Tahir Elçi cinayetinde en kritik delillerin yok edildiği öne sürüldü - Tele1
Connect with us
TELE1 TV CANLI YAYIN

Haber

Tahir Elçi cinayetinde en kritik delillerin yok edildiği öne sürüldü

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki tarihi Dört Ayaklı Minare önünde yapılan basın açıklaması sırasında katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetine ilişkin en kritik delilinin Adli Tıp Kurumu Başkanı’nın emriyle silindiği öne sürüldü.

2015’te, Diyarbakır ve bölgedeki çatışmaların  durması ve tarihi yapıların zarar görmemesi için açıklama yaptığı sırada silahlı saldırıda katledilen Elçi’nin, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Adli Tıp Kurumu’nda yürüttüğü soruşturmada ifade verdiği belirtilen Adli Bilimler Genetik Doktoru Mehtap Altuğ’un ifadesinde, cinayete ilişkin delillerin UYAP sisteminden silindiğini söylediği iddiası ortaya atıldı.

Boldmedya’dan Cevheri Güven’in haberinde şunlar kaydedildi:

“Tahir Elçi suikastında faili ortaya çıkartabilecek en önemli kanıtın, Adli Tıp Kurumu’nda dosyadan çıkartıldığı ortaya çıktı. Delilin yok edilmesi olayını İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda çalışan Adli Bilimler Genetik Doktoru Mehtap Altuğ, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Adli Tıp Kurumu Soruşturmasındaki resmi ifadesinde anlattı. Ancak konunun üstü kapatıldı.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te Diyarbakır’ın Sur ilçesinde silahla vurularak öldürüldü. Elçi’yi vuran kurşunun hangi silahtan çıktığı aradan geçen dört yıla rağmen tespit edilemedi.

Etkin bir soruşturma yürütülmediğine dair Elçi ailesi ve hak savunucularının itirazları devam ederken, suikastı aydınlatabilecek en önemli delilin dosyadan çıkartıldığı ortaya çıktı.

Elçi dosyasına ait deliller Adli Tıp Kurumu’na geldikten sonra; Adli Tıp Uzmanı Arif Bingöl, Elçi’nin vurulduğu sokaktan toplanan delilleri incelemeye aldı. Bingöl, deliller üzerinden DNA izi toplamaya yarayan eküvyon çubuğu üzerinde erkek DNA’sı tespit etti ve bunu kayıt altına alarak UYAP sistemine girdi. Ancak Adli Tıp Kurum Başkanı Yalçın Büyük’ün talimatıyla bu delil dosyadan çıkartıldı. UYAP’taki dosyasının onayı ise Daire Başkanı Bestami Çolak tarafından iptal edildi. Böylece faili ortaya çıkartabilecek en önemli delil karartıldı.

EMNİYET, ‘TANIK’ SIFATIYLA İFADE VERDİ

2001 yılından beri İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda Adli Bilimler Genetik Doktoru olarak çalışan Mehtap Altuğ, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen 2016/68697 sayılı soruşturma çerçevesinde 3 Ağustos 2016’da İstanbul Emniyeti Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde ‘tanık’ sıfatıyla ifade verdi.

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na yönelik Cemaat soruşturması kapsamında, kurum personelinin bilgisine başvurulan soruşturma çerçevesinde ‘tanık’ sıfatıyla ifade veren Mehtap Altuğ, ifadesinde kuruma dair tüm bildiklerini anlatırken Tahir Elçi soruşturması sırasında karşılaştıklarını da anlattı.

İfadesini 3 Ağustos 2016’da veren Altuğ’un Tahir Elçi’yle ilgili delil karartılmasıyla ilgili anlattığı bilgiler, ifade verdiği tarih itibariyle dört aylık taze bilgilerdi. Altuğ, şu anki Adli Tıp Kurumu Başkanı Yalçın Büyük’ün talimatıyla yapılan delil karartmayı tüm ayrıntılarıyla resmi ifadesinde anlattı.

DELİLLER, ADLİ TIP UZMANINA ZİMMETLENDİ

Tahir Elçi’yle ilgili delil torbaları içerisinde, ‘Kovan, eküvyon çubukları ve kamera cihazları’nın bulunduğu dosyanın Adli Tıp Uzmanı Arif Bingöl’e zimmetlendiğini anlatan Mehtap Altuğ, dosyanın diğer iki partnerinin ise kendisi ve Turgay Kandemir olduğunu anlattı. Yapılan çalışmada Arif Bingöl’ün, bir eküvyon çubuğu üzerinde Erkek DNA profiline ait tespit yaptığını belirten Mehtap Altuğ, ardından yukarıdan gelen baskıyla bu delilin yok edildiğini söyledi. Altuğ, söz konusu delilin Arif Bingöl tarafından UYAP’a da girildiğini ancak bağlı bulundukları bölüm başkanı Bestami Çolak’ın UYAP girişini sonradan reddettiğini anlattı.
Mehtap Altuğ’un ifadesi şöyle:

‘En son yaklaşık dört ay önce Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin ölümü ile ilgili olarak delil torbaları içerisinde kovan, Eküvyon çubukları vardı, kamera cihazları vardı. Bu dosya uzman olan Arif BİNGÖL’e zimmet verildi. Dosyanın diğer partnerleri ben ve Turgay KANDEMİR idik. Polisin yapmış olduğu incelemede bir eküvyon çubuğunda DNA bulunamadı şeklinde belirtilmişti. Ancak Arif BİNGÖL Erkek DNA profiline ait tespit yaptı. Bu durum rapor olarak UYAP projesine girildi. Arif BİNGÖL yazıyı e-imzalı olarak bana gönderdi. Ben yazıyı sistem üzerinden imzaladım. 3. partner de imzaladı. Evrak biyoloji bölüm başkanı Bestami ÇOLAK’ın imzasına sunulmak üzere sistemden gönderildi. Bölüm Başkanı Bestami ÇOLAK benimde bulunduğum bir ortamda Arif BİNGÖL’e kurum başkanı Yalçın BÜYÜK’ün ve Başkan Yardımcısı Ömer MÜSLÜMANOĞLU da dosyadan o maddeyi çıkartın şeklinde talimat verdi dedi. UYAP yargı ağı sisteminden ise Bestami ÇOLAK dosyayı reddetti. Dosya içerisinde DNA analizlerinin yeraldığı kurum içi laboratuvar programı ALİS isimli program içerisinde yer almaktadır. Bu husus sabittir. Kurum Başkanı Yalçın BÜYÜK, Başkan Yardımcısı Ömer MÜSLÜMANOĞLU ve bölüm başkanı Bestami ÇOLAK’ın talimatı ile bulunan DNA örneği dosyadan çıkartıldı. Yukarıda da izah ettiğim gibi dosyanın sahibi Arif BİNGÖL DNA örneğini dosyadan çıkartarak yeni bir dosya hazırlandı ve bu yeni dosya imzalanarak Diyarbakır’a gitti.’

TALİMATI VEREN ÜÇLÜ, AKP DÖNEMİNİN YILDIZLARI

Adli Bilimler Genetik Doktoru Mehtap Altuğ’un ifadesinde ismi geçen Adli Tıp Kurumu’nun üç yöneticisi de AKP’nin Adli Tıp Kurumu’nda gerçekleştirdiği tasfiyelerin ardından yıldızı parlamış isimler ve halen kurumun en kilit üç pozisyonunda bulunuyorlar.

Yalçın Büyük, Cemaate yönelik Adli Tıp Kurumu’ndaki tasfiyelerin ardından 04.06.2013 tarihinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’na atandı ve altı yılı aşkın süredir bu görevde.

Ömer Müslümanoğlu Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı; Bestami Çolak ise Adli Tıp Biyoloji İhtisas Dairesi Başkanı olarak halen görevde.

DNA İZİ FAİLİ ORTAYA ÇIKARTABİLİRDİ

Tahir Elçi’nin ölümüne neden olan kurşun, alnından çıkarak vücudunu terketmesi nedeniyle sokaktan toplanan mermilerdeki DNA izi en kritik delildi. Elçi’nin vurulduğu sokakta çok sayıda mermi çekirdeği bulunurken, hangisinin Elçi’yi öldürdüğünün belirlenebilmesi için çekirdek üzerinde Elçi’ye ait DNA’nın bulunması gerekiyordu.

Elçi’nin DNA’sının bulunduğu mermi çekirdeğinin üzerinde yapılacak balistik inceleme ise kimin silahından çıktığını kolaylıkla ortaya çıkaracaktı.

Konuyla ilgili bilgi veren adli tıp uzmanlarına göre, dosyadan silinen DNA raporu, bir güvenlik görevlisini işaret edebileceği için ortadan kaldırılmış olabilir.

Elçi’nin öldürüldüğü sokakta çok sayıda polisin silahını ateşlediği kameralara da yansımıştı. Londra Üniversitesi’nin raporuna göre ise Tahir Elçi’nin sadece üç polisten birinin ateşiyle vurulması mümkündü.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı Elçi’nin otopsi raporunda ‘Kişinin vücuduna isabet eden mermi, ense soldan kafasına isabet ederek öne, aşağıdan hafif yukarıya ve soldan hafif sağa seyirle kemik kırıkları, ayrıca beyin-beyincik kanaması ve harabiyet yaparak alın sol taraftan vücudu terk etmiştir’ denilmişti.

Sokakta bulunan hangi mermi çekirdeğinin Elçi’nin vücudundan çıktığı, eküvyon çubuğuyla alınan DNA örneğinde ortaya çıkabilecekti.

DNA RAPORU ALİS’TEN SİLİNDİ Mİ?

Arif Bingöl’ün hazırladığı eküvyon çubuğunda bulunan erkek DNA’sına ait rapor UYAP sisteminden çıkartılsa da Mehtap Altuğ’un verdiği bilgiye göre; Adli Tıp Kurumu’na ait laboratuvar veri sistemi ALİS’te kayıt altında.

Altuğ’un verdiği ifadeden sonra Elçi dosyasındaki delilin yok edilmesine dönük Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir soruşturma başlatılmadı. Altuğ’un ifadesi Adli Tıp Kurumu’na ilişkin süren yargılamada mahkeme dosyasına da girdi. Ancak mahkeme tarafından da suç duyurusunda bulunulmadı. Bu nedenle ALİS sistemindeki delilin akıbeti de bilinmiyor.

Elçi’nin ölümü ile ilgili adli tıp kurumu tarafından düzenlenen ilk rapor davanın çözümüne katkı sağlamazken Londra Üniversitesi’nin ayrıntılı raporu sonrası Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor istenmiş ancak kurum dosyayı iade etmişti.

EKÜVYON ÇUBUĞU

Ucunda pamuk bulunan steril numune alma aparatlarına eküvyon çubuğu deniyor. Olay yerlerindeki DNA tespiti yapabilmek için, kan gibi sıvılar eküvyon çubuğuyla alınıp adli laboratuvarlara gönderiliyor.”

Advertisement