Çorlu tren faciası duruşmasında yine adalet yok! Duruşma ertelendi

25 Haziran 2020 Perşembe

Çorlu’da 25 kişinin hayatını kaybetmesine 328 kişinin yaralanmasına neden olan tren faciasının 5. duruşmasında mahkeme ara kararını açıkladı. Keşif yapılması için yedi kişilik heyet belirlendi. Bir sonraki duruşma 4 Kasım’a ertelendi.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018’de Uzunköprü-Halkalı seferini gerçekleştiren trenin devrilmesi sonucu 25 kişi hayatını kaybetmiş, 328’de kişi de yaralanmıştı. Göz göre göre gelen faciaya ilişkin açılan davanın bugün görülen 5. duruşmasında hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına destek olmak üzere CHP’li milletvekilleri, HDP milletvekili Serpil Kemalbay ve TİP Milletvekili Barış Atay da alanda hazır bulundu.

Çorlu faciası davasına damga vuran sözler: ‘Cumhurbaşkanım torununu kucağına alıp seviyorsun, benim torunum iki parçaydı’

‘718 GÜN OLDU BİZE ADALET VERİN’

ı Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesi aileler, “Kaza değil cinayet” sloganlarıyla yürüdü. Faciada yaşamını yitiren 14 yaşındaki Bihter Bilgin’in annesi Zeliha Bilgin “Ben bu yollardan çocuğumu okula götürdüm şimdi onun adaleti için onsuz yürüyorum. O facia, o katliam göz göre göre oldu. Bize bunun hesabını verecekler” dedi. Bilgin, şöyle konuştu:

“718 gün oldu. Evlatlarımız, kardeşlerimiz, canlarımız, eşlerimiz yok… Analar yok. İki yıllık bu süreçte tek bir isteğimiz vardı. Mucize istemedik. Bize adaleti verin, biz adalet istiyoruz dedik. Evladım, kardeşlerim, 25 can geri gelmeyecek. Bizim canlarımız göz göre göre Devlet Demir Yolları’nın ihmalleri yüzünden öldü. İhmaller ortada. Bize bunun hesabını verecekler, vermek zorundalar. Burası adaletli bir ülkeyse bu adaletin bizi bulması gerekiyor. Ben bu acıları nefesim tükenene kadar bağırmak zorunda değilim. Ben bir anne olarak evladımın katillerinin yargılanmasını istiyorum. Çorlunun hesabı sorulacak. Kimse korunmayacak. Tüm sorumlular yargılanacak. Adalet yerini bulacak” dedi.

‘ÇOĞU KİŞİ BİLETSİZ ÖLDÜ’

Duruşmada olay günü trende bulunan bir kişi, “Trene Uzunköprü’den bindim. Tren koltukları doluydu. Her vagonda ayakta 5-6 kişi vardı. Alpullu’dan alınan yolcularla birlikte ayaktaki kişi sayısı 15 oldu. Lüleburgaz’da 30-40 kişi oldu. Tren doluydu ve bilet kesemiyordu vagon görevlisi kalabalıktan. Çoğu kişi biletsiz öldü” ifadelerini kullandı.

TUTUKLAMA YOK, DURUŞMA ERTELENDİ

Mahkeme, 16 Temmuz 2020 tarihinde keşif yapılması için yedi kişilik heyet belirlenmesine karar verildi.

Bir sonraki duruşma 4 Kasım 2020 tarihine ertelendi.

SANIKLARIN TUTUKLULUK TALEBİ REDDEDİLDİ

Duruşma saat 10.00’da Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde başladı. Savcı mütalaasında, talimatla ifadesi alınan tanıkların yeniden ifadesinin alınmasının reddiyle sanıkların tutukluluk taleplerinin reddine karar verildi. Karara tepki göstererek salonu terk eden aileler, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı önünde eylem yapacaklarını duyurdu.

MISRA ÖZ: HEPSİ SARAYIN SOYTARISISINIZ

Mısra Öz, hakim heyetine ve kendisini çeken polise, “Hepsi sarayın soytarısı! Ben Mısra Öz. Çek beni. Oğuz Arda Sel’in annesi. Bu hakimler beni sanık yaptı. Onlara üç maymunu oynuyorlar dediğim için. Katilleri aklıyorlar”sözleriyle isyan etti.

Savcılık ayrıca İTÜ’ye yağmur ölçer cihazın neye dayanarak tespit edildiğinin sorulmasına, bilirkişiler hakkında yapılan itirazların kabulüne karar verdi.

Tanık ve müştekilerin dinlenmesinin ardından davaya ara verildi. Dava, müşteki avukatlarının beyanlarıyla devam etti.

