Gök’ün davası görüldü: ‘Gizli tanığın doğru söylemediği belgelendi’

3 Haziran 2021 Perşembe

Gök’ün davası görüldü: ‘Gizli tanığın doğru söylemediği belgelendi’

Gazeteci Abdurrahman Gök’ün 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada, mahkeme dosyayı mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderdi, duruşmayı 30 Eylül 2021’e erteledi.

Diyarbakır’da 2017 Nevruz kutlamaları sırasında Kemal Kurkut’un polis tarafından öldürülmesini fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök’ün haber kaynaklarıyla telefon görüşmeleri, sosyal medya paylaşımları ve yaptığı haberler gerekçe gösterilerek ‘örgüt üyeliği’ ve ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Davanın ikinci duruşması öncesi dava dosyasına gizli tanık ifadesi eklendiği ortaya çıkmıştı. ‘Sabır’ adlı gizli tanık, Kemal Kurkut’un örgüt üyesi olduğunu, Gök’ün de Kandil’den aldığı talimatla olayı farklı gösterip haberleştirdiğini iddia etmişti.

GÖK: GİZLİ TANIK BEYANI DOĞRU DEĞİL”

MA’nın haberine göre, dosyaya konan ‘Sabır’ adlı gizli tanığın Kurkut’un örgüt üyesi olduğu ve Gök’ün Kandil’den aldığı talimatla haber yazdığı, fotoğraf çektiği yönündeki iddiaları Gök’e soruldu. Gizli tanığın beyanlarını kabul etmeyen belirten Gök, iletişim fakültesi mezunu olduğu yönündeki beyanlarının ‘gizli bilgi olmadığını’, kendisi hakkında bu bilgilerin internetten rahatlıkla ulaşılabileceğini söyledi.

“KURKUT’A ÖRGÜT ÜYESİ DENİLMESİ RENCİDE EDİCİ”

Gizli tanığın Kemal Kurkut için ‘örgüt üyesi’ ifadesini kullanmasının ‘rencide edici’ olduğunu ifade eden Gök, “Gizli tanığın ifadesine göre ben Kemal Kurkut’un fotoğrafını talimatla çekmişim. Sanki ben Kemal’le, polis onu öldürürken fotoğraf çekmek için anlaşmışım gibi bir ifade var. Gizli tanığın söylediği doğru değil” dedi.

“BU BİR HUSUMET DAVASIDIR”

Gök’ün avukatı Mehmet Emin Aktar ise yargılama dosyalarında sık sık karşılaşılan gizli tanık durumun facia olduğunu, söz konusu dosyada da aynı durumun yaşandığını kaydetti. Gizli tanık ifadelerinin hükme esas alınmaması gerektiğini dile getiren Aktar, müvekkilinin mesleği gereği Kemal Kurkut’un öldürülmesini fotoğrafladığını, bu nedenle yargılandığını ifade ederek, “Bu bir husumet davasıdır” ifadesini kullandı.

GÖK’ÜN AVUKATI: GİZLİ TANIĞIN DOĞRU SÖYLEMEDİĞİ BELGELENDİ

Gizli tanığın Gök’ün 2016-2017’de Diyarbakır’ın Sur ilçesinde örgüt adına faaliyet yürüttüğüne dair beyanlarına dikkat çeken Avukat Resul Tamur, müvekkilinin söz konusu tarihte gazetecilik yaptığı için Irak’ta bulunduğunu ve bu tarihlerde orada gazetecilik oturumu aldığını dile getirerek, buna ilişkin belgeyi dosyaya sunduklarını kaydetti.

Tamur, gizli tanık ‘Sabır’ın gazeteci Semiha Alankuş hakkında da benzer beyanlarda bulunduğunu, Alankuş’un yargılandığı Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat ettirildiğini vurgulayarak, gizli tanığın ifadelerinin hükme esas alınmamasını istedi. Tamur, Alankuş’un beraat kararını mahkemeye sundu. Mahkeme ise dosyanın mütalaa hazırlaması için savcılığa gönderilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 30 Eylül 2021’de görülecek.

