Connect with us
TELE1 TV CANLI YAYIN

Dünya

Dış basın yazdı… “Erdoğan dostlarını düşman yaptı”

New York Times başyazısında, Akdeniz’de Türkiye’nin diğer ülkeler tarafından devre dışı bırakıldığını ileri sürdü. Gazete bunun sebebini ise “Erdoğan’ın, Suriye, Libya ve kendi evindeki saldırgan tavırları nedeniyle müttefiklerinin ve dostlarının birçoğunu kendisine düşman etmesinden kaynaklanıyor” ifadeleriyle açıkladı.

 

Amerikan The New York Times gazetesi Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilime ilişkin yayımladığı başyazıda “Almanya’yı dinleme ve bir adım geriye atma vakti” diyerek Akdeniz’deki gerilimin dindirilmesi gerektiği yorumunu yaptı.

BBC Türkçe’nin aktardığı “Akdeniz’de yeni bir Taht Oyunu var” başlıklı yazıda, dünya genelinde yaşanan birçok sorun henüz çözüm beklerken iki NATO üyesi Yunanistan ve Türkiye’nin “yeni ve tehlikeli bir krizi ateşlediğini ve hem yakın hem de uzak birçok ülkeyi de krizin içine çektiğini” yazdı ve “Bu taht oyununda, aklıselim davranılması için arabuluculuk etme nüfuzu olan tek ülke Almanya gibi görünüyor” dedi.

“MÜTTEFİKLERİNİN VE DOSTLARININ BİRÇOĞUNU KENDİSİNE DÜŞMAN ETMESİNDEN KAYNAKLANIYOR”

Doğu Akdeniz’deki krizin her iki ülkenin zengin gaz rezervleri üzerindeki hak iddiası ve enerji tartışmalarından kaynaklandığını hatırlatan gazetenin başyazısında şu ifadeler var:

Yunanistan ile Türkiye arasındaki kavgalar yeni değil. Bunu daha karmaşık hale getiren, gaz rezervlerinde birçok başka ülkenin daha gözünün olmasıdır. Prensipte, geniş rezervlerin bu ülkeleri bir araya getirmesi ve kıyılardaki zenginliklerin de çıkarılıp paylaşılması gerekir. Aslında, Yunanistan, Kıbrıs, İsrail, Mısır, İtalya, Ürdün ve hatta Filistinliler dahil çoğu ülke de bunu yaptı.

Türkiye ise kendisinin devre dışı bırakıldığını gördü. Bu, kısmen Yunanistan’ın saha iddialarından, kısmen de Türkiye’nin otoriter Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Suriye, Libya ve kendi evindeki saldırgan tavırları nedeniyle müttefiklerinin ve dostlarının birçoğunu kendisine düşman etmesinden kaynaklanıyor.

İşleri daha da karmaşıklaştıran, Türkiye’nin NATO üyesi olması, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmaması, Kıbrıs’ın AB üyesi olması ve NATO üyesi olmaması, Yunanistan’ın da her ikisinin de üyesi olması. Bu durum sadakat bağlarının örtüşmesi ve çatışmasına neden oluyor. Bir de, her ne kadar kuzeyi ayrı bir devlet olarak yalnızca Türkiye tanıyor olsa da, Kıbrıs’ın güneyde Rum, kuzeyde Türk olarak ikiye bölünmesi var.

Yunanistan’ın, Türkiye’nin Libya ile yaptığı anlaşmaya yanıt olarak, Mısır ile enerji anlaşması yaptığını duyurması ve kıta sahanlığında daha geniş alanlarda hak iddia etmesinden sonra Almanya’nın bu kördüğümü çözme girişimi de bataklığa saplandı. Türkiye de hemen sonra yeniden keşfe çıktı, operasyonları Yunan donanmasına bağlı bir firkateyn tarafından izlendi.”

