Şiddet gördüğü erkeği öldürdüğü için 15 yıl ceza almıştı: O güne gelene kadar yaşadıklarımı dinlemediler

21 Nisan 2021 Çarşamba

Şiddet gördüğü erkeği öldürdüğü için 15 yıl ceza almıştı: O güne gelene kadar yaşadıklarımı dinlemediler

Şiddet uygulayan eşi Hakan Özbek’i öldürdüğü iddiasıyla 15 yıl 10 ay hapis cezası alan Fikriye Özbek yaptığı cezaevinden açıklamalar yaptı. Özbek, “Hak etmediğim bir ceza aldığımı düşünüyorum. Ben suçsuzum, haksız yere burada yatıyorum. Çok şey söylemek istedim duruşmada, ama söyleyemedim, sadece suçsuzum diyebildim. Başından beri beni fazla dinlemek istemediler. İlk duruşmada yaşadığım işkenceleri anlatmak istediğimde, “Konuyla ilgisi yok, olay gününü anlat” dediler. Oysa o güne gelene kadar yaşadıklarımı anlatmadan olay günü yaşananları anlamaları mümkün değildi” ifadelerini kullandı.

Evrensel’den Avukat Sevil Aracı’nın aktardıklarına göre; Adana’da 2 Eylül 2020 gecesi kendisine şiddet uygulayan eşi Hakan Özbek’i öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan Fikriye, 3 Eylül günü aynı suçtan tutuklanarak Tarsus Kadın Kapalı Cezaevine gönderilmişti. O günden bu yana tutukluluğu devam eden ve geçtiğimiz hafta Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılaması sonuçlanan Fikriye’nin davası pek çok kadının yakından takip ettiği, sonucunu merakla beklediği bir dava olmuştu. Fikriye’ye son ziyaretimizi Av. Songül Yıldız ve Av. Ümit Büyükdağ ile birlikte gerçekleştirdik.

Fikriye, daha önce de evliliği boyunca yaşadıklarını ve bu sürece nasıl gelindiğini bizlerle paylaşmıştı. “Eşi kasten öldürmek” suçundan oldukça ağır bir şekilde cezalandırılmasına rağmen umutlu ve moralli gördüğümüz Fikriye ile bu görüşmemizde daha çok yargı sürecini ve geleceği konuştuk.

Bu süreçten güçlenerek çıktığını gördüğümüz Fikriye’yi böyle dirençli ve umutlu görmek bize de oldukça iyi geldi. Her şeye rağmen hayatta kalmayı başarmış ve kendisi de bu gerçeğin bilincine varmış bir kadın vardı karşımızda artık.

MAHKEME YAŞADIĞIM İŞKENCELERİ GÖRMEZDEN GELDİ

Mahkeme kararını nasıl değerlendiriyorsun?

Hak etmediğim bir ceza aldığımı düşünüyorum. Ben suçsuzum, haksız yere burada yatıyorum. Çok şey söylemek istedim duruşmada, ama söyleyemedim, sadece suçsuzum diyebildim.

Başından beri beni fazla dinlemek istemediler. İlk duruşmada yaşadığım işkenceleri anlatmak istediğimde, “Konuyla ilgisi yok, olay gününü anlat” dediler. Oysa o güne gelene kadar yaşadıklarımı anlatmadan olay günü yaşananları anlamaları mümkün değildi. Onun akrabaları bile benim neler çektiğimi anlattı. Eğer o gece, o değil de ben ölmüş olsaydım, ona da aynı cezayı verirlerdi, ona da ağır tahrik uygularlardı. Adalet bunun neresinde?

Keşke önceleri de susmasaydım, hep korktum, korku ile yaşadım. Kadınlar susmasınlar. Susmak çare değil.

Ruh halin, duyguların nasıl? Ceza verildikten sonra neler hissettin?

Cezaevine ilk girdiğim zamanlarda çok kötüydüm. Sürekli o gece aklıma geliyordu, yaşadıklarım gözlerimin önünden gitmiyordu. Rüyalarımda sürekli onu görüyordum, karşımda bana gülüyordu, dalga geçiyordu. Uyuyamıyordum. Burada birkaç kez sinir krizi geçirdim. Cezaevinin doktorları, psikologları ile görüştürdüler beni, ilaç kullanmaya başladım. Uykularım tam düzeliyordu ki cezam belli oldu, yeniden uykusuzluk başladı.

‘NUMARANI VER BİZ DE SENİ ARAYALIM!’

Çocuklarınla ilişkilerin nasıl, ziyaretine geliyorlar mı?