GÖK O GÜNÜ HVM’YE ANLATTI: YAKLAŞIK 28 KARE FOTOĞRAF ÇEKTİM”

Gök, ‘Haberin Var Mı İnisiyatifi’ne Kemal Kurkut’un öldürüldüğü ana ilişkin çektiği fotoğrafları ve o günü şöyle anlattı:

” 21 Mart 2017 Nevruz programını takip etmek için gelmiştik. Saat 8 gibi bir hengame olduğunu duyduk. İlk silah sesi ve gürültüyle birlikte bende hemen bulunduğum noktada fotoğraf makinem zaten boynumdaydı ve açık vaziyetteydi. Bende hemen sırtımı döndükten sonra üst üstte fotoğraf çekmeye başladım. Üstü yarı çıplak bir vaziyette bir genç koşuyordu arkasında arkasında birçok polis. Havaya ateş açanlar vardı. Kendisi şuraya doğru koşuyordu, bende şuradan fotoğraf çekiyordum. Bende kendisine doğru koşuyordum. En son yönünü değiştirip hemen şurada bir yerde bir TOMA aracı vardı. Hemen ileride TOMA’nın arkasında Kemal hafif bir yükselti vardı, orayı çıkamadı ve olduğu yere yığıldı. Daha sonra polisler başına geldi. Bende o esnada hala fotoğraf çekiyordum. En son Kemal yere uzanana kadar son fotoğrafımı çektim. Yaklaşık 28 kare fotoğraf çektim ard arda.

“HAFIZA KARTINI CEBİME SAKLADIM”

Polisin beni itmesiyle kendime geldim ve beni gözaltına alıp fotoğraf makineme ele koyacaklarını düşünüp şöyle biraz uzaklaştıktan sonra makineden kartı çıkardım. Henüz kart elimdeyken aynı polis geldi, amirinin çağırdığını söyledi. Bende o esnada kartı arka cebime koydum. Yanlarına da gittiğimde hemen makinemi almaya çalıştılar. Vermedim tabi fotoğraf çekmediğimi söyledim. Yalan söylediğimi belirtince makinenin kart yuvasını gösterdim çünkü kartı çıkarmıştım ben. Tatmin olmadılar foto filmden uzman bir polisi çağırdılar. Kendisi geldi yedek kartlarımı sordu. Çantadan yedek kartları gösterince belli ki tatmin oldu. Çıkardığı kartlarda farklı zamanlarda fotoğraflar olmasına işi garantiye almak için resetlediler. Emin olduktan sonra kartımı teslim etti. O zaman Dihaber’de editör olarak çalışıyordum, hemen haber merkezini arayarak olayı anlattım. Fotoğrafları hemen gönderme bir şansım yoktu çünkü gözleniyordum.

“SÜREKLİ GÖZETLENİYORDUM”

Kalabalığın içerisine girdikten cebimdeki hafıza kartını çorabımın içine sakladım. Ancak alandayken fotoğrafı haber merkezine gönderme cesareti gösteremedim. Çünkü ben sahnede konuşmaları takip ederken de gözetleniyordum. Öğlene doğru haber merkezinden arkadaşlarım aradılar, çocuğun yaşamını yitirdiğini ve haberi genişletmem gerektiğini söylediler. Bende daha sonra biraz daha gözlemlerimi yazarak haberi gönderdim. Akşam üzeri Nevruz bittiktan sonra kalabalıktan ayrılmadım. O kitleyle bir arabaya binip haber merkezine gittim. Ajansa gittiğimde arkadaşlar Valiliğin açıklamasını gösterdiler. Valiliğin açıklamasında Kemal Kurkut’a ‘canlı bomba’ demişti. Ben valiliği açıklamasını okudum, fotoğraflarla birlikte gerçekte neler olduğunu yazdım.”

TIKLAYIN – Gizli tanık gazeteciyi suçladı: Kemal Kurkut örgüt üyesi, fotoğraflar da talimatla çekildi

Benzer Haberler