Cumartesi Anneleri yargılanıyor: Mahkeme başkanı salonu terk etti

12 Temmuz 2021 Pazartesi

Cumartesi Anneleri yargılanıyor: Mahkeme başkanı salonu terk etti

‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten aralarında Cumartesi Anneleri’nin de bulunduğu 46 kişiye açılan davanın 2. duruşması görüldü. CHP’li Mahmut Tanal salondan çıkarıldı, duruşma 24 Kasım’a ertelendi.

Kayıp yakınlarını ve faili meçhul cinayetlerin faillerini arayan Cumartesi Anneleri’nin İstanbul’daki Galatasaray Lisesi önündeki, 2018 yılında 700. haftada, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettikleri gerekçesiyle 46 kişi hakkında açılan davanın 2. duruşması görüldü.

Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşma saat 10.00’da başlaması gerekirken 12.45’te başladı. Davayı İstanbul, Diyarbakır, Van ve Ankara baroları ve CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi takip etti.

Dokuz8 Haber’den Fatoş Erdoğan’ın haberine göre, duruşmada ilk sözü Cumartesi Anneleri’nin avukatı Öztürk Türkdoğan, davada, beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek “700’nci haftaya gelindiğinde İçişleri Bakanı, ‘Açıklama yapamazsınız’ dedi. 2 yıl süren OHAL boyunca da annelerimiz eylemlerine devam etti. Ne değişti 700’ncü haftada? Cumartesi Anneleri’nin çocuklarının akıbetini sorması en doğal haklarıdır. Derhal beraat kararı verilmesi gerektiğini talep ediyoruz” dedi. Hakim beraat talebini reddetti. Avukatlar taleplerine devam etti. Yargılananların beyanlarına geçildi.

“YASAK KARARINI VERENLER FAİLLERİN GÖZÜNDEN BAKIYOR”

Öztürk’ün ardından söz alan Besna Tosun, babasının fotoğrafı boynunda asılı olarak beyanda bulundu:

“Bugün burada yargılanan, babamın zorla kaybedilmesinden sorumlu olan yani insanlığa karşı suç işleyen kişiler olmalıydı, ama babamızı aradığımız için, adalet istediğimiz için, kardeşimle birlikte bizler yargılanıyoruz. Zorla kaybedilen sevdiklerimizin nerede olduğunu bilmeye hakkımız var. Hakikati bilme hakkımız var. Adalete ulaşmaya hakkımız var. Bu haklarımızı talep etmeyi suçmuş gibi gösterenler insanlığa karşı suç işleyenlerin hesap vermesini engelliyor.

Önce sevdiklerimizi aldılar, yaşamdan tüm izlerini sildiler. Bize en ufak bir umut kırıntısı dahi bırakmamak için bizi zamansız ve mekansız bıraktılar. Bizi soluk alamadığımız bir belirsizliğe mahkum ettiler. Bu belirsizlik sonsuz bir yasa, bitmeyen bir işkenceye dönüştü. Sevdiklerimizle buluşmanın, nefes alabilmenin yollarını aradık ve kayıp aileleri olarak Galatasaray Meydanı’nda buluştuk. Sevdiklerimizi hatırladığımız ve topluma hatırlattığımız, ellerimizde sevdiklerimizin mezarlarına koyamadığımız karanfillerimizle gittiğimiz yerdir Galatasaray.

700. haftamızdan sonra Galatasaray Meydanı’nı suç mahalli, sevdiklerini arayan bizleri de suçlu ilan ettiler. Galatasaray Meydanı’nı sadece kayıp yakınlarına değil tüm topluma yasakladılar. Bu yasak kararını verenler kayıp yakınlarının değil, faillerin gözünden bakıyor. Dolayısıyla bizleri de yakınlarımız gibi susturulması ve gerekirse ortadan kaldırılması gereken kişiler olarak görüyorlar.”

“BEDELİ NE OLURSA OLSUN BABAMI ARAMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİM”

151 haftadır polis bariyerleriyle kapatılan Galatasaray Meydanı, 26 yıllık umudumun ve direncimin tanığıdır ve gözlerimin önünde gözaltına alınarak kaybedilen babam Fehmi Tosun ile kurduğum TEK BAĞDIR. Babamla buluştuğum TEK MEKANDIR. ‘Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçin’ demek, kaybedilen sevdiklerinizden vazgeçin demektir, ben vazgeçmiyorum.

