Akşener: Erdoğan’ı küçük ortağını uyarmaya çağırıyorum

23 Ocak 2021 Cumartesi

Akşener: Erdoğan’ı küçük ortağını uyarmaya çağırıyorum

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, gazeteciler Orhan Uğuroğlu ve Afşin Hatipoğlu ile Gelecek Partili Selçuk Özdağ’a saldırıyla ilgili destek açıklamaları yapan MHP’liler’i hatırlatarak, “Sayın Erdoğan’ı küçük ortağını bu konularda takındığı medeniyet ve hukuktan uzak tutumu konusunda uyarmaya çağırıyorum” dedi.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin ülke gündemi ve dış politikasına ilişkin görüş ve önerilerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“50 milyon doz aşı için anlaşma yaptığını açıkladıktan 3 ay sonra, iktidarın, ancak 3 milyon doz aşıyı temin edebilmiş olması, vatandaşlarımızda haklı olarak hayal kırıklığı yaratmıştır. Bu vesileyle iktidara, aşıyla ilgili olarak, nasıl büyük bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu, bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Vatandaşın gözü kulağı aşıyla ilgili yeni haberlerde.

İktidarın, bu hassasiyete karşılık vermesi şarttır. Çünkü böyle dönemlerde, milletimizin devletine olan güveni çok önemlidir. Aşının temini ve uygulama süreçleriyle ilgili olarak, bilgiler ve takvim net şekilde acilen açıklanmalıdır. Devlet, aşıyı getirmek için gayret sarf etmez. Bulur ve getirir.

“EN ÖNEMLİ MUHATTAP SAYIN ERDOĞAN’DIR”

Son günlerde yaşanan bazı olaylar, maalesef toplumsal huzurumuzu tehdit ediyor. Gazeteci ve siyasetçilere yapılan saldırıları, devletin savcısına yönelen tehditleri, milletimizin hem huzuru, hem de güvenliği açısından kaygı verici buluyorum.

Daha önce yaşanan saldırılarda olduğu gibi, devleti yönetenler, gereken cevabı vermedikçe bu olayların devam edeceğinden endişeliyim. Bu tip olaylar karşısında, ilk tepki vermesi gerekenler devleti yönetenlerdir. Dolayısıyla, son yaşananlarla ilgili olarak, ilk ve en önemli muhatap da Sayın Erdoğan’dır. İçişleri ve Adalet Bakanları da, saldırganlarla ilgili vakit kaybetmeden işlem yapmakla mükelleftir. Çünkü, 83 milyonun can ve mal güvenliğinin sorumluluğu, onların omuzlarındadır.

“SESSİZ KALAMAZLAR”

Kendilerine yönelen en küçük sözlü saldırıya bile en üst perdeden cevap verirken, ülkenin siyasetçisi, gazetecisi, savcısı saldırıya uğrayıp, tehdit edilirken sessiz kalamazlar. Bu olmaz. Bir yandan hukukta reformdan söz edip, diğer yandan bu hukuksuzluklara sessiz kalmak olmaz. Hele ki, saldırganlara arka çıkanlara, bir çift söz edememek hiç olmaz.

Bu vesileyle Sayın Erdoğan’ı küçük ortağını, bu konularda takındığı, medeniyet ve hukuktan uzak tutumu konusunda uyarmaya çağırıyorum.

“İKTİDAR ACİLEN BOŞ KONUŞMAYI BIRAKMALI”

Milletimiz ağır ekonomik koşullarla boğuşurken, sırf siyasi ikbal uğruna, yanan ateşe odun taşımanın manası yok. Milletin derdi, işsizlik. Milletin derdi, kaynamayan tencere. Milletin derdi, özgürlük. Milletin derdi, ödenemeyen faturalar, gelmek bilmeyen ay sonları. İktidar acilen boş konuşmayı, hamaset yapmayı bırakıp, milletimizin gündemine odaklanmalıdır. Yani iktidar, milletimizin kendine verdiği işi yapmalıdır. Emeklilere nefes aldıracak adımları atmalı. Tencereyi kaynatamayan anaların feryadına kulak vermeli, ülkesinden umudunu kesen gençlerimize moral olmalıdır. Eğer bunu yapamıyorsa da, benden bu kadar demeyi bilmeli. Özetle ya bir yol bulmalı, ya da yoldan çekilmelidir.

“İÇERİDE HAMASİ NUTUKLAR ATIP, DIŞARIDA ‘NE VEREYİM ABİME’ DENMEZ”

Tüm dünya, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yönetim değişikliğini dikkatle izliyor. Dünya siyasetinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmelerin gerek bölgesel, gerek de global yansımalarının, ülkemiz üzerindeki olası etkileri üzerine, kafa yormamız gereken bir döneme girdik. Ama böyle bir farkındalığı, maalesef, Sayın Erdoğan ve arkadaşlarında göremiyoruz.

Dış politika, devlet ciddiyeti ile, milletin çıkarları öncelenerek yapılır. İç siyasette sevimli görünmek, oy almak, oyunu cebinde tutmak için yapılmaz. Dış politika, diplomasi kanalları ile yapılır. Parti il kongrelerinde, sosyal medya hesaplarında, Cuma namazı çıkışlarında yapılmaz. İçeride hamasi nutuklar atıp, dışarıda “Ne vereyim abime?” denmez.

Dış politika, stratejik bir akılla yapılır. Dünyadaki değişimleri, kısa orta ve uzun vadede değerlendirip, atılacak adımları, alınacak kararları, devlet hafızası ile belirleyerek yapılır. Dış politikada yapılan hataların sonuçları bir milletin kaderini etkiler. O nedenle, ülkelerin dış politikaları, kişilere göre oluşturulmaz, kişiler arası dostluk ilişkilerine göre belirlenmez, haftada bir politika değiştirilmez.

“ABD İLE İLİŞKİLERİN NASIL OLACAĞI BELİRSİZ”

Dış politika, kurumlararası ilişkilerle yürür. Dostlarla tavla oynamaya benzemez. Eğer, öyle olsaydı, “Kardeşim Esad’ın” Suriye’siyle bu noktaya gelmezdik. Eğer öyle olsaydı, “Dostum Trump’ın” Amerika’sında, giderayak yaptırımlar imzalanmazdı. Eğer öyle olsaydı, oğlunun nikah şahidi Karamanlis’in Yunanistan’ıyla bugünkü sorunlar yaşanmazdı.

Eğer öyle olsaydı, “Kankam Putin’in” Rusya’sıyla bin türlü sorun yaşanmaz, hatta Karabağ meselesinde masanın dışında kalınmazdı. Eğer öyle olsaydı, sebebini bir türlü anlamadığımız şekilde sıkı fıkı bir ilişki yürütülen Katar, dönüp, ülkemize boykot uygulayan Suud’la can ciğer olmazdı.

Biden yönetimi altında, ABD ile ilişkilerin nasıl olacağı da, iktidarın amigoluk seviyesinde takındığı, Trump destekçiliği nedeniyle, an itibariyle belirsiz durumda olan bir ülke.”

 

Benzer Haberler