AKDENİZ VE AVRUPA ÜLKELERİ İÇİN ‘DAHA BÜYÜK KRİZLER VAR’

New York Times başyazısında, 12 Ağustos’ta Yunan savaş gemisi ile Türk savaş gemisinin çarpıştığını ve Fransa’nın da bölgedeki askerli varlığını geçici olarak arttığını ve bölgede tatbikatların devam ettiğini de hatırlattı. Yunanistan’ın kara sularını 12 mile çıkarması ve Türkiye’nin buna tepki göstermesi de makale de yer alıyor.

Başyazının devamı şöyle:

“Bu krizde tuhaf olan, fosil yakıtlar için yapılan yarış, şimdiye kadar yerini kullanımlarının nasıl durdurulacağı konusunda bir yarışa bırakmış olmalıydı. Özellikle Paris İklim Anlaşması’nın imzacısı olan ülkeler arasında. Ayrıca, enerji fiyatlarında düşüşle sonuçlanan koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan küresel ekonomik yavaşlamayla, Avrupa çok fazla gaza sahip.

Ayrıca, Akdeniz ve Avrupa ülkelerinin, kendilerini meşgul etmesi gereken çok daha ciddi krizler varken – örneğin ekonomi, pandemi, ABD’deki siyasi belirsizlik, Belarus’taki sokak çatışmaları, Rusya’nın Belarus’a müdahale tehdidi – ikincil gerilimlere dalmaları da çok tuhaf görünüyor.

Önceden olsa, kavga eden iki NATO üyesini ayırmak için ABD devreye girerdi, 1996’da Yunanistan ile Türkiye’nin neredeyse savaşa sürüklendiği durum gibi. ABD Başkanı Trump, Erdoğan’a telefon edip müzakere yapması çağrısında bulundu ama etkili olmadı. Trump yönetimindeki ABD, özellikle Trump seçim kampanyası yürütürken tutarlı bir aracı olarak görülmüyor.

Birleşik Krallık da artık Avrupa Birliği üyesi olmadığı için Avrupa’nın meselelerinden çekildi. Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin üyelik için aday olmasına rağmen birliğe girme şansının olmadığı iyice belirginleştikten sonra AB’nin Türkiye üzerinde de baskı gücü kalmadı.

Dolayısıyla, Avrupa Konseyi’nin dönem başkanlığını yürüten Almanya, Türkiye ile Yunanistan’ı müzakere masasına oturtmaya çalışmak için liderlik etti, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas Ankara ile Atina arasında gidip geldi. Arabuluculuk yalnızca bir fedakarlık değil. Köşeye sıkışan Türkiye, yeniden Avrupa’ya bir Suriyeli göçmen dalgası başlatabilir, çoğu da Almanya’ya gitmenin yollarını arıyor. Almanya’da üç milyona yakın Türk’ün de yaşıyor olması, Erdoğan’a kendi argümanlarının da duyulacağı konusunda en azından bir güvence sağlıyor.

Bu önemli. Denizlerdeki anlaşmazlıklarda uluslararası hukuk büyük ölçüde Yunanistan’ın tarafında olsa da, müzakere alanı var ve Türkiye’nin tartışmalı sulardaki keşifleri henüz yasal kırmızı çizgiyi geçmedi.

AB Dışişleri Bakanları Cuma günü Berlin’de bir araya geldi ve Almanya’nın rolünü tasdik etti, AB liderleri Eylül ayı sonunda yeniden görüşene kadar Türkiye’ye yaptırım uygulanması tartışmalarını erteledi.

Savaş kimsenin çıkarına değil, NATO üyeleri arasındaki bir çatışma düşünülemez bile. Ama gerilimler Doğu Akdeniz’deki seviyeye çıktığında, Maas’ın dediği gibi ‘En ufak bir kıvılcım bile felakete neden olabilir.’ Almanya tüm taraflara derhal provokatif askeri tatbikatlara son vermeleri çağrısında bulundu. Bunu da, tartışmalı sulardaki keşiflerin ertelenmesi adımı izlemeli.”

loading...