​​26 yıldır babamın akıbetini öğrenmek ve onu kaybedenlerin adil bir yargı önünde hesap vermesini istediğim için yargılanıyorum. Hiçbir hukuki dayanağı olmayan keyfi yasaklarla, baskı ve şiddetle bizleri korkutmak ve susturmak istiyorlar, susmayacağım! 26 yıldır aradığımız mezarsız sevdiklerimizi unutmamızı istiyorlar, unutmayacağım! Onlardan vazgeçmemizi istiyorlar. Kaç yıl geçerse geçsin ve bedeli ne olursa olsun ben babamı aramaktan asla vazgeçmeyeceğim. Söyleyeceklerim bu kadar.”

“BU BİR UTANÇ DAVASI”

Mahkeme Başkanı, polislerin darp raporu aldığını söyledi. Polislerin darp edilip edilmediğini Besna Tosun’a sordu, Besna Tosun, “Kendilerini darp etmişlerdir” dedi. Söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren “Bu bir utanç davasıdır, hukuki değildir. Derhal beraat kararı verilmeli” ifadelerini kullandı.

“SEVDİKLERİMİZİ BİZDEN ALANLAR BURADA YARGILANMALI”

Gamze Elvan’ın beyanı ise şöyle: “Ben beş yıldır İnsan Hakları Derneği’nde gönüllü olarak çalışıyorum. Cumartesi Anneleri’ni biliyorum ama ilk kez sekiz yıl önce eylemlerine gittim, katıldım. Anlaşıldığı üzere ben herhangi bir yakınımda gözaltında kaybetmedim ama ben de bizzat polis şiddetine maruz kaldım. Gezi Direnişi sırasında kardeşim Berkin’i polis başından vurdu ve onu öldürdü. O günden beri adalet arayan birisi olarak adalet arayan herkesin yanında olmaya çalışıyorum.

Ben Besna’dan, İkbal abladan şanslıyım çünkü en azından bayramlarda, anmalarda gidebiliyorum mezarına, bir karanfil bırakabiliyorum, yas tutabiliyorum. Ben yine Besna’dan, İkbal abladan ve Hanife anneden şanslıyım çünkü kardeşim öldüren katillerden biri kısmen de olsa yargılandı ve ben hesap sorabildim. Ama Besna, İkbal abla öyle değil. Onlar sevdiklerini arıyorlar, nerede olduklarını bilmiyorlar. Ve bu arayış hepimize örnek oluyor. Ben de bu yüzden Cumartesi Anneleri’nin haklı adalet arayışına elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum.

700. haftada da her hafta olduğu gibi Galatasaray Meydanı’ndaydık. Orada polis şiddetine bizzat maruz kaldım, polis şiddetine tanık oldum. Bu sadece 700. haftada değil, sonraki haftalarda da böyle devam etti. Cumartesi Anneleri’nin ve onlara destek olanların kayıplarla buluşma mekanı olan Galatasaray yasaklandı. Sevdiklerimizi bizden alanlar bu mahkeme salonlarında yargılanmalı, bizler değil. Yargı makamı gözaltında kaybetme suçunu araştırmalı ve sorumluları cezalandırmalı, sevdiklerini arayanlar değil. Cumartesi Anneleri’nin mücadelesine nefes aldığım sürece destek vermeye devam edeceğim. Onların talepleri karşılanana kadar onların yanında olacağım. Bu hiçbir zaman değişmeyecek.”

“CUMARTESİ ANNELERİNİN MÜCADELESİNE DESTEK OLMAYA DEVAM EDECEĞİM”

Özge Elvan da beyanında şu ifadelere yer verdi: “Cumartesi Anneleri ile yolumuzun kesişmesi Gezi Direnişi’nde kardeşim Berkin Elvan’ın vurulduğu dönemlerde başlamıştı ve o günden sonra ortak acılarımız bizi birbirimize kenetledi. Çok acı ama kardeşimin bir mezarı olması belki de bizi Cumartesi Anneleri’nden ayıran tek fark kardeşimin mezarının olması tabiri caizse bizi Cumartesi Anneleri’nden daha şanslı kılmakta.

Bu çok acı ve vahim bir durum. 90’lardan bugüne değişen tek şey başkanlar liderler oldu fakat Cumartesi Anneleri’nden geziye değişmeyen şey şiddetin geleneksel bir yöntem olarak kullanılmasıdır ve bu 700. haftada yine karşımıza çıktı. Ve evet destek olmak için oradaydım; annelerin kayıp yakınlarının ve hak savunucularının maruz kaldıkları polis şiddetine tanık da oldum. Cumartesi Anneleri’nin bu haklı mücadelesine elimden geldiğince destek olmaya çalıştım, yanlarında olmaya çalıştım ve olacağım da. Derhal beraatimi talep ediyorum.”

