İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşunda Katma Değer: Sınıfsal Bakış

28 Haziran 2021 Pazartesi

Prof. Dr. İ. Melih Baş

İstanbul Sanayi Odası her yıl yinelediği ‘Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’ adlı raporunun yenisini de (2020 Raporu) yayınlandı. İSO BBSK içindeki şirketlerin çoğu yakın geçmişte İstanbul merkezli iken, son raporda durum değişmiş gözüküyor. Toplamın üçte ikisi İstanbul dışındaki Anadolu’nun çeşitli kentlerine ait kuruluşlar. İlginç bir gelişme!

Bu kuruluşların 491’i özel, 9’u kamu kuruluşu olmuş. 450 kuruluş geçen yıldan devam edenler iken, çizelgeye yeni girenlerin 39’u İSO İkinci BBSK (İBBSK) çizelgesinden yükselmiş.

BBSK içinde üretimden satış hasılatına göre birinciliği uzun yıllardır Tüpraş alagelmektedir. En çok kâr eden kuruluş İskenderun Demir ve Çelik olurken, Ford Otomotiv ihracattaki birinciliğini korumuş.

İSO BBSK VE KATMA DEĞER

Gelelim katma değere. Anımsatalım, kuruluşların üretim unsurlarından emeğin karşılığı olan “ödenen maaş ve ücretler (SGK primleri dahil)”, borç sermayesi karşılığı ödenen faizler ve özsermaye sahiplerinin payı olan (millî gelir anlamında) kâr kalemlerinin tutarları toplanarak bulunan rakam “net katma değer”dir. Net katma değer içinde ilki emeğin payı, diğer ikisinin (faiz+kâr) toplamı sermayenin payıdır. Bu rakama o dönem için ayrılan “amortisman (itfa payları ve özel tükenmeye tabi varlıklar dahil)” ve “dolaylı vergilerin sübvansiyonlar düşüldükten sonraki net tutarı” eklenerek bulunan rakam ise “brüt katma değer”dir.

Net katma değerin üretim unsurlarının gelirlerine göre dağılımına sınıfsal olarak bakıldığında ülkede işlerin kimileri için tıkırında olduğu gözüküyor. Sermayenin payı artarken, emeğin payı küçülüyor. Örneğin sermayenin payı / emeğin payı oranına % cinsinden bakarsak sonuç yıllar itibariyle şöyle:

2018: % 45,3 / % 54,7 ; 2019: % 48,4 / % 51,5 ; 2020: % 55,6 / % 44,5.

2021’de ilk yarı yılda oranlar sermaye lehine daha da artmış gözüküyor mu sizce? Rakamlar kesin olmamakla birlikte o yönde! Salt özel kuruluşlar olarak bakıldığında oranlar daha kötü kuşkusuz. 2020’de emeğin payı yüzde 50,5’tan 43’e düşmüş.

Ne demişti Halit Narin (Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası’nın 41 yıllık başkanı) 12 Eylül döneminde: “Şimdiye kadar işçiler güldü, şimdi biz güleceğiz!” Özal döneminde edilmiş bu sözün gereği o zamanlarda başlamıştı, Özal‘ın mirasçılarının (AKP) iktidarında da aynen süregeliyor.

Kısa bir ara bilgi notu: Halit Narin’e TBMM’den 2008’de üstün hizmet ödülü verilmiş, Uludağ Üniversitesi’nden fahri doktora payesi verilmiş! Eh, hakkıdır!
Üretici fiyatlarıyla en yüksek katma değer yaratan kuruluş bir önceki yıla göre değişmiş, ama isminin açıklanmasını istemeyen bir kuruluş imiş. Katma değer şampiyonu gizemli bir kuruluş yani.

KATMA DEĞERİN SEKTÖREL GÖRÜNÜMÜ

İSO BBSK’nun sanayi sektörü katma değeri içindeki payı yüzde 18,3’ten 19,4’e çıkmış; GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) içindeki payı da yüzde 6,5’tan 6,9’a yükselmiş.
Alt sektörlerde kişi başına yaratılan brüt katma değerin, İSO BBSK genelinde kişi başına yaratılan katma değere oranlanması yoluyla hesaplanan orana “nispi hasıla oranı” denilmektedir. Nispi hasıla oranının alt sektörlerin katma değer verimliliğini gösterdiği düşünülür.

2020 yılında en yüksek nispi hasıla oranına sahip iki sektör “elektrik, gaz, buhar ve havalandırma sistemleri üretim ve dağıtımı” ile “madencilik ve taşocakçılığı”! En düşük iki sektör ise “tekstil ürünlerinin imalatı” ile “giyim eşyalarının imalatı” !

İnsanın usuna birden Kazdağlarında madencilik sevdası, Rize İkizdere’de taşocağı inadı olguları geliveriyor, şeytanın gör dediği işte! Tekstil ve konfeksiyon kesimlerinde rekabetçi olduğumuz şehir efsanesi tarihte kaldı. Zaten uluslararası sermayenin gözdesi bakanımız Mr. Mehmet Şimşek “bırakın bu tekstili mekstili” demişti ya! Hem ihracatı da tekstil-konfeksiyon otomotive kaptırmadı mı? Otomotiv dediysek Ford’a yani! Ford’un yerli ve millî olup olmadığı gibi sorulara takılmayın. Yerseniz, bizim yerli ve millîmiz böyle. Adamı yerli ve millîye geçtiğine geçeceğine pişman etmeyin!

TOPLAM VARLIKLAR VERİMLİLİĞİ

Kuruluşların net satış hasılatının varlık toplamına bölünmesiyle bulunan TVV, kuruluşların varlıkların ne ölçüde verimli kullandığına ait bir göstergedir. 2011 yılından 2016’ya dek sürekli düşen TVV, iki yıllık bir toparlanmanın ardından 2019’dan bu yana tekrar düşmeye başlamıştır.

TVV’nin düşüş eğilimi kuruluşların verimlilik yönetimi sorunsalı (hem işletme sermayesi verimliliği sorunu, hem de sabit sermaye verimliliği sorunundan oluşan yumak) olduğunu göstermektedir.

İŞGÜCÜ VERİMLİLİĞİ

İSO işgücü verimliliğini “çalışan kişi başına net satışlar” olarak ölçüyor. Keşke “çalışan kişi başına katma değer”, “çalışan kişi başına kâr” olarak da hesaplasa ve yayınlasa. O zaman konu daha net çözümlenir. Neyse “çalışan kişi başına net satışlar”a bakalım. 2020’de salgına karşın bu göstergede yüzde 12,1 artış var! Kasa çalışıyor yani!

TEKNOLOJİ VE VERİMLİLİK

BBSK içinde AR-GE yapan kuruluş sayısı sadece 271 (2018’de 276 imiş). BBSK böyle ise KOBİ’lerin hali nicedir? En çok AR-GE harcaması yapan sektör “gıda ürünlerinin imalatı” imiş. Eh, bu kadar çok çeşit şekerleme için AR-GE gerek! Bu rakamın ayrıntıları (araştırma ne kadar, geliştirme ne kadar, ciroya oranları vd.) raporda yok. Hani ÜR-GE (Üretim Geliştirme) rakamları? O da yok!

Önemli bir husus olan yaratılan katma değerin teknoloji yoğunluğuna göre sektörlere dağılımına da bakalım. Yaratılan katma değerin yüzde 37,3’ü düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerde, yüzde 24,8’i orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerde yaratılıyor. Toplamı ne eder? Yüzde 62,1! Ne hazin! Peki vasatı geçme sınırımız ne alemde? Yüzde 31,5 da orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerde üretiliyor. Etti mi yüzde 93,6! Yüksek teknoloji yoğunluklu sektörlerde yaratılan pay ise hepi topu yüzde 6,4! Eh, kader! Yeni ortaçağda ülkemiz gibi geri bıraktırılmış ülkeler için yazılan ve iktidarın yürütücüsü olduğu kader reçetesinin acı ilacı! Cem Karaca’nın şarkısını anımsadınız mı: “Yoksulluk kader olamaz”

SON SÖZ

Covid-19 salgını sırasındaki sokağa çıkma yasağı günlerinden birinde Temel’e polis adını sormuş, o da “Temel ama içinde Z harfi yok” demiş. Polis “Temel’de Z harfi olur mu ki?” deyince o da “Biz ne deduk?” diye yanıtlamış!
Biz de eski bir Millî Prodüktivite Merkezi uzmanı olarak anımsatalım. Gülün adı “katma değer”dir ve içinde sadece kâr yoktur, ar da vardır!

Benzer Haberler