Fatih Altaylı’nın ‘İyi Parti, parti mi’ sorusuna, ‘Alo Fatih hatırlatmalı cevap

22 Şubat 2019 Cuma

Yeniçağ yazarı Murat İde bugün ki yazısında Fatih Altaylı’nın Habertürk’te yazdığı yazıyı ele aldı
İşte Murat İde’nin yazısnının o bölümü

Habertürk yazarı Fatih Altaylı’nın, iki gün önceki yazısını okudunuz mu bilmem..

Bir zaman ekmek yediğim müesseseye katkı olsun, okumayana da ben okutayım..

İYİ Parti’nin Mersin’de karşılaştığı ‘İhanet’ için, bakın ne diyor Altaylı;

“Parti mi?

Çok basit bir soru sormak istiyorum.

Bir parti, kazanması en muhtemelen adayının adını Yüksek Seçim Kurulu’na bildirmeyi unutursa o partiye parti denilir mi, denilebilir mi?

İyi Parti yönetimi kendini “Biz yapmadık il örgütünün hatası” falan demesin.

Güvenilir bir örgütlenme yapamayan, kendini kazıklayan bir partiye parti denebilir mi?”

**

Fatih Altaylı’nın yazısı bu..

Ben yazının “PARTİ Mİ?” başlığına ve “Güvenilir bir örgütlenme yapamayan, kendini kazıklayan bir partiye, parti denebilir mi?” soruna takıldım..

**

Bir defa, Mersin’deki hadisenin ihanet olduğunu aslında herkes bal gibi biliyor..

Bir parti ihanete uğrayabilir.. Bunun örnekleri çok..

Benzer durumu, MHP de yaşadı, CHP de yaşadı, Ak Parti de yaşadı..

Bu elbette sıradan görülüp geçilecek bir durum değil.. Ama abi, bu ihanetleri yaşayan diğer partilere de “Parti olabilir mi?” diye sormadıysan, İYİ Parti’ye de sormamalısın..

**

Bakın şimdi sizi, 6 yıl öncesine götüreceğim..

Fatih Altaylı’nın Genel Yayın Yönetmeni olduğu Habertürk gazetesinde, 24 Ekim 2013 günü bir haber yayınlanır..

Haberin başlığı, “Bu mu sağlıkta çağ atlayan Türkiye?”dir..

Bu haberin yayınlandığı gün, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Saraç’ı arar.. ‘Alo Fatih’ tarifi, Altaylı’nın üzerine yapıştıysa da, asıl ‘Alo Fatih’ Fatih Saraç’tır..

Başbakan, “Sağlıkta yaptıklarımızı görmüyor musunuz? Bu nasıl başlık?” diye fırça atar..

Fatih Saraç da Erdoğan’a “Kaçak olmuş, bu bir ayıptır efendim” der..

Fırça yiyen Fatih, Genel Yayın Yönetmeni olan Fatih Altaylı’yı arar, durumu anlatır..

Altaylı da cevaben, “Aklıma da gelmedi değil” der..

**

Ertesi gün, bu haberden sorumlu üç kişinin işine son verilir..

Ve Fatih Altaylı bu olayla ilgili olarak, ertesi gün köşe yazısında şöyle bir başlık atar;

“Eleştiriye evet, nankörlüğe hayır..”

Özetle ve mealen der ki yazıda;

“Dün benim gazetemde bir haber.. Bir babanın akraba evliliğinden bir çocuğu olmuş ve engelli.. Kendi tercihinin bedelini iktidara-devlete kesiyor.. Benim gazetem de bunu, iktidarın sağlık politikalarını eleştiren bir haber olarak yayınlıyor.. İktidara her tür eleştiriyi yapabilirsiniz.. Ama sağlık alanında yapacağımız eleştiriler haksızlık hatta ayıp olur..”

Neymiş olay? Fatih abi, kendi ekibinden gol yemiş..

Fatih abi, kendi ekibinin haksızlığına, hatta ayıbına maruz kalmış..

Bir anlamda, Fatih abi, kendi kurduğu editoryal kadrodan, kendi deyimiyle ‘kazık’ yemiş..

Ve ne diyor Fatih abi o haber için, “Yanlış, hatta NANKÖRLÜK” diyor..

Peki, kendi kurduğu ekipten ‘kazık’ yediğinde, Habertürk Gazetesi için ‘Bu gazete, gazete olabilir mi?’ denebilir mi?

O günün ‘Gazeteciliği’ tartışıldı evet, ama Habertürk’ün ‘Gazete olup-olmadığı’ tartışıldı mı?

Hayır..

Çünkü olabilir.. ‘NANKÖRLÜK’ medyada da olabilir, siyasette de..

Dolayısıyla, bugün yaşadığımız hadisede asıl tartışılması gereken,  İYİ Parti’nin parti olup olmadığı değil, bu alçak kumpasa sahne olan siyasetin, ahlaklı olup olmadığıdır..

Yazının tamamı için tıklayınız

Benzer Haberler