yer almaları sağlandı.

Bu teröristlerin tamamı Türkiye üzerinden bu topraklara geçtiler. Uçakla İstanbul ve ardından Hatay ve Antep’e taşınan, buradan da sınır geçişleri sağlanarak Suriye’ye sokulan ve sayıları 5 bin civarında olan Türk İslam Partisi örgütün unsurları İdlib kentinin en büyük kasabası olan Cısır El Şugul bölgesinde mevzilenmiş durumdalar. M4 Karayolu’nda geçtiği bu bölgeyi temizleme sözü Türkiye tarafından Rusya’ya son Moskova anlaşması ile verilmişti.

Türk askeri konvoyuna pusu kuran ve Türk askerlerinin hayatına kasteden, ağırlıklı Uygur Türklerinden oluşan Türkistan İslam Partisi’ne bağlı teröristler İdlib kentinin güney kısmını tamamen kontrol etmekteler. El kaide uzantısı olan bu yapılanma kentte etkin olan HTŞ ile yakın ilişki içerisinde tüm anlaşmalarını reddederek varlığını sürdürmeye çalışıyor.

AKP iktidarı bu gücü denetleyebileceğini düşünerek, Moskova anlaşmasın da M4 karayolunun açma sorumluluğunu üstlendi. M4 karayolu Türk İslam Partisinin kontrolünde bulunan Cısır il Şugul kasabasından geçmektedir. Türkiye Moskova anlaşması ile taahhüt ettiği M4 karayolunun temizlenmesini yapabilmek için bu gurubu bölgeden bir biçimde çıkarmak zorunda. İstihbarat servisinin gerçekleştirdiği görüşmelerle ikna edilmeye ve daha iç bölgeleye çekilmeye çalışılan Türk islam partisi tün uzlaşma önerilerini reddederek direnme ve çatışma kararı aldığını ilan etti.

AKP iktidarın önünde tek bir seçenek kalmıştır. Silah zoruyla bu unsurları bölge dışına çıkmaya zorlayarak M4 karayolunun açılmasını sağlamak. Bunun içinde çatışması gerekmektedir. Türk İslam Partisi yaptığı hamlelerle bu işin kolay olmayacağını göstermeye çalışarak bir nevi Türkiye’yi uyarmayı amaçlamaktadır. Her iki tarafta topyekûn bir saldırıya henüz geçmiş değildir. Ancak bölgede etkin olan virüs salgınının bir parça normalleşmesiyle yine bölge gerilecek ve İdlib yeniden gündeme oturacaktır.

AKP iktidarı zaman oynuyor. Rusya’yı ve İran gibi bölgede müttefik gibi göründüğü ülkeleri oyalayarak zaman kazanmaya bu süreçte de olası gelişmelere dönük fırsat yakalamaya çalışıyor. Temel derdi Suriye topraklarında, kontrolünde bulunan bölgelerde uzun süre kalabilmek. Bunun için hemen her kesine oynuyor. Şunu çok iyi biliyor ki; İdlib cihatçı terör unsurlarından temizlendikten sonra sıra Türkiye’nin askeri olarak varlığının bulunduğu bölgelere gelecek. Yani Afrin’de, Cerablus’da, Tel Abyad’da, El Bab ve Resul –Ayn’da ki askeri varlığının çekilmesi dayatması başlayacaktır.

Bunun için de zamanı ne kadar uzatabilirse o kadar uzatmayı kazanım olarak görmektedir. Suriye topraklarının çok küçük bir kısmının bile Türkiye’nin kalıcı işgalinde kalmasına hiçbir güç izin vermeyecektir. Bunun bilinciyle, zaman kazan maya elden geldiğinde bu topraklarda uzun kalmaya ve bu kalış sürecinde oradaki üretimi uydurma yöntemlerle Türkiye’ye aktarmaya çalışmaktadır.

Türkiye İdlib de cihatçılar için ya Rusya ile savaşacak ya da altına imza attığı taahhütleri yerine getirecek.  Çok yakın zaman da Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bu ikilemin çözümünü göreceğiz. Süreç doldu ve artık pratik adımlar sürecin kendisini belirleyecek.

Benzer Haberler