TPD Şube Başkanı Psikolog Altekin toplu ölümleri TELE1’e değerlendirdi: ‘İntihar bir halk sağlığı sorunudur’

16 Kasım 2019 Cumartesi

TPD Şube Başkanı Psikolog Altekin toplu ölümleri TELE1’e değerlendirdi: ‘İntihar bir halk sağlığı sorunudur’

Nazlı Eda Piyade

İstanbul’un Fatih ve Bakırköy ilçeleriyle Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde yaşanan toplu ölüm vakaları, toplumsal travmanın boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Daha önce de, derinleşen ekonomik kriz karşısında hayatına son veren yurttaşların haberleri şimdi “aile ölümleri” şeklinde görülmeye başlandı. Bu kritik süreci Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı ve TPD İstanbul Şube Kriz, Afet ve Travma Birimi Sorumlusu Klinik Psikolog Dr. Serap Altekin ile konuştuk.

Psikolog Akyürek, ‘toplu ölümleri’ TELE1’e değerlendirdi: Var olan travmalar dalga dalga yayılarak toplumsal travmaya neden oluyor

İntiharın bir halk sağlığı sorunu olduğunun altını çizen Altekin, “Toplumsal travmaların, politik ve ekonomik krizlerin beraberinde getirdiği belirsizlik ve tedirginlik ortamı, toplumun her kesiminde, insanların günlük hayattaki gerginliklerini, geleceğe dair endişelerini arttırır” dedi.

Altekin, psikolojik ve toplumsal olarak intihar vakalarındaki artışta ekonomik kriz dönemlerinin ve belirsizliğin önemli bir depresyon faktörü olduğunun altını çizerken, konuya ilişkin şunları kaydetti:

‘İNTİHAR BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR’

“İntihar, bir halk sağlığı sorunudur. İntihar, basite indirgenmiş bir neden-sonuç ilişkileri ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir olgudur. İntiharı anlayabilmek ve değerlendirebilmek için; görünen ve görünmeyen, içsel ve dışsal, bireysel ve toplumsal, psikolojik, sosyolojik, politik ve ekonomik, akut ve kronik pek çok etkeni titizlikle dikkate almak ve değerlendirmek gerekir.

İntihar, çoğunlukla depresyonla yakından ilişkilidir. Depresyon, kişinin zorluklar karşısında dayanma gücünü azaltır, kırılganlığını arttırır; yoğun bir iç sıkıntısı ile birlikte çeşitli kaygı ve korkuları tetikleyebilir. Kişinin, kendisiyle ve çevresiyle ilgili algıları, inançları ve düşünceleri umutsuzluk ve çaresizlik ekseninde çarpıklaşır ve katılaşır. Fark edilmemiş ve tedavi edilmemiş depresyon, zamanla kişinin psikolojik sağlamlığını, esnekliğini, dayanma ve uyumlanma kapasitesini azaltır; sosyal bağlarını zayıflatır. Çaresizlik ve umutsuzluk, yalnızlaşma ve yabancılaşma ile birleştiğinde intihar riski artmaya başlar.

‘İNTİHAR SOSYOLOJİK VE POLİTİK BOYUTLARI OLAN KARMAŞIK BİR MESELEDİR’

Ancak intihar olgusunu, salt psikolojinin perspektifinden açıklamak eksik ve yanlış olur. Zira, intihar sosyolojik ve politik boyutları da olan karmaşık bir meseledir.

‘EKONOMİK KRİZ DÖNEMLERİ VE BELİRSİZLİKLER…’

Ekonomik kriz dönemleri ve böyle dönemlerin doğasının bir parçası olan belirsizlikler, insanlar için her zaman stres kaynağıdır. Toplumsal travmaların, politik ve ekonomik krizlerin beraberinde getirdiği belirsizlik ve tedirginlik ortamı, toplumun her kesiminde, insanların günlük hayattaki gerginliklerini, geleceğe dair endişelerini arttırır. Uykularda bozulma, kötü rüyalar ve kabuslar, gece diş gıcırdatma, iştahta belirgin düzeyde azalma ya da aşırı derecede artma, baş ağrısı, baş dönmesi, midede yanma ve bulantı, deri döküntüleri gibi somatik şikayetler strese bağlı olarak gözlenebilen en yaygın tepkileri arasındadır.

Ayrıca ekonomik krizlerin ve belirsizliklerin yaşandığı böylesine zor dönemlerde sık gözlenen bu yoğun stres, insanların bağışıklık sistemini zayıflatarak dirençlerini düşürür ve fiziksel hastalıklara daha kolay yakalanmalarına ve hastalandıklarında ise daha zor atlatmalarına neden olur.

‘İŞİNİ KAYBETME, MAAŞINI ALAMAMA SOSYAL HAYATTAN ÇEKİLMEYE NEDEN OLUR’

İşini kaybetme, maaşını alamama, piyasadan alacaklarını tahsil edememe, borçlarını ve hatta faturalarını ödeyememe vb. gibi işsizlik ve iş hayatında yaşanan problemler, bir yanda sosyal hayattan geri çekilmeye ve yalnızlaşmaya neden olurken, diğer yanda yaşanan geçim sıkıntıları aile içi sorunları tetikleyebilir. İçinden çıkması zor bu kısır döngü insanların gittikçe daha karamsar, daha çaresiz ve umutsuz hissetmesine neden olabilir.

‘EKONOMİK ZORLUKLAR, GEÇİM SIKINTISI DEPRESYONA ZEMİN HAZIRLAYAN UNSURLARDIR’

Ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde intihar oranlarında bir artış gözlemlenir, bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değildir, dünyanın hemen hemen her yerinde bu istatistiksel yan yanalık aynıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki intihar karmaşık -yani çok faktörlü- bir olgudur; basit neden-sonuç ilişkileri kurarak açıklamak mümkün değildir. İntihara zemin hazırlayan ve tetikleyici olan pek çok unsur söz konusu olabilir. Ekonomik zorluklar, geçim sıkıntıları, gelecek kaygısı zemininde ortaya çıkan çaresizlik, umutsuzluk, özgüven kaybı, sosyal izolasyon ve yalnızlaşma gibi pek çok faktör intihara ve intiharın ardındaki fark edilmemiş depresyona zemin hazırlayan unsurlardır.

Fark edilmemiş ve tedavi edilmemiş depresyon, politik ve ekonomik krizler gibi zor dönemlerde, geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısı ile tetiklendiğinde büyük bir risk unsuru haline gelebilir.

Ekonomik krizlerin olduğu dönemlerde, kaygı, çaresizlik ve umutsuzluk arttıkça insanlar etraflıca düşünmeden ve yeterince muhakeme etmeden dürtüsel kararlar almaya daha eğilimli olabilir, bu da insanları hata yapma ve hatta maddi manevi zarar görme riskleri ile karşı karşıya bırakabilir. Dolandırıcılık mağduru insanların sayısının kriz dönemlerinde artmasının nedenlerinden biri de budur. Kumar oynamak, şans oyunları oynamak, para kazanmak için türlü yatırım araçlarına yönelmek bir yandan gelecek kaygısını gidermek için başvurulan şeyler olsa da bir yandan da başlı başına başka bir stres kaynağına dönüşür, çünkü ciddi iniş ve çıkışlar, ani ve büyük kayıplara neden olabilir, bu da ruh sağlığını olduğu kadar insanların fiziksel sağlığını da olumsuz yönde etkileyebilecek bir stres kaynağıdır.

‘BİREYSEL SİLAHLANMA, KİMYASAL MADDELERE ERİŞİM…’

Ayrıca, bireysel silahlanma, ilaçlara ve kimyasal maddelere erişim gibi konular da intihar önleme politikalarının önemli gündemleri ve mücadele hedefleri olmak zorundadır. İlgili meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte intihar önleme programlarına yatırım yapmak devletin öncelikli sorumlulukları arasında olmalıdır.

