Gezi direnişi davasında Kavala kararı | Mahkeme ‘reddi hakim’ talebini reddetti, avukatlar salonu terk etti, hakim salonu boşalttı

28 Ocak 2020 Salı

Gezi direnişi davasının 5. duruşması bugün Silivri’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 819 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı verilen duruşmada adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması talebi de reddedildi. Kavala’nın serbest bırakılmaması kararına, AİHM’in Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğine ilişkin kararının kesinleşmemesi, AYM’nin de hak ihlali bulunmadığına hükmetmesi gerekçe gösterildi.

 

Ali İsmail’in ölümüne neden olan polis, Gezi davasına ‘zarar gören şikayetçi’ olarak katılacak!

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, Mahkeme Başkanı’nın Bakanlığın, AİHM kararı hakkındaki cevabı gönderdiği ama kararın henüz kesinleşmediğinin belirtmesiyle başladı.

KAVALA’NIN AVUKATI MAHKEME HEYETİNİN REDDİNE İLİŞKİN KONUŞTU

Osman Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar, mahkeme heyetinin reddine ilişkin konuşacağını belirterek söz aldı. Bayraktar, şunları kaydetti:

“Usul Kanunu (CMK), Murat Pabuç’un dinlenmesiyle tam 7 yönden ihlal edilmiştir. CMK’nın 58/3 gereğine dayandırıyorsunuz kararınızı ama bu bir gerekçe değil. Bu kanun maddesinin tıpa tıp nakledilmesi. Böyle gerekçe olmaz. Maddeye bakıyoruz, tanığın dinlenmesi sırasında ise ses ve görüntü ile aktarma yapıp soru sorma hakkı saklıdır. Dinlemelerinizde hiçbir şekilde sesli aktarma bulunmadınız bu birinci hata. İkinci hata; görüntülü aktarma yapın. Biz başka bir yerde bulunacağız. O ekrandan bize aktarma yapılacak. Üçüncüsü, soru sorma hakkı hazır bulunma hakkı olan kişilere kullandırılmamıştır.

Siz, ‘sorularınızı yazılı verin’ diyorsunuz. Hayır. CMK soru sorma hakkı saklıdır diyorsa, savunmanın bir hakkı olarak söylüyorum, soru sorma hakkı bir çeşit çapraz sorgunun uzantısı olarak buraya konmuştur. Soruların yazılı olarak söylenmesi kanunun esasına aykırıdır. Biz nasıl hazır bulunma hakkına sahipsek ve bundan vazgeçmiyorsak, Cumhuriyet Savcısı da hazır bulunma hakkına sahip. Nasıl o hazır bulunduruluyor da biz bulundurulmuyoruz ya da ses ya da görüntü aktarımıyla dinlendirilmiyoruz? Ceza yargılaması uyarınca savcı ile savunma makamı eşittir. Bu silahların eşitliğine ve Anayasa’daki eşitlik kuralına aykırıdır.

KAVALA’NIN AVUKATI: KANUNA AYKIRI DELİL ELDE ETTİNİZ

Diyorsunuz ki, ‘burada hayati tehlike vardır.’ Hangi hayati tehlike? Bunu neden açıklamıyorsunuz? Pabuç ile bizim aramızda geçmişte nasıl bir olay gelişti de tehlike arz ediyoruz? Bunu açıklamanız lazım. Dolayısıyla 25 Aralık ve 20 Ocak tarihli dinlemelerinizle, CMK’da belirtilen kanuna aykırı delili elde ettiniz. Bunu kabul etmiyoruz. Bunu biz kabul edersek o zaman yargılama yapmaya gerek yok. Dolayısıyla heyetin gerçekten reddi gerekmektedir. Bu söylediklerim Türkiye’nin en büyük 12 Barosu tarafından da ortaya konmuştur.

Tanık bizden gizli dinleniyor. İfadeleri bir kısım avukatlara gönderilirken bir kısmına gönderilmiyor. Yani kanuna aykırı delil aynı zamanda kaçırılmak isteniyor. Bu nedenle yargı görevini yapan avukatlar olarak CMK 24-25 uyarınca reddediyoruz ve sizin bu davaya devam etmemenizi savunma hakkımızın bir parçası olarak talep ediyoruz.”

