Gezi direnişi davası | Mahkemeden Osman Kavala Kararı

24 Aralık 2019 Salı

Gezi direnişi davası | Mahkemeden Osman Kavala Kararı

Gezi direnişine yönelik açılan davanın 4’üncü duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Cezaevi Kampüsünde görüldü. Davada tutuklu yargılanan Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme, Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüne neden olan polis Mevlüt Saldoğan’ın “zarar gören şikayetçi” olarak dinlenmesine karar verirken, bir sonraki duruşma 28 Ocak 2020’ye ertelendi.

AİHM kararına rağmen tahliye edilmeyen Osman Kavala’dan açıklama

Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın tutuklu, 15 kişinin ise tutuksuz yargılandığı Gezi davasının dördüncü duruşması  görülüyor. Duruşma yargılanan isimlerin ve izleyicilerin salona alınması ile başladı. Mahkeme başkanı duruşma başlamadan çizim yapmanın yasak olduğu anonsu yaptıktan sonra “Geçen duruşmada çizerler ‘Bizi çıkardılar’ dediler ama ben sadece çizim yapmalarını yasakladım” dedi.

Duruşmada eylemler sırasında İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğünde Ekipler Amiri olarak çalışan Ercan Orhan Aydın tanık olarak dinlendi.

AYM’den Gezi direnişiyle ilgili önemli karar: İnsan haysiyeti ile bağdaşmayan…

‘NE EMİR VERİLİRSE ONU YAPIYORDUK’

Aydın, Mahkeme başkanının “Dosyadaki sanıklara yönelik bilgi ve görgünüz nedir?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Bana fotoğraflarını gösterdiler, oradan tanıdıklarımı söyledim. Söz sahibi değildim, ne emir verilse onu yapıyorduk. Gezi Parkı nasıl başladı ne oldu basından biliyorum. Ağaçlar kesilecek, işte gruplar geliyor. Biz o dönemli Güvenlik Şube merkezi ve çevik kuvvet olarak bize yapılan görevi yapıyorduk. İdeolojik olarak kim neydi değildi karmaşıktı. Birileriyle görüşüp müzakere olmadı. Dağılmaya yönelik anonsum olmuştur. Belki beni gözaltında görmüşlerdir ya da belki ben onlara gözaltı işlemi uygulamışımdır. Onların Gezi olaylarında olduğunu gözaltında gördüm. Ama şiddet içerikli olarak şu şunu yaptı gibi bir tespitim yok. Gezi olaylarının büyütülmesiyle alakalı, hani diyorlar ya kamu görevlilerinin müdahalesi gibi… Ben bunu görmedim, şiddetli bir şey yapalım falan yoktu. Ama belki amir başka bir şey yapmıştır. Demokratik haklarıdır ama sert müdahaleler oldu. 3-4 gece sürdü. Biz burada 3 kişiyiz ama 300 kişiydik.”

Aydın, Mahkeme Başkanının “Bunların finansmanı nereden geliyor diye bir toplantı yaptınız mı, burada isim geçti mi” sorusuna ise, “Divan Otel’de kaldıklarını, onların bir şeyler verdiğini duyuyorduk. Görmedim, duydum” dedi.

Aydın, Mahkeme Başkanının ısrarla “Gaz maskesi, gıda yardımı yapan oldu mu sanıklarımız arasından” şeklinde sorusuna, “Divan Oteli biliyorum. Herkesin yüzünde gaz maskesi var, maske de denmez, beyaz bir şey vardı. Limon vardı. Bildiğim bir organizasyon yoktu” dedi.

OSMAN KAVALA: TANIKLAR YÖNLENDİRİCİ OLMUŞ OLACAĞIMA DAİR BİLGİ VERMEDİLER

Tanık beyanlarının ardından söz alan Osman Kavala, “Tanıklar benim herhangi bir şiddet eylemine katılmış olduğuma dair ya da yönlendirmiş olduğuma dair ya da Gezi Olayları’nda yönlendirici olmuş olacağıma dair bilgi vermediler” dedi.

