Gülseren Budayıcıoğlu, TBMM Komisyonu’nda konuştu

Yayın tarihi: 6 Ekim 2021 Çarşamba 9:44 pm - Güncelleme: 6 Ekim 2021 Çarşamba 9:44 pm

Psikiyatr ve Yazar Gülseren Budayıcıolu, TBMM Kadına Karşı Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu’nda üyelere sunumda bulundu. Budayıcıoğlu, kadına karşı şiddette dünyada da ciddi bir artış olduğunu belirtti.

Gülseren Budaycıoğlu, kadına karşı şiddeti uygarlığın da durduramadığını söyleyerek rakamların yüksek olduğunu, Amerika’da psikopat ve seri katillerin olduğunu, Türkiye’de ise aile içi şiddet, ilişkilerde ortaya çıkan şiddet ve namus cinayetlerinin öne çıktığını söyledi. Budaycıoğlu, “Bizim beyinlerimizin içinde ‘namus işiyse eğer kocası o kadını öldürebilir.’ Ama aynı şey erkekler için tabi ki asla söz konusu değil. Yani erkek karısını aldatabilir, hatta karısını aldatıp bir başkasıyla ilişki içindeyse karısı buna itiraz ederse yine onu öldürüp şiddet gösterebilir. Ama kadınlarla erkekler burada çok farklı değerlendiriliyor, zihinlerimizde. Zihinlerimizin içinde, biz ona kolektif bilinç dışı diyoruz, yazılı maddeler vardır. Mesela erkek üstündür yazıyor. Gerçek insan erkektir yazıyor” dedi.

“NEREDEYSE RUTİN”

Budayıcıoğlu, kitaplarından uyarlanan dizileriyle insanlara doğru mesajı vermeyi hedeflediğini, yanlış örneklerin insanların hayatında nelere mal olduğunu göstermek, anlatmak istediğini kaydederek şunları söyledi: “Fiziksel şiddeti hiç olmazsa annelerimizin fırlattığı terliklerle yaşayabilsek çok güzelmiş. Ben onu sevgi dolu terlikler olarak düşünürüm hep. Ama özellikle kırsal kesimde çocuk dövmek arada bir ‘karıyı’ dövmek neredeyse rutin ülkemizde. Bir insan dünyaya geldiği zaman şiddetle öyle ya da böyle tanışırsa ya da buna tanıklık ederse veya sonra da iki tane ona çarpıyorlar daha şiddetli olaylara tanıklık ediyor, yaşıyor.”

Gülseren Budayıcıoğlu çocukluğunda şiddete tanık olan bireylerin ileriki dönemde de hayatlarına bunun dahil olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Kadın veya erkek bu insanlar yetişkin oldukları zaman bu şiddeti hayatlarına mutlaka ama mutlaka bir şekilde dahil ederler. Nasıl ederler? Ona şiddet gösteren kişiyi gözünden görür, tanır ve başkasına değil o kadın gider, o adama aşık olur. Neden, niye yani? İçinizden onu demiyor musunuz, neden şiddeti arıyor, sarıp sarmalayacak adam dururken bunu niye tercih ediyor? Bu tercihler zaten bilinçli olmaz. Bilinç dışımız ona götürür ve ona aşık olmamızı sağlar. Şiddet iki türlüdür ya şiddeti gören biri ya gösterecek ya da görecek. Bu böyle düello gibidir. Bir evde bir taraf daha baskınsa o şiddet gösteren taraf olur. Diğeri de şiddeti güya reddeder ayrılmalara kalkar itiraz eder. Ama hepiniz çevrenizde biliyorsunuz, kocasından dayak yiyen ama devam eden ayrılıklara tanık oluyoruz. Çünkü ana dilimiz şiddet olmuşsa insanlar bir şekilde hayatlarının bir yerinde bu şiddeti bulunduruyor. Eğer bunun kökünü kazımak istiyorsak mutlaka aile içi şiddeti durdurmak durumundayız. Bunu durdurursak gelecek kuşakların çok rahat edeceklerine inanıyorum. Hatta ben buna şiddet zinciri diyorum. Atalarımızdan, yıllar yıllar önceden geliyor bu ve herkes gördüğünü uyguluyor. O zinciri bugün birimiz kırabilirsek şiddet görmüş ve yaşamış biri kendi evine o şiddeti sokmamayı başarabilirse bakın o sülaleyi kurtarır. Daha sonraki nesiller bu işten paçayı kurtarmış olur.”

Gülseren Budayıcıoğlu, eşinden şiddet gören bir kadının adli makamlara başvurup, rapor alması gerektiğini kaydederek, “Eşin bunu ciddiye aldığını bilsin, ya da ilk sefer de ki; ‘Ben bunu götüremeyeceğim.’ Şiddeti bir kere uyguladıysa bunu tekrar yapma ihtimali tekrar yüzde yüzdür. Öldürülen ya da çok ağır yaralar alan kadınların çoğu uzun zamandır bu. Daha dün ilk şiddeti görmüş ikinci günde öldürülmüş değil. Çünkü eşinin ya da sevgilisinin ‘ben artık seni istemiyorum, ayrılmak istiyorum’ demesini erkekler hakaret kabul ederler ve buna müthiş bir tepki doğar içinde. Yakarır, hediyeler getirir. Aşkı devam ederken bir taraftan da ‘sen bir gel bakalım, sen bir ayrılık işinden vazgeç de ben sana bunların bedelini ödetirim’ hissi var. Ve biz bunu hiç hissetmeyiz. Her ayrılık denemesi erkeği daha fazla şiddete yönlendirir. Kadınlarımıza şöyle demek isterdim; ‘Bir kere karar alın ve mutlaka arkasında kalın kararınızın.’ Erkekler, ‘son bir defa konuşalım’ diye çağırır. Bu bizim ruhsal dünyalarımızla ilgili kadın da o kadar dolmuş ki niye kabul edecek içini boşaltacak. Adama bu konuda feryat edecek. Bu niyetle gider kadın oralara. Aman ha kararlı duruş çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

Budayıcıoğlu, merkez karakollarda uzman psikiyatristler bulundurulabileceğini kaydederek, “Paranoid erkekler konusunu söyledim, biraz ütopik olacak ama psikiyatristleri etkin kullanabilir miyiz? Merkez karakollarımızda bu konuda eğitim almış uzman psikiyatristler bulundurabiliriz. Eşini öldürmeye kararlı bir adamı bir kaç kere psikiyatrist ile görüşmekle bu kararından vazgeçirebileceğimizi düşünüyorum. Biri onu anlarsa o zaman kendine başka türlü bakabilir o adamlar. Bu tür komisyonların kullanılabilmesi diğer uzmanlarımızın acaba bu şikayetleri yargıya bu şekilde başvuran kadınlarımıza daha kolay ulaşılabilmesi sağlanabilir mi, diye düşünüyorum. Eğitime çok ihtiyacımız var, kadına şiddet konusunda yeni çıkarılacak yasaların ve düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini hepimiz bekliyoruz. Her şeyi devletten beklememeliyiz. Toplum olarak biz sahiplenmeliyiz” açıklamasında bulundu.

Twitter’dan Taliban kararı