‘TANIK MURAT PABUÇ MAHKEMEYİ YANILTMIŞTIR’

Bayraktar’ın ardından söz alan avukat Turgut Kazan, davanın tanığı olarak dinlenen Murat Pabuç’un dava avukatlarına LinkedIn sitesinden bağlantı gönderdiğini ifade ederek şunları söyledi:

“Biz o dilekçede size Murat Pabuç’un Linkedin’den müdafilere davet gönderdiğini açıkladık. Bunu bilirkişiye de bildirdik. Sanık müdafiilerine davet gönderen ve o koşullarda dinlenen tanığın durumunun ne olduğuna bakmanız gerekmez mi? O davetin sadece sanık müdafiilerinden Aslı Kazan’a değil başka müdafiilere de gönderildiğini bilgilerinize sunmak istiyoruz. LinkedIn sitesinden Murat Pabuç, Aslı Kazan’a davetiye gönderiyor ve “bağlantı kurmak” istiyor. Hayati tehlike var diye dinlediğiniz Murat Pabuç. LinkedIn’de kişilere bağlantı kurma başlığı altında uzman sistemin kendi uyarısını aktarıyor. Bağlantı kurmak istediğiniz kişiye davet yollayarak profesyonel ağınıza katılmanızı isteyebilirsiniz. Davetinizi kabul eden kullanıcılar birinci derece bağlantı olur. Sayın Başkan, sayın üyeler hayati tehlikeden bahsettiğiniz kişi için bu uyarılar yapılıyor. ‘Sizin bilgilerinize ulaşabileceği için yalnızca tanıdığınız kişilere davet gönderin’ uyarısı yapıyor. Ama hazır bulunma hakkına sahip Av. Aslı Kazan, o dinlemede hazır bulunursa hayati tehlike yaratacağını düşündüğünüz bu olayda Aslı Kazan’ı tanıyormuş. Ona davet yolluyor ancak Aslı Kazan kabul etmiyor. İkinci bir örnek var. Sadece Aslı Kazan’la yetinmiyor. Av. Evren İşler’e de davet yolluyor. Sunduğumuz bu iki davet, can güvenliği nedeniyle yoklukta alınan ifadenin ne kadar yanlış olduğunu apaçık gösteriyor. Murat Papuç, mahkemeyi yanıltmıştır, mahkeme yanılmıştır. Sizin can güvenliği nedeniyle verdiğiniz karar, avukatlara tehlike yarattı. Murat Papuç’la ilgili suç duyurusunda bulunulmalıdır.”

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI: SAVUNMADAN KAÇIRARAK İFADE ALDINIZ

Can Atalay’ın avukatı İstanbul barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu da şunları söyledi:

“Önceki celse verilen kararda akıl sağlığı tartışmalı olan kişiyi savunmadan kaçırarak ifade aldınız. Biz İstanbul Barosu tarihine böyle bir utancı yazmak istemiyoruz. Burası yüksek güvenlikli bir yer bunu geçiyorum ama avukatlar hiçbir biçimde olayın, sanığın, tanığın kendisiyle özdeşleştirilebileceği kişiler değildir. Bu konunun zabıtlara geçmesinin savunma tarihi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Heyetinizin vaktiyle özel olarak kurulmuş olması, uygulamaların da bizim açımızdan çok özel anlamlar teşkil etmesi dolayısıyla bugün itibariyle tahammül noktasını geçtiğinizi özellikle vurgulamak istiyorum. Bu karardan dönülmesini ve bu hukuka aykırı delilin dosyadan çıkarılmasını aksi halde meslektaşlarım tarafından dile getirilen reddi hakim talebinin yerine getirilmesini talep ediyorum.”

