Sedat Peker ‘kibrit kutusu’ metaforunu bakın nereden almış!

5 Haziran 2021 Cumartesi

Levent Evkuran

İyi kötü sinemaya ilgim var. Televizyona ilgim var. Filmdir-dizidir izlerim, bilirim. Yeri gelir senaryo yazarım! Yeri gelir televizyon dizisi yaparım. Çok film izlerim, çok da dizi izlemişimdir. Onlar hakkında soran olursa en fazla şöyle iyi, böyle kötü der geçerim.

Ve fakat gün gelecek benim de bir film eleştirisi yazacağım aklıma gelmezdi.

Linkini az sonra vereceğim 2013 yılı yapımı -nedense bugüne kadar gözümden kaçmış bir kısa film yeniden vizyona girdi! Hem de ünlü Sedat Peker videolarında kullanılan bir ‘kibrit kutusu’ metaforunun ardından. İlginç.

Sedat Peker videolarını biliyorsunuz, bilinen prime time saatlerini alt-üst ederek sabahın 07:30’unda kimini uykusuz bırakıyor, kimisinin uykusunu kaçırıyor. Bir ülke ve etrafında dönen rezil işlerin utancını duymak yerine milyonlar garip bir iştahla bunları izliyor.

Orada kullanılan ‘seni kibrit kutusuna koyacağım’ metaforu da burada ortaya çıkıyor.

Sözünü ettiğim filmin linki işte bu:

 

 

Room 8 filmi bir Rus hapishanesinde geçiyor. Biraz hırpalanmış bir mahkum bir başka mahkumun konulduğu hücreye getