Halterde istifa depreminin nedenleri ve geri dönüş

27 Ağustos 2020 Perşembe

Hülya Coşkun

Türkiye Halter Federasyonu Teknik Kurul üyeleri istifa etti. (23-08-2020) Teknik Kurul’u oluşturan altı üyenin istifasının nedeni, “ilkesel düzeyde” Federasyon Başkanı Tamer Taşpınar’la ayrı düşmeleri oldu. Özellikle Halter Kadın Milli Takımı’nda yaşanan iki ana konu, istifaların verilmesinde etkili.

İlk konu, sağlık problemi.

Öğreniyoruz ki; 26 -Temmuz-2020, yani Kurban Bayramı öncesi, Halter Kadın Milli takım ve teknik ekibi, Kovid-19’a yakalanmış. Bunun üzerine virüsü kapan sporculardan bir kısmı evine gitmiş.

Bir kısmı kampta, 14 günlük karantinada kalmış ve antrenman yapmaya devam etmiş. Bu sırada milli takımın kamp yaptığı yerde antrenmana gelip giden çocuklar varmış. Bu kamp alanına gelip gidenlerin sağlık durumları bu nedenle endişe verici. Çünkü onların takipleri yapılmamış.

Halter takımı antrenörü de virüs kaptığı için evinde kendini karantinaya almış. Masör virüs kaptığı için evinde, karantinada. Milli Takımın Kovid-19’a yakalanması ve devam eden zaman içerisinde federasyondan, başkan dahil kimse teknik kadroyu ve haltercileri arayıp sormamış. Ülkemizi temsil eden büyük başarılara imza atan Halter Kadın Milli Takımı ve teknik ekip kendi başına bırakılmış. Dolayısıyla toplu olarak izlenecek yol da belirlenmemiş.

..

Profesyonel davranılmış olsaydı, kampta izolasyon gibi bir durum olmazdı.

Ekibi oluşturan herkes toplu karantinaya alınırdı.

Ekibin tamamına toplu izolasyon uygulanır ve temas sadece çevreyle değil birbirleriyle de kesilirdi.

Karantinaya alınmaları gereken milliler ayrı ayrı odalarda tutulurdu.

Düzenli sağlık takipleri yapılırdı.

Profesyonel yaklaşım görmeyen Kadın Milli Haltercilerimiz kendi kendilerine çare aramak zorunda bırakılınca, ilgisizliğe karşı seslerini duyurmak için, CİMER’e  (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) bir yazı yazmış.

Ancak oradan da millilerle bir ilgi gelmemiş.

Sonra neler mi olmuş?

Orası tam bir ironi!

Kendi başlarının çaresine bakmak zorunda bırakılan milli ekip; antrenör, masör ve sporcular 14 günlük karantinadan sonra iyileşmiş.

Kamp dışında karantinaya girenler 15. günde kampa, diğer sporcuların yanına gelmiş.

Hep beraber kampa devam edecekler.

Edemiyorlar.

Çünkü Federasyon Başkanı, Kovid-19 gerekçesiyle kampı iptal ettiği bilgisini iletiyor. Bunu Genel Sekreteri aracılığıyla yapıyor.

Kararı da  antrenör ve teknik ekibe değil, sporculara iletmesini söylüyor.

Kamp iptal ediliyor.

Spor federasyonlarının yönetsel işleyişi böyle olmaz.

Bir kere, sporculara ilgisiz kalan ve görev /sorumluluğunu, özellikle sağlık gibi önemli bir konuda göstermeyen başkan, kampı iptal edemez.

Kişisel karar verip uygulayamaz.

Karar,  antrenör ve teknik ekip /sağlık ekibiyle konuşularak alınır.

Ekibin kararı doğrultusunda federasyon hareket eder.

Alınan kararı ise, antrenör ve ekibi sporculara bildirir.

Yönetme işinin yolu yöntemi, asgaride düzeyde bu şekilde olur. Olmamış.

İkinci konu ise milli takıma girecek sporcuların kararı.

Halter Federasyonu Başkanının Mili Takıma seçilecek oyuncularda söz sahibi olmak istiyor.

Başkan Tamer Taşpınar, Kadın Halter Milli Takımı’na sporcu “aldırmak” istiyor.

Bu amacını gerçekleştirmek isterken teknik ekibi karşısında buluyor.

Teknik ekip federasyon başkanına “Milli takıma seçilmek hak işidir, aldırma işi değildir” diyor. Kendisine, Milli Takım’a katılmanın, bu spor dalını  ve  ülkeyi temsil etmenin torpille olamayacağı ifade ediliyor.

Israr ettiği yönetim anlayışının ise;  sporun eşitlikçi, yarışmacı doğasına aykırı olduğu, adaleti ve güveni ortadan kaldıracağı özellikle vurgulanıyor.

Teknik Kurul, Milli takım kadrosunda  “torpil” ile yer almaya uzun süre izin vermiyor.

Ancak gelinen son  noktada “ilkesel düzeyde” Federasyon Başkanı Tamer Taşpınar’la ayrı düştüklerini ifade ederek, yönetsel konuların çözülemeyeceği düşüncesi içerisinde istifa ediliyor.

Kurul üyelerinin toplu istifa etmesi vesilesiyle bilgilendiğimiz ve detayına bulaştığımız bu spor dalındaki önemli yönetsel sorunlar, diğer spor branşlarında kim bilir neler yaşanıyor sorusunun sorulmasına ve büyük bir endişeye neden oluyor.

Oysa, küresel ölçekte spor kurumlarında sorumluluk alan spor yöneticilerinin çalıştıkları alanlar; muhasebecilerle, avukatlar, insan kaynakları yöneticileri, vergi uzmanları, hükümet politika danışmanları, proje yönetimi personeli, mimarlar, pazar araştırmacıları ve medya uzmanları, spor acenteleri, spor bilimcileri, antrenörler, yetkililer ve gönüllülerden bahsetmeye bile gerek yok. Spor yöneticileri, teknolojik gelişimin potansiyelini ve aynı zamanda gelecekteki operasyonlar üzerindeki olası etkisini anlamaya çalışıyor.

Bizde ise son yirmi yılda gelinen noktada ki bozulmalar bugün sporu ve sporcu sağlığını tehlikeye atabilecek sınıra varmış durumda. Tek kişiyle yönetilmeye çalışılan, spor yönetiminden uzak kulüpler ve spor kurumlarıyla ülkede güçlü, sağlıklı ve başarılı bir spor kültürü yaratmak mümkün değil.

Bu nedenle spor alanında iyi yetişmiş insan kaynağının alanına sahip çıkması gerekiyor.

Not: Ben bu üzücü, düşündürücü satırları sizlerle paylaşmak üzere yazarken, kurul üyelerinin istifalarının Federasyon Başkanı tarafından kabul edilmediği ve federasyon seçimine kadar (üç ay sonra) üyelerin görev konularının devam etmesinin istendiği haberini aldım. Federasyon Başkanı’nın hatasından dönen, özür dileyen bu adımını devam ettirmesini ve kurul üyelerinin görüşlerini önemseyen bir yönetim anlayışı içerisinde görev süresini doldurmasını diliyorum.

 

 

 

 

 

Benzer Haberler