Okula dönerken ne kadar normaliz?

13 Eylül 2021 Pazartesi

Elif Kaleli

Uzman Psikolojik Danışman [email protected]

Maskeli mesafeli aşırı tedbirler altında başlayan yeni eğitim ve öğretim yılımız cümleten hayırlı olsun. Hayır, kinaye yapmıyorum. İğneleme de değil sitem de. Zira sınıfı 60 kişi de olsa 40 kişi de olsa bir öğretmen öğrencileri için canı pahasına aşırı tedbirler alır. Cumhuriyetin doktorları ve öğretmenleri var olan koşulları zorlar öğrencileri için hastaları için elinden geleni yapar. Ötesi mi, elden ne gelir? Bir şekilde hayat sürecek. Ne kolay bir laf değil mi ‘bir şekilde…’ Yani nasıl olduğu önemli değil. Bir şekilde. Bir şekilde büyüyor çocuklar, bir şekilde okula gidiyorlar ve bir şekilde mezun oluyorlar. İçler acısı LGS ve YKS Türkiye ortalamaları başka bir yazının konusu. Biz gelelim pandemi sonrası ‘bir şekilde’ okullara dönen çocukların ruh hallerine ve uyum süreçlerine.

Direkt konuya gireyim; yaşı kaç olursa olsun, ister anaokulu ister ilkokul, ortaokul, lise, üniversite öğrencisi olsun, pandemi sonrası eğitim öğretim hayatına dönen her bireyin mutlaka bir uyum süreci olacaktır. Bu kaçınılmazdır. Okul çağında olan her bireyin içinde bulunduğu gelişim dönemine uygun ihtiyaçları vardır. Mesela ilkokul 1. Sınıf öğrencisinin yazı yazabilmesi için gelişmiş ince motor beceriye bir ergeninse akran ilişkilerine gereksinimi vardır.

Pandemi sonrası yaklaşık 1,5 yıllık uzaktan eğitim sürecinin ardından aileleri en çok kaygılandıran gruplar ilkokullar ve elbette sınav grupları oldu (LGS ve YKS’ye girecek olanlar). Bu süreçte anaokulları ve kreşler sınavlara hazırlık sınıflarıyla beraber en çok açık kalan kademeleri oluşturdular. Nihayetinde en büyük zararı okuldan uzak kalan birinci sınıf çocukları ve özel gereksinimli çocuklar gördü. Sizlerden gelen en sık sorular da okula yeniden dönen ilkokul öğrencileri hakkında. Bu çocukların okula yeniden uyum sürecinde sıkça karşılaşılan durumları kısa ve net biçimde aktaralım:

  • Pandemi sonrası okula dönen çocuklar anneden ve evden ayrılma kaygısını yeniden yaşayabilirler. Okul reddi, ağlamalar, okulda duramamak bu davranışlardan bazılarıdır. Okulla işbirliği içinde kısa zamanda çözülebilir sıkıntılardır.
  • Okuma yazma öğrenmek her çocuk için farklı zaman alabilir. Ekran karşısında oturmak zorunda olan bir çocuğun (ki bir çocuktan ne kadar süre hareketsiz oturması beklenebilir, o da ayrı konu) bu becerilerinin gerilemesi gayet anlaşılabilirdir. Aileler böyle bir durumda panikledikleri zaman çocuklar bu durumu fark eder ve çoğu zaman kaçınma davranışı sergiler. Çünkü başarısız olma ihtimali çocuğu ürkütür. Annesini babasını memnun edemeyeceğini anlayan çocuk uzaklaşmayı hatta mümkünse görünmez olmayı seçer. Eğer bu da işe yaramazsa çok daha yoğun duygusal tepkilerle ya da korkulu rüyalarla yaşadığı gerilimi sağıltmaya çalışır. Zira bu stres minik bedenler için baş edilmesi oldukça zor bir durumdur.
  • Ekran karşısında uzun süre oturmak sadece çocukların değil yetişkinlerin de dikkat süresini ve kalitesini olumsuz etkiler. Dolayısıyla uzaktan eğitim sonrası dikkatini toparlamakta güçlük çekme ve azalan dikkat süresi sık karşılaştığımız bir durumdur. Yapılması gereken yine çocuğu ürkütmeden ona zaman vermek ve dikkat performansını arttıracak sınıf içi ve ev içi düzenlemeler yapmaktır. Tenkit edici ya da cezalandırıcı tutumlar işlevsiz ve anlamsızdır. Unutmayın biz çocuğun ritmine uyum sağlayacağız ve bu ritmi birlikte yükselteceğiz. 
  • Başka bir konu evde derse ve ödeve ayrılan süre. Bu konuda çocuğunuzu zorlamadan önce onun minik ellerine bakın. Ve bir kalemi tutabilmek için verdiği olağan üstü mücadeleyi hatırlayın. Bir ilkokul çocuğunun hiç kalkmadan 40 dakika ödev yapması neredeyse mümkün değildir. Bunun yerine çocuğunuzun gerçekçi performans değerlendirmesini yapıp 15 dakikalık süreye çıkmayı hedefleyen ders çalışma parkurları planlayın. Ve her bir parkurun ardından kısa molacıklar verin. Bu molalardaki eğlenceli anlar da sizlerin yaratıcılığına kalsın. 

Anne babalar ve bakım verenler pandemi sürecinde talihsiz ‘kayıp nesil’ ifadeleri nedeniyle oldukça üzüldü ve endişelendi. Oysa çocuklar evrenin en dayanıklı ve esnek canlılarıdır. Yani çocuklar uyum yaparlar. Ve uyum yapabildikleri için hayatta kalırlar, direnirler, gelişirler. İhtiyacımız olan tek şey büyüklerin sabrıdır. Elbette bu çocuklar yeniden hız kazanacaklar ve zamanı telafi edecekler. Yani endişe etmeyin ‘bir şekilde’ hayat devam edecek. Ancak bu şekli belirlemek için çocuklara bakalım. Hatta bazen hiçbir şey yapmadan gökyüzünü izler gibi onlara bakalım. Kâfi. 

Benzer Haberler