Annem ve büyük oğlum geliyorlar. Küçük oğlum birkaç kez geldi ama son zamanlarda gelmek istemiyor, “Sen gel” diyor. Telefon hakkımı kullandığımda da “Numaranı ver biz de seni arayalım” diyor, pek algılayamıyor cezaevini. Sanırım o gelmezse ben gitmek zorunda kalırım diye düşünüyor.

Büyük oğlum ise buraya geldiğinde konuşmuyor, sadece gözüme bakıp ağlıyor, “Seni çok seviyorum” diyor. O benim çocuğumdan ziyade arkadaşım gibi. Hep beni korumaya çalışırdı. Babası benim yemek yememe izin vermediğinde yemek yemezdi. “Hadi oğlum, çık arkadaşlarınla oyna” dediğimde çıkmak istemezdi, oyun oynamazdı, babası bana zarar verecek diye yanımızdan ayrılmak istemezdi.

Ben de çocukluğumu yaşayamadım, çocuklarım da yaşayamadılar. Eğer çıkarsam çocukluğumu çocuklarımla birlikte yaşamak istiyorum.

‘HER GÜN UYUŞTURUCUYLA, SİLAHLA ÖNÜNE ÇIKAN KİMSE OLMAYACAK’

Bundan sonra neler olacak, umutlu musun? Geleceğe dair planların, hayallerin var mı?

15 yıl ceza aldım ama umutsuz değilim. İki küçük oğlum var, annem var. Annem şimdi tek başına onlara bakıyor. Çocuklarım için, annem için güçlü olmak zorundayım. Ölen ben olsaydım çocuklarım onun eline kalacaktı ve kim bilir belki de çocuklarımı da kendi gibi yetiştirecekti. Ben yaşıyorum, hayattayım. Özgürüm de diyebilecek miyim? Bunu hayal ediyorum. Bir yandan da diyorum ki, artık kardeşinin önünü kesip tehdit edecek, parasını gasbedecek kimse yok, her gün uyuşturucuyla, silahla önüne çıkan kimse olmayacak. Artık bunlar olmayacak, çocuklarım ile huzurlu olacağım, diye düşünüyorum.

Kendime, güçlüyüm, ayaktayım diyorum. Sen ne acılar yaşadın, neler çektin, neler atlattın, hepsinden ayakta çıktın, ölmedin, diyorum. Hep şu Sezen Aksu şarkısını mırıldanıyorum; “Geçer geçer, daha öncekiler gibi, bu da geçer, neler neler geçmedi ki…”

Eskiden benim özgürlük işaretim buydu (Elini zafer işareti yapıyor). Şimdi hayal kuruyorum, eğer tahliye olursam bir deniz kenarına gidip orada avazım çıktığı kadar “özgürüm” diye bağırmak istiyorum.

‘KADIN DAYANIŞMASI BANA GÜÇ VERDİ’

Yargılama sürecinde kadınlar davanı çok yakından takip ettiler, Adana Kadın Platformu her duruşmandan önce basın açıklamaları yaptı, dışarda seninle ilgili bir kamuoyu oluştu. Bunlardan haberin oldu mu, takip edebildin mi? Bunlar sana ne hissettirdi?

Cezaevinde hepsini takip etme olanağım olmadı ama ziyaretime gelenler anlatıyorlardı, bazen gazetelerde çıkanları görüyordum. Bu şekilde haberdar oluyordum. Kadınların yanımda olması, sizler, bana büyük bir destek oldunuz. Kendimi hiç yalnız hissetmedim, hep iyi olacak dedim. Tam umudumu kestiğim anda bir kadından mektup geliyordu, umutsuzluğum dağılıyordu. Bu destek, dayanışma bana hep güç verdi. Artık ben Fikriye Çulha olarak güçlüyüm diyorum, gücümü ispatladım. Soyadımı da değiştireceğim. O beni kölesi olarak görüyor, öyle davranıyordu. “Bu hayatı başkasının kölesi gibi yaşayacağımıza kendi hayatımızın efendisi olalım diyorum. Cezaevinde bile olsam kendi hayatımın efendisi olacağım. Bir gün mutlaka cezaevi kapıları bana açılacak, ben de özgür olacağım. O zaman çocuklarımla mutlu bir hayatım olacak.

Fikriye ile yaptığımız bu güzel ve umut aşılayan sohbeti, cezaevinden çıktığı gün, gece yarısı da olsa önce deniz kenarına uğrayıp hayalini kurduğu gibi özgürlüğünü haykırmasını sağlayacağımıza söz vererek sonlandırdık.

Günün şarkısı da Fikriye Çulha ve tüm güçlü kadınlar için Sezen Aksu’dan “Geçer” olsun mu?

Benzer Haberler