‘İYİ ZAMANLAR VE ZOR ZAMANLAR BİRBİRİNİ KOVALAR’

Krizin doğrudan veya dolaylı olarak neden olabileceği stresin olumsuz etkilerini en aza indirebilmek için yapılabilecek ilk şey, önemli ve öncelikli olan şeyleri belirlemek ve hayat yönetimini mümkün olduğunca bu çerçevede sadeleştirmek olabilir…

Bir diğer anlamlı ve faydalı şey ise, insan temasıdır; sosyal etkileşim ve paylaşımdır. Zor zamanlarda sevdiğimiz insanlara daha çok ihtiyaç duyarız; birbirimizle daha çok vakit geçirmek, daha çok, daha samimi ve daha derinden konuşabilmek, paylaşmak ve dayanışmak bizi ayakta tutan en büyük güç kaynaklarımız olur…

İyi bildiğimiz şeyleri iyi yapmaya devam etmek de yapılabilecek en sade ama en somut şeylerden biridir…

Ayrıca unutmamak gerekir ki, insanlık tarihi boyunca, tıpkı karanlık ve aydınlık gibi, iyi zamanlar ve zor zamanlar da birbirini kovalar. Hatta pek çok buluş ve icat da zor zamanlarda ortaya çıkar; krizler ve getirdiği zorluklar insanlarda yaratıcılığı besleyebilir ve potansiyellerini keşfetmelerine de hizmet edebilir..”

İNTİHAR HABERLERİ MEDYADA NASIL ELE ALINMALI?

“İntihar haberlerinin medyada ve sosyal medyada sunuluş biçimi de kritik bir öneme sahiptir” diyen Altekin, toplu ölümlerdeki benzerliklerin medyada ele alınışının da oldukça önemli bir mesele olduğunun altını çizdi.

“Son haftalardaki örneklerde gördüğümüz gibi, intihar haberlerinde intiharın yöntemi, intihar notu, olay yeri görselleri vb gibi detaylara fazlaca yer verildiğinde, onu takip eden günlerde ve haftalarda benzer vakaların tetiklendiği, yöntemin taklit edildiği gözlenir. Bu dünyanın her yerinde istatistiksel olarak bilinen somut bir veridir” diyen Altekin, “Bu nedenle intihar haberlerinin veriliş biçiminde gerek insani ve vicdani değerlere gerekse teknik ve etik prensiplere sıkı sıkıya bağlı kalmak çok önemli bir sorumluluk ve yükümlülüktür” şeklinde not düştü.

‘SANSASYONEL VE DRAMATİK İFADELERDEN KAÇINMALI’

Altekin, toplu ölüm vakalarının basında nasıl ele alınması gerektiğini şöyle özetledi:

  • Flaş haber olarak verilmemeli.
  • Sansasyonel bir hale getirmeyin, dramatik ifadelerden kaçının, ajitasyon yaratacak dil, üslup ve görseller kullanılmamalı.
  • İntihar davranışını romantize etmeyin, intiharı bir cesaret, bir direniş, bir çözüm olarak lanse etmeyin, intihar eden kişiyi kahramanlaştırılmamalı.
  • İntihar yöntemini ve adli detayları kesinlikle paylaşılmamalı.
  • İntiharın toplumsal boyutlarına, ekonomik ve politik bağlamlarına dikkat çekilmeli.
  • İntihar karmaşık bir olgudur; intihara zemin hazırlayan faktörler, riski arttıran unsurlar, tetikleyici olabilecek etkenler gibi çok faktörlü bir meseledir, bu nedenle haberde intiharı, basite indirgenmiş neden-sonuç ilişkileriyle açıklanmalı.
  • Eğer sinyalleri erken fark edilirse, intiharın önlenebilir olduğunun altı çizilmeli.
  • İntihara ilişkin mitleri (yani yanlış inanışları) ve gerçekleri (doğru bilgileri ve bilimsel verileri) ortaya konulmalı.
  • Depresyon, stres, anksiyete ve travma gibi insanın psikolojik sağlıklılığını ve dengesini bozan, işlevselliğini sekteye uğratan deneyimlere dair uzman görüşlerine, yardım kanallarının neler olabileceğine, yardım ve destek kanallara nasıl ulaşılabileceğine ilişkin bilgilendirmelere yer verilmeli.

Benzer Haberler