BU DOSYADA OLASI KAST VARDIR

Avukat Can Atalay, dosyada yağmurun niteliğinin tanık beyanına ihtiyaç duyulmayacak kadar açık olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Menfezlerin uygun yapıldığı iddia edilmiş. Sanıklar dediler ki ilk duruşmada bu menfezin sorunlarını biz söyledik. Dosyadaki belge delilleriyle açık olan bir meseledir. Sanırım Çorlu Cumhuriyet Başsavcısı ve siyasi iktidar kovuşturmanın gerektiği gibi yapılmasına engel olmaktadır. Mesele yağmur değil, sistemik olana bakmak gerek. Özelleştirme nedeniyle TCDD’nin yolların bakımsız hale gelmesinin toplumsal ve siyasal sonuçlarıyla ilgileniyorum. Dosyaya gelmesi gereken sanıklar var. Usül ilkesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle iki tanığın huzurda dinlenmesini talep ediyorum. Bu insanların ölümünün birinci elden sorumlusu sistemdir. Bu dosyada taksir değil, olası kasıt vardır.”

‘ÇARPITMA KÜSTAHLIĞI’

Atalay’ın ardından söz alan avukatlar da tüm sorumluların yargılanmasını ve dosyanın genişletilmesini talep etti. Avukat Duygu Arslan, “Sanıklar suçun oluşumuna bile vakıf değiller. Aynı şekillerde tanıklar da böyle. Bu kazanın görgü tanıklarının dinlenmesini istiyoruz. Mahkemenin sunduğu delillerle suç atfedilmesi mümkün değil” derken Avukat Onur Şahinkaya da 45 mm yağışın olağanüstü yağış olarak değerlendirilmesine, “Çarpıtma küstahlığı” dedi.

‘GERÇEK SORUMLULAR GELSİN’

Kazada hayatını kaybeden Hakan Sel’in babası ve Oğuz Arda’nın dedesi Necmettin Sel de, gerçek sorumluların davada olmadığını belirterek, “Bu menfezi yapan mütteahhit niye bizim karşımıza getirilmiyor? Gerçek sorumluları bizim karşımıza getirin. Bakan ise Bakan, o da bizim karşımıza gelsin. Bizim çocuklarımızdan daha mı değerli bu Bakan?” sözleriyle tepki gösterdi.

‘SORULARIN VERİLDİĞİNİ, CEVAPLARIN SAYFALARDA YAZDIĞINI GÖRDÜM’

Müştekilerin söz almasına geçildi. Kazada oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Öz konuştu:

“3 tanık sıfatındaki kişinin normal zamanda da ifadeleri alınabilirdi. Asık önemli kişiler getirilmiyor. Mümin Karasu sanık olması gerekirken, tanık olarak ifadesi alındı. İfadesini dinlemeye gittiğimizde usule aykırı, soruların daha önceden verilmiş olduğu, cevapların sayfalarda yazdığını gördüm. Taleplerimizi duymadınız. Mümin Karasu danışman oldu. 718 gün oldu. 5. duruşmadayız. Taleplerimize kayıtsız kalınmasın. Görmemezlik, duymamazlık yapılmasın.”

Oğuz Arda Sel’in dedesi Mehmet Öz de, “Bir vagonda kaç koltuk sayıyısı var?  Kazadan sonra 366 sayısı nereden verildi? Burada 600’e yakın yolcu vardı. Savcılık bunu araştırmadı mı? Bu matematiği uydurun” dedi.

TANIKLAR DİNLENİYOR

Duruşma mahkeme heyetinin tanıkları dinlemesiyle başladı.  Cemiloğlu Harası İşletme Müdürü Birol Kuzgun, olay günü herhangi bir savcının gelip gelmediği sorusuna, “Daha sonraki dönemde TCDD ve İTÜ’den bir ekip geldi keşif için” yanıtı verdi. Kuzgun, olay yerine yaralıları kurtarmak için helikopter gelmediğini belirti.

Çalışkan Çiftliği’nde çalışan tanık Vahdet Atak ise çalıştığı yerde kayıt alacak bir yağış ölçer olmadığını belirterek, çiftliğe herhangi bir resmi görevlinin gelip gelmediğini görmediğini söyledi.

Tanık Günay Solak ise, kazadan 1 saat sonra yetkililerin geldiğini ve olay yerinde helikopter gördüğünü söyledi.

NE OLMUŞTU?

8 Temmuz 2018!deki katliam sonrası atanan bilirkişiler Mustafa Karaşahin ile Bekir Sıddık Binboğa Yarman’ın Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD ile iş ilişkilerinin bulunduğu ortaya çıkmış, hazırlanan raporda ise tüm ihmallere rağmen üst düzey sorumlular yer almamıştı.

Savcı Galip Özkurşun tarafından TCDD’nin 4 alt düzey çalışanı hakkında verilen kovuşturma kararının ardındansa  Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD’deki üst düzey sorumlular için ‘kovuşturmaya yer yoktur’ kararı vermişti.

Çorlu tren faciası davasında avukatların isyanı: TCDD diye katiller korunuyor

Ailelerin Anayasa Mahkemesi önündeki adalet nöbetine polis müdahale etmişti. Polislere değil, ailelere, avukatlara ve gazetecilere soruşturma açılmıştı.

Utanç fotoğrafı… Çocuklarını, annelerini, babalarını kaybettiler ama onlar hakim önündeler

Benzer Haberler