Hakim, polisin sesli uyarı ve Gülseren Yoleri’ye tebliğ yapıldığını, polisin darp edilip edilmediğini görüp görmediğini sordu. Özge Elvan “Hayır” cevabı verdi. Sinan Arslan beyanında “Küfürler ediyorlardı, yaşlı insanları darp ettiler” dedi. Av. Çiğdem Akbulut, “Bu davada beraat haricinde bir karar verilmesi mümkün değil. Beraat kararı verilmesini talep ediyorum” diye konuştu.

AV. CİHAN’DAN HAKİME: SAVUNMAYA MÜDAHALE ETMEYİN

Kenan Yıldızerler ise şu beyanda bulundu: “20 yıldır İHD üyesiyim. İnsan haklarına niçin gider insan? Adalet için gider. Suruç Katliamı’ndan sağ kurtuldum benim İHD’ye gitmemden daha doğal ne olabilir. O gün darp edildim, hukuk kurulları içinde karar vermenizi istiyorum. Siz siyasi erkin istediği biçimde beni mahkum etmek istiyorsunuz.”.

Hakim, “Savunma haricinde suçlama yapma söz almadan konuşanı dışarı çıkarırım” dedi. Av. Süleyman Cihan ise hakime, “Savunmaya müdahale etmeyin” yanıtını verdi. Hakim de “Savunma dışına çıkılırsa müdahale ederim” diye konuştu.

Av. Levent Pişkin ise, “Fotoğraflar hukuka aykırı şekilde alınmıştır. Bu fotoğrafların gösterilmemesini talep ediyoruz” talebinde bulundu. Hakim ise bu talebi reddetti. CHP Milletvekili Mahmut Tanal da “Hakim olarak taraflı olamazsınız bu nasıl yargılamadır” dedi. Hakim ara verdi ve salon boşaltıldı.

CHP’Lİ TANAL SALONA ALINMADI

Cumartesi Anneleri’nin yargılandığı davanın 2. duruşması verilen aranın ardından yeniden başladı. Ara sonrası CHP Milletvekili Mahmut Tanal mahkeme tutanağı ile mahkeme salonuna alınmadı. Tanal, mahkeme salonuna alınmamasına tepki gösterdi.

TANAL: POLİSİYE TEDBİRLERLE YARGILAMA YAPILAMAZ

Tanal, duruşmaya ilişkin sosyal medya hesabından, “Cumartesi Anneleri davasında yargıç, savunma yapan sanıkları adeta savunma dışına çıkmayın diyerek duruşmadan çıkarılacağı tehdit ederek savunma kısıtlanıyor. Polisiye tedbirler ile hakim yargılama yapamaz” dedi. TELE1’e de konuşan Tanal, tartışmanın hakimin tavrı nedeniyle çıktığını söyledi.

24 KASIM’A ERTELENDİ

Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren söz alarak, mahkemenin bu dosyadan çekilmesini talep etti. Hakim ise bu talebi reddetti. Avukatlar reddi hakim taleplerini reddeden mahkemeye “Yargılama devam ettirilemez. Siz yargılama yapmıyorsunuz” dedi. Hakim de “Ben mahkemeyi devam ettiyorum savunma yapmıyorum diyorsanız salonu boşaltırsınız. 5 dakika içinde karar verin” diye konuştu. Avukatlar da “Suç işliyorsunuz” dedi. Ardından duruşmaya son verildi. Bir sonraki duruşma 24 Kasım saat 10.30’a ertelendi.

NE OLMUŞTU?

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen insanların aileleri ve hak savunucuları olarak 699 hafta boyunca Galatasaray’da gözaltında kaybetmeler gerçeğine dikkat çekmek için barışçıl buluşmalar gerçekleştirmişti. Türkiye’nin en uzun barışçıl buluşmaları 700. haftasında keyfi bir biçimde “suç” sayılarak yasaklandı ve Cumartesi Anneleri ağır polis müdahalesi ile gözaltına alındı. Cumartesi Anneleri hakkında anayasal haklarını kullandığı için dava açıldı ve ilk duruşma 25 Mart’ta İstanbul Adliyesi’nde görüldü.

Benzer Haberler