Kavala’nın ardından Mücella Yapıcı’nın beyanına geçildi. Yapıcı, “Yaptığımız basın açıklamaları en temel haklarımızla ilgiliydi. Ben özellikle bu konuda yargılandım ve beraat ettim. Fakat bir şey beni rahatsız etti. Tanıklıkta biraz yönlendirme var mı diye düşünmeye başladım, ifadeleri okuyunca  ama hukukçu değilim. Tanıklar da aslında iddianemenin asılsız olduğunu gösteriyor” dedi.

Çiğdem Mater Utku, “Anladığım kadarıyla konunun bizle pek bir alakası yok” derken, Can Atalay,  “Bir diyeceğim yok. 2013 Mayıs-Haziran arasında benim ya da arkadaşlarımın Taksim civarında olduğumuzu söylemelerine gerek yok. Çünkü biz ilk ifademizden beri Gezi Direnişi’nin bir suç olmadığını söylüyoruz” ifadelerini kullandı.

Tayfun Kahraman, Gezi’nin bir suç olmadığının altını çizerken, “Tanıkların da dediği gibi hiçbir şekilde şiddet eylemlerine karıştığım ya da yönlendirdiğime dair bir ifadede bulunmadılar. Toplanma ve gösteri yürüyüşlerine muhalefetten hakkımda soruşturma zaten takipsizlikle sonuçlandı” dedi.

Mine Özerden, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi ise beyanda bulunmayacağını ifade etti.

TANIK: ‘OSMAN KAVALA’YI FİZİKEN İLK KEZ BURADA GÖRÜYORUM’

Ardından Osman Kavala’nın avukatı İlkan Koyuncu soru sordu. Koyuncu, “Osman Kavala’yı orada gördünüz mü?” diye sordu. Aydın, “Osman Kavala’yı fiziken ilk defa burada görüyorum, eylemlerde görmedim. Burada sanık olarak yargılananlardan hiçbirini orada görmedim, Can Atalay’ı avukat kimliği ile gördüm. Eylemlerde gördüm, taş atarken değil, molotof atarken değil, tabi gördüm” yanıtını verdi.

Ardından Avukat Bahri Belen, “Divan otelde maske veriliyordu dediniz, bunlara ilişkin nasıl bir çalışma yaptınız mı?” diye sordu. Aydın, “Herhangi bir bilgim yok” diye yanıt verdi.

KAVALA: TAHLİYEMİ TALEP EDİYORUM

Yargılanan tüm isimlerin tanık beyanlarına karşı beyanlarının ardından Osman Kavala beyanda bulundu. Kavala şunları kaydetti:

“Önceki celselerde Gezi olaylarını planladığım ve organize ettiğim iddialarımın dayanaksız olduğunu ifade ettim. MASAK raporları bir kaynak aktarmadığımızı gösterdi. Manipülasyonlar yaparak adaleti yanıltma gayreti bu iddianamede görülmektedir. İddianamede anlatılan edimlerin suç unsuru taşımadığı ve benimle somut bir ilişki olmamasına rağmen benimle ilgili şüphelilerinin ağır basması özgürlüğümün değerinin verilmediğinin göstergesi. Ama özgürlüğümün değeri evrensel normalara dayanıyor. AİHM kararı da bunu gösteriyor. Bu hukuksuz ve ayrımcı uygulamaya son verilmesini istiyorum.”

BAYRAKTAR AİHM KARARINI SUNDU, TAHLİYE TALEP ETTİ

Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar, AİHM’nin Kavala hakkında verdiği kararı mahkemeye sundu. Bayraktar, “80 sayfadan oluşan AİHM kararı önümüzdeki yıllarda da etkili olacak bir karardır. Karar, tutukluluk süresi makul süreyi çoktan aştığını ısrarla vurgulamıştır. AİHM diyor ki, ‘derhal serbest bırakılmalıdır’. Bir çeşit icraai yönden yol göstermektedir. Bu diğer AİHM kararlarında görünmez. Mahkeme açıkça bu tutuklama hukuka aykırı, yanlış bir karardır. Ama müvekkilimiz 3 buçuk yıldır tutukludur” diyerek Kavala’nun tutukluluk haline son verilmesini talep etti.

