Sedat Peker yeni Rıza Zarrab mı olacak?

27 Mayıs 2021 Perşembe

Levent Evkuran

Amerikan bürokrasisi ve kuruluşlarında değişik dönemlerde görev yapan bir uzman ile görüştükten sonra gündemin son günlerine bakışım epey bir değişti.

Ortada sadece Türkiye’nin “iç” işleri değil, “dış” işleri de var. Biz Sedat Peker video dizilerini Türkiye’ye dair bir gündem olarak göremeyiz. Çünkü “dışarıda” olup biten işler de var. Ve dünyadaki Amerikan elçiliklerinde de DEA ekipleri var. DEA özetle narkotik ve kara para trafiğine bakıyor. Narcos dizisini izleyenler de bu işin magazin tarafını çok iyi anımsar. 

En son Narcos Mexico sezonunda bıraktığımız dizi belki de Narcos Türkiye olarak devam edebilir. Çünkü bunun senaryosu DEA ofislerinde yazılmaya başlandı bile.

Sedat Peker’in videolarında bahsettiği her şey ve herkes DEA’nın ilgi alanına giriyor. İlgiyi geçtim, yetki alanına giriyor. Güney Amerika her şekilde Amerika Birleşik Devletleri’nin mutlak radarında yer alıyor. Bir anlamda arka bahçe olarak görülen coğrafya aynı zamanda ABD’nin zayıf noktası. Oradan gelen insanlar da, oradan yola çıkan uyuşturucu da, oradan elde edilen para da ABD’yi ve DEA’yı yakından ilgilendiriyor. Her bir gram uyuşturucuyu ve hareket halindeki her bir doları çok sıkı takip etmeye çalışıyorlar.  Uyuşturucunun Amerikan pazarına girip girmemesinin çok bir önemi yok DEA ve Amerikalılar için.

Uyuşturucuyla olmasa bile, oradan gelecek paradan da korkuyor Amerikan yönetimi. Bu yüzden bunların hepsini küresel olarak takip etmenin derdinde. Nasıl ki İran paralarını takip edip Türkiye’nin başına Halkbank çorabını ördüyse şimdi de Sedat Peker çorabını örmeye çalışıyorlar.  Yani yeni bir Rıza Zarrab’ımızın olması an meselesi. 

Sedat Peker’in ifşaatları veya itiraflarıyla adına ne derseniz deyin DEA’nın harekete geçen ofislerinin olduğu kesin bir bilgi. Buna göre, Türk otoriteleri bu açıklamaların üzerine gitmediği sürece DEA ajanları devreye pekala girebilir. DEA’nın özel hukukuna göre bu iddiaların reddedilmesi değil soruşturulması önemlidir. Orada adı geçen herkesin, kendiliğinden dahi olsa bir aklanmaya ihtiyacı vardır. Öyle ya, sizin ya da bizim ismimizi vermiyor ki. Bu konuların uzağındaki kişilerin adı geçmiyor ki… Videolarda geçen isimler belli. 

Gelin en basitinden Binali Yıldırım’ın oğlundan bahsedelim. Erkan ya da Erkam Yıldırım… Bakar mısınız isminde bile iki ayrı yazım söz konusu. Bu bir yazım hatası mı, yoksa bir geçiş üstünlüğü mü bilemiyorum.

Gazetecilerin görevi sadece soru sormak değildir. Aldığı yanıtı da sorgulamak zorundadır. Ne diyor Binali Yıldırım, “Oğlum oraya maske ve test kiti götürdü!” Sonra bu yeterli ve ikna edici gelmedi sanırım, “merakından gitti” dedi.

Yapmayın allah aşkına. Venezuela’nın merak edilecek nesi var? Dünya güzellerinden başka tabii. O konuya girmeyelim yeri burası değil sanki!

Peki o soruya yanıt buysa benim gazeteci refleksim şöyle işler… 

  • Bu kitleri nereden ve kaça aldı faturası nerede?
  • Maskeler de olduğuna göre, bunların adedi nedir? Ekstra bagaj ödemiş midir? Bunların biletleri ve bagaj fişleri var mıdır? 
  • Selam verse fotoğraf çektirip bunu medyalarında paylaşan insanların bu ulvi yardımlar esnasında neden tek bir fotoğrafı yok? İnsan hatıra olsun diye bir selfi çeker ve dosta düşmana gösterir. En azından eşine dostuna yollar. 
  • Şimdi geldik, hava çok sıcak falan diye bir mesaj bir selfi atar.

Kusura bakmayın kimse safdillik yapmasın. Kimseyi de saf sanmayın. Türkiye’den Venezuela’ya kadar onlarca ülke var, hiç birini merak etmeden doğrudan ‘Venezuelalılar şimdi ne yapıyordur’ diye meraklanan birini daha bulun, kalemimizi kıralım bu işi bırakalım. 

Şimdi videoda ismi geçenleri bekleyen asıl tehlike Türkiye’de değil, ABD ile iade anlaşması bulunan ülkelerde. O ülkelerdeki DEA ekipleri bu ülkelere giriş yapanlara bu konudaki bilgileri ve ilgilerini sorgulamaya başlayabilir.

HAKAN ATİLLA ÖRNEĞİ

Dönemin Halkbank genel müdür yardımcısı Hakan Atilla bu durumu bizzat Amerika’da yaşadı. İlgisi vardı, yoktu başka bir tartışma ama New York’ta havaalanına indiğinde aldılar. Çorabı örmeye veya ipliğini pazara çıkarmaya daha havaalanında başladılar. 

Halkbank davasının tam göbeğindeki isim Rıza Zarrab’ı hatırlayın lütfen! Ailesi ile birlikte “Çocuğu Disneyland’a gidiyoruz” diye bir uçağa bindi ve sorun nerelere vardı görüyoruz. İki ülke arasında tartışmalardan pazarlıklara kadar uzanan bir Halkbank gündemi var artık. 

Sedat Peker de bu kavga-dövüş arasında Soylu ile üzerinde anlaştıklarını söylediği dönüş biletini yaktığına göre ömrü billah Dubai otellerinin lüks odalarında yaşamayacaktır. Bir gün bir bakmışız, Sedat Peker ve ailesi de bir Disneyland gezisi için uçağa binebilir. 

İşte o zaman bu videolarda, bu dosyalarda -zaman aşımına bakılmaksızın her isim DEA’nın hedefi haline gelecektir. Bize düşen de “İkinci Zarrab Davası Sedat Peker ile başladı” başlıklarını atmak kalabilir. 

O yüzden dış hatlar bileti alan herkesin nereye gittiğini bir daha düşünmesinde fayda var. Dönüş biletleri yanmasın. Yanınca neler oluyor görüyoruz.

Benzer Haberler