AVUKAT İLKİZ, PABUÇ’UN İFADESİNDEN HAREKETLE SORULAN SORULARI HATIRLATTI: TAVRINIZ NEDENİYLE HEYETİNİZİ REDDEDİYORUM

Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın avukatı Fikret İlkiz de şunları ifade etti: “28 Haziran 2016 Pazartesi günü, 31 Mart 2016 Perşembe, iddianameye baktığımızda Arap Baharı ile başlar. Murat Papuç, ifadesinden yola çıkarak pek çok soru sormuşsunuz. Murat Pabuç da, ’15 yıldır bütün dünyayı etkileyen işte Arap Baharıdır’ diyor. Siz bu ifadenin tamamının gelmesini istediniz. Dosyaya ne şekilde girdiğiniz bilmiyoruz ama 17 Aralık 2019 tarihli, 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan savcılık yazısında ifadenin tamamının olmadığı söyleniyor. Kim yolladı bilmiyoruz. Özellikle ifadenin belli bir yerine gelindiğinde, 28 Mart 2016’da (ifadeye) ara verilmiş. Ara verildikten sonra, 31 Mart 2016’da devam etmiş. Arada kalan günlerde ne oldu? Siz sormadınız. Biz olsaydık sorardık. Bunu nasıl sormazsınız diye size sorma gereği duymuyorum. Bunlara rağmen Murat Pabuç sizin için bulunmaz bir tanık haline geldi. Size hiç güvenimiz yok. Biz Gezi’yle ilgili olarak ‘yapmadım, etmedim, bilmiyoruz’ demiyoruz. Herhangi birini bizim yüzümüzden tutuklu tutmayın. Murat Papuç’la ilgili tavrınız nedeniyle heyetinizi reddediyorum.”

‘HEYETİNİZ KANUNA AYKIRI DAVRANMIŞTIR’

Yiğit Ali Ekmekçi’nin avukatı Hasan Fehmi Demir, mahkeme heyetinin hukuka aykırı davrandığının altını çizdi. Demir, şunları söyledi:

“CMK md.58 gereği “tanıklar, karar alınması halinde taraflar olmadan da dinlenir, bu halde sesli görüntülü kayıt yapılır.” Heyetiniz buna göre kanuna aykırı davranmıştır. İlk celseden itibaren dava dosyasına gelen belgelerin okunması konusunda da usule uymadığınızı görüyoruz. Bu nedenle de reddediyoruz. Yunus Fındık, ‘şikayetçi değilim’ diyor, siz katılmasına karar veriyorsunuz. Ahmet Güçlü, Emre Polat, Erdoğan Akyüz, “katılmak istemiyorum” diyor. Siz katılmasına karar veriyorsunuz. Bu açıkça kanuna aykırıdır.”

AVUKAT DEMİR: SİZ BİR KATİLİ, KATİL OLDUĞU İÇİN DOSYAYA KATILMA TALEBİNİ KABUL ETTİNİZ

Mevlüt Saldoğan, Ali İsmail Korkmaz’ın katili. 13 yıl hapis cezası almış eyleminden ötürü. Saldoğan, ‘Eskişehir’de Ali İsmail Korkmaz’ın ölümü nedeniyle beni suçladılar, ceza aldım, KHK ile çıktım’ bu sebeple ‘aile birliği bozulmuş, işsiz kalmış.’ Siz bir katili, katil olduğu için dosyaya katılma talebini kabul ettiniz.”

MAHKEME BAŞKANINA TEPKİ

Avukat Demir’in sözlerinin üzerine Mahkeme Başkanı, iddianameye göre polise taş attıkları için katılma talebinin kabul edildiğini ifade etti. Salonda bulunan Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Mahkeme Başkanı’nın sözlerine itiraz etti. Mahkeme Başkanı’nı ‘Acınızı anlıyorum’ demesi üzerine salondan tepkiler yükseldi.

AVUKATLARDAN PEŞ PEŞE TEPKİ: SAHTE BİR KİŞİYİ DİNLEDİNİZ

Tepkilerin ardından Avukat Demir, Murat Papuç’un isminin Murat Eren olarak değiştirdiğinin hatırlatarak şunları söyledi: “Ya sahte kimlikle ifade verdi, ya siz dosyaya gelen bilgileri bilmiyordunuz, okumadınız ama sanmıyorum, ya da Murat Eren olduğunu biliyorsunuz ama Murat Pabuç olarak tutanağa geçtiniz. Bu suçtur. Bu suçu bilerek işlemediğinizi düşünüyorum. Ama sahte bir kişiyi dinlediniz. Mahkemenizin reddini gerektiren başka bir unsur, üç celse önce Kavala’nın tahliye talebini reddederken AİHM’in kararlarına uygun olduğunu söylüyor, saygılı olduğunu söylüyorsunuz. Ama bu normlara uygun olmadığı, gerekçenizin uygun olmadığı ortaya çıkıyor. Bu sefer ‘kesinleşmediğine’ sığınıyorsunuz. Sadece sizin Murat Pabuç ya da Murat Eren ya da Murat Pabuç sahte kişi mi diyelim, hayali tanık mı diyelim… Bu kişinin dinlenmesinden ibaret değil, heyetiniz başından beri kanuna aykırı tutum almaktadır. Sizi ve iki üyenizi ayrı ayrı reddediyorum.
Avukat Koyuncu: Bakanlık, ‘karar kesinleşmedi’ demedi; bu nedenle sizi reddediyorum.

Osman Kavala’nın avukatı İlkan Koyuncu, mahkemenin, Adalet Bakanlığı ile olan yazışmayı zapta geçirdiğinin belirtti. Bakanlığın cevabında bir karar olduğunu, Türkiye’ye tebellüğ edildiğini ve tercümesinin bulunduğunu ifade eden avukat Koyuncu, “Adalet Bakanlığı, karar kesinleşmedi demedi. Bu nedenle sizi reddediyorum” dedi.

ALİ İSMAİL KORKMAZ’IN AİLESİNİN AVUKATI: SALDOĞAN’IN ALDIĞI RAPOR CİNAYET SEBEBİDİR

Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın avukatı Ayhan Erdoğan söz aldı. Meslektaşlarına katıldığını ancak ek beyanda bulunacağını belirten Erdoğan şunları söyledi:

“Ali İsmail Korkmaz davasında ailenin avukatıydım. Size kesinleşen karar ve mahkemenin gerekçeli kararını sunuyorum. Biraz evvel iddianamede “taş ya da sopayla ilişkili” dediniz. Mevlüt Saldoğan’a soruşturma aşamasında denk gelmedim. Gezi süreci denen toplumsal muhalefetin, en büyük muhalefet hareketi içindeki süreçte, kurumlarda çalışan kendisine rapor almış kişilerin savcılıklara bildirmesi sonucu elde edilmiş Mevlüt Saldoğan’ın bir raporu var doğru. Raporu ayak başparmağıyla ilişkili. Ayak parmağının zedelenmesidir. O yaralanma cinayet sebebidir. Ali İsmail’i öldüren tekme o kadar şiddetliydi ki ayak başparmakları hasar görmüştür ve o nedenle hastaneye gitmiştir. Yani o ayak, o tekme cinayet silahıdır. Siz o rapora dayanarak ifade ettiniz. Taş ve sopa diye ifade yok. Tek bir şikâyeti var. Ali İsmail Kormaz’ı öldürmekten dolayı mahkum edilmesinden dolayı meslekten atılması, hapis yatmasından ötürü mağduriyet bildiriyor. Biz Ali İsmail Korkmaz ailesi olarak heyetiniz hakkında HSK’ya şikayette bulunduk. Öncelikle bu katılma kararının kaldırılmasını, ayrıca red sebepleri arasında bunun da bir red sebebi olduğunu belirtiyoruz. Çünkü o zaman bu siyasi bir süreç olduğunu gösteriyor, katılma durumunu sürdürürseniz, Gezi sürecinde suç işlemiş kamu görevlilerini de savunmuş oluyorsunuz.”

ATALAY VE KAHRAMAN’IN AVUKATI: HEYETİNİZİ REDDEDİYORUZ

Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın avukatı Özgür Karaduman şunları söyledi: “Burada bir önceki heyete iddianamenin neden mesnetsiz olduğunu anlattık. Ancak tanık dinleme usulünde yaşanan ve heyetinizin birçok konuda usul ve yasaya aykırı tutumununu arkasında bu iddianame olduğunu söylemek isterim. Murat Pabuç’un tanık olarak dinlenmesinde CMK 58 diyor ki; adı, soyadı, yerleşim yeri sorulur diyor. Hem Papuç hem Eren soyadı olan bu kişiye kimliğini sordunuz mu? Bizzat kendisi tarafından TSK’de çalışırken akıl sağlığının bozulduğu beyanından haberdar değilsiniz belli ki. Bugün basına yansıyan bir haber var. Gezi Parkı eylemleriyle ilgili tavrınızın ne olduğuyla ilgili bazı haberler çıktı.”

Mahkeme Başkanı bunun üzerine Twitter hesabının olmadığını söyledi. Avukat Karaduman da, Mahkeme başkanı’na “O zaman siz de buradaki sanıklar gibi sosyal medya kurbanısınız” diyerek sözlerine şu şekilde devam etti:

“Tanığın ifadelerinin maddi gerçeğin açığa çıkarılması için akıl sağlığının yerinde olup olmadığıyla ilgili bir araştırma yapıldı mı? savcılığın eksik bıraktığı sanıkların lehine olan hususları iddianameye geçirmeksizin bu iddianameyi dayanak yaptığınız için bizde oluşan kanı, delil yaratmaya çalışıyor olduğunuzdur. Aksi takdirde neden can güvenliği gerekçesi oluşsun ki? Adil yargılanma hakkı neden ihlal edilmek istensin? Kıymetlendirilmiş bir iddianame ve akıl sağlığı yerinde olup olmadığı bile belli olmayan ve kıymetlendirilmiş bir tanıkla hızla cezalandırma yoluna gidilmek istenmektedir. Bizim de yargılama adı altında oynanan tangoya ortak olmamız beklenemez. Talebimiz Murat Pabuç’un huzurda dinlenmesi, kararınızdan geri dönülmesi, akıl sağlığının sizin tarafınızdan araştırılması ve Murat Pabuç’un soyadının yanlış olması sebebiyle delil kaleminden çıkarılması nedeniyle sizi ve heyetinizi reddediyoruz.”

“Bu dilekçede tanık Murat Pabuç diyor ki; ‘Gezi soruşturması kapsamında adıma ihbar bulunduğunu ihbar aldım. Gezi Olayları’nı, haklı meşru tepkiler olarak görüyorum, bu ifadeler manipülasyon ürünü. Bu kişileri dış kaynaklı görmem söz konusu olamaz. Emniyet ifadem tarafıma talebime rağmen verilmedi. TSK’daki görevi psikiyatrik sebeplerle son verilmiş bir subayım. Gezi olaylarını dış güçlerle kaynaklı görmüyorum 2018’in sonunda kimseyi ihbar etmedim’ diyen bu tanık 4 ay sonra emniyete gidip gaz maskesi teslim ediyor ve Gezi’de öncü rolü olduğu için Kavala’ya ait olan iki yerden aldıklarını söyleyen başka kişiler tarafından kendisine verildiğinini söylüyor. İfadesindeki bu muazzam çelişki kendisine hiç sorulmuyor. Hepitopu 11 sayfalık ifade nasıl 4 günde alınmış? Tanığın o sırada baskı altında olup olmadığı sorgulanmamış. Ve biz savunma olarak tanığın psikolojik sorunları olduğu ve ifadeleri nedeniyle, delil yaratmak amacıyla baskı altında ve yönlendirilmesi suretiyle alındığı konusunda ciddi kuşkular duyuyoruz. Bu nedenle kendisine sorularımız yüz yüze sormak istiyoruz. Yüzyüzeliğin anlamı budur. Savcılının katılıp bizim katılmadığımız bir savunma düzeni kabul edilemez. Kapalı görülmesi kararına karşı açık görülmesi gerektiğini söyledik. Ayrıca ifade çözümleri tarafımıza verilmedi. Bunlar nedeniyle heyetin reddi talebine katılıyoruz. Ayrıca Ali İsmail Korkmaz’ın öldürülmesinden hükümlü Mevlüt Saldoğan’ın katılma talebini kabulü kararının geri alınmasını talep ediyoruz. Bu bağlamda insan hakları ihlallerine karışan kamu görevlilerinin desteklenmesi ve korunması anlamına gelecek bu katılma kararının geri alınmasını talep ediyoruz.”

AVUKAT KÖKSAL: HAKİMLERİN REDDİNİ TALEP EDİYORUZ

Mine Özerden’in avukatı Tuğçe Duygu Köksal, Murat Pabuç’un dinlendiği 20 Ocak 2020 tarihli duruşmanın, reddi hâkim talebinin hâla derdest olduğu sırada yapıldığını belirtti. 24 Aralık 2019’daki duruşmada, hayati tehlikesi olduğu iddia edilen bir kişinin ifadesinin bu şekilde alınamayacağını belirttiklerini hatırlatan Köksal şunları söyledi:

“Ara karardan dönülmesini istemiştik. Ama bu karar görmezden gelinerek, 25 Aralık 2019’da Murat Pabuç, savcı huzurunda dinlendi. 13 Ocak 2020’de talepte bulunduk. “Tanığın duruşmaya getirilmesini, soru sorma hakkımızı kullanmak istediğimizi, sorularımızın istenmesinin Yargıtay’ın içtihatlarına aykırı olduğunu, sesli ve görüntülü kayıt yapılmasını istediğimizi söyledik. Bu kişi kitabında, borderline olduğunu ve TSK’den malulen emekli olduğunu anlıyoruz. Bir tanık ki kendiliğinden dile gelerek 28 Mart 2016’da TEM’e geliyor ve beyanlarda bulunmak istiyor. Kendiliğinden dile gelen, kişilik bozukluğu heyet tarafından tespit edilen bu kişi 28 Kasım 2019’da basına yine kendiliğinden dile gelerek, açık kimliğiyle savcılığa dilekçe verdiğini, savcılığa dilekçe vererek kişilik bozukluğu olduğunu belirtiğini basına açıklamıştır. Savcılığa sunduğu bu dilekçenin kopyasını (dosyada) göremiyoruz. Mahkemeden talep ettik ancak yanıt alamadık. Bu tanık, 4 Mart 2019’da, yani iddianame kabul edildikten bir gün sonra TEM’e gidiyor ve kendi rızasıyla bir gaz maskesi teslim ediyor. Aralık 2019’a kadar bunları dosyada göremiyoruz. Emniyet’ten gönderilen teslim tesellüm ön yazısında artık Murat Eren yazıyor ismi. Bir delilmiş gibi mahkeme de bilirkişi incelemesi yaptırıyor, bu şartlar altında sesli kayıt yapılmış ki bunun dökümü çıkarılmış. Bu tanığın burada video kayıtlarının bizlere izletilmesini talep ediyoruz. Karşılanmayan taleplerimiz nedeniyle hâkimlerin reddini talep ediyoruz.”

‘GEZİYLE İLGİLİ BİR ŞEYİ SAKLAMAYIZ, GİZLEMEYİZ, ONURLA TAŞIRIZ’

Söz alan davanın sanıklarından avukat Can Atalay, avukat İlkan Koyuncu’nun red meselesinin öncelikli çözülmesi gerektiğine dair sözlerinin hatırlatarak şunları söyledi:

“Sorun şu; redde ilişkin karar yetmez, ara karardan rücu meselesini çözmeniz gerekir. İkincisi, red gerekçesinden önce dosyadan el çekmeniz gerekir. Üçüncüsü katılma kararlarından rücu etmenizle ilgili karar vermeniz gerekir. Dördüncü burada biri tutuklu. Haksız, hukuksuz bir şekilde tutuklu bırakmaya devam ediyorsunuz. Gezi’yle ilgli bir şeyi saklamayız, gizlemeyiz, onurla taşırız. Ben heyetiniz ketenpereye mi geliyor diye kaygılanıyorum. 17 Aralık 2019’da savcılığa yazı yazıp Murat Pabuç’un ifadesinin tamamını istediniz. Savcılık da, ‘Bende mahkemedeki evrakın dışında bir şey yok, tam hali odur’ dedi. Soru 1: Siz bu belgeleri geçen duruşmada neden okumadınız? Yasanın açık hükmüne rağmen okumadınız. Bu belgeyi okumayarak açıkça kanunu ihlal ettiniz”

MAHKEME, REDDİ HAKİM TALEPLERİNİ REDDETTİ

Red taleplerine dair ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, talepleri CMK 23-24’e dayanmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı reddetti. Mahkeme Başkanı’nın söz isteyen avukatlara söz vermediği belirtildi.

AVUKATLAR SALONU TERK ETTİ

Avukatlar red taleplerinin reddedilmesinin ardından salonu terk etti. İzleyiciler de avukatlara alkışla destek verince Mahkeme Başkanı izleyicilerin dışarı çıkarılması kararını verdi. Duruşma bir süre avukatlar ve izleyiciler olmadan devam etti. Heyet daha sonra duruşmaya ara verdi.

KAVALA’NIN TUTUKLUĞUNA DEVAM KARARI

Mahkeme kararını açıkladı. 819 gündür Osman Kavala’nın tutukluğunun devamına karar verilirken, adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması talebini de reddetti. Karara, AİHM’in Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğine ilişkin kararının kesinleşmemesi, AYM’nin de hak ihlali bulunmadığına hükmetmesi gerekçe gösterildi.

NE OLMUŞTU?

24 Aralık’ta görülen dördüncü duruşmada AİHM’nin Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması yönündeki kararına rağmen Kavala hakkında tutukluluğa devam kararı verilmişti. Ayrıca Ali İsmail Korkmaz cinayetinde ölümcül tekmeleri attığı gerekçesiyle 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan polis Mevlüt Saldoğan’ın ‘zarar gördüğü’ iddiasıyla yaptığı katılma talebi kabul edilmişti. Duruşmada dinlenen tanık polisler, protestolar sırasında sanıkları şiddet içerikli olaylarda ve yardım alırken görmediklerini belirtmişlerdi.

Gezi direnişi davası | Mahkemeden Osman Kavala Kararı