‘KARARIN KESİNLEŞMESİNİ BEKLEMEK, 1 YIL DAHA CEZAEVİNDE KALMASI DEMEK’

Kavala’nın diğer avukatı Deniz Tolga Aytöre de şunları söyledi:

“Biz daha önce bu iddianamenin ne kadar temelsiz olduğunu, şüpheye dahi dayanmadığnıı söyledik. Bunların hiçbiri kıymet görmedi. Mahkeme, duruşmadan önce Adalet Bakanlığı’yla kararın kesinleşip kesinleşmediği konusunda yazışma yapmış. Bu kararın kesinleşmesini beklemek, Kavala’nın 1 yıl daha cezaevinde kalması demek. Tahliye talebimiz reddedilirse, 18’inci maddede yer alan, bu davanın siyasi olduğuna dair inancımızla, buna göre hukuki adımları atacağımızı bilginize sunarım. Tahliyeyi talep ediyoruz.”

MURAT PABUÇ’UN DİNLENMESİ TALEBİ

Kavala’nın müdafiilerinden İlkan Koyuncu ise, iddianamede tanık olarak yer alan Murat Pabuç’un dinlenilmesini talep ederek, ” AİHM karar verdi ama karar vermese bile Kavala’nın tahliye edilmesi gerekirdi. İki tanık da ifade etti, hiç görmemişler, şiddet eylemlerinde yer almamışlar” dedi.

KAVALA’NIN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ!

Verilen aranın ardından savcı mütaalasını verdi. Savcı, “Tutukluluğun ölçülü olması” gerekçesiyle Kavala’nın tutukluluk halinin devamını talep etti. Adalet Bakanlığı’na AİHM kararının kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin yazılan yazının cevabının beklenmesine karar verildi. Bir sonraki duruşma 28 Ocak 2020’ye ertelenirken, adli kontrol taleplerinin kaldırılması talepleri reddedildi.

ALİ İSMAİL KORKMAZ’I ÖLDÜRÜLMESİNDE SUÇLU BULUNAN POLİS DAVAYA DAHİL EDİLDİ

Mahkeme, aralarında Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüne neden olan Mevlüt Saldoğan’ın da bulunduğu polislerin “zarar gören şikayetçi” olarak dinlenmesine ve Hazine’nin katılma taleplerinin kabulüne karar verdi.

NE OLMUŞTU?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yöneticilerinden ve Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı ve Avukat Can Atalay ile şehir plancısı Tayfun Kahraman ile Ahmet Saymadı ve Haluk Ağabeyoğlu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde 28-30 Kasım 2018 tarihlerinde ifade vermişti. Soruşturma kapsamında 20 Şubat’ta, şu an ‘FETÖ’ üyesi olmaktan aranan Akkaş’ın topladığı delillerin yer aldığı 657 sayfalık iddianame kabul edilmişti.

İddianamede Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu, Ali Hakan Altınay, Mücella Yapıcı, Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Çiğdem Mater, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi, Mehmet Ali Alabora, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme (TCK 312/2)” suçlaması ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor.

Bu isimlere ayrıca “Mala zarar verme, nitelikli mala zarar verme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanuna muhalefet, nitelikli yağma (TCK 149), nitelikli yaralama (TCK 86), 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet” suçlamaları yöneltildi. 24 Haziran’da görülmeye başlanan davanın ilk duruşmasında Yiğit Aksaoğlu 221 günlük tutukluluğunun ardından tahliye edildi. Osman Kavala ise bugün itibariyle 783 gündür hapis.

AİHM, HAK İHLALİ KARARI VERDİ

AİHM, Kavala’nın tutukluluğunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. ve 18. maddelerini ihlal ettiğine hükmetti. AİHS’in 5. maddesi başvurucunun tutukluluğunun “makul bir şüpheye dayanmadığı”, 18. maddesi ise “hukuki” değil “siyasi” sebeplere dayandığı anlamına geliyor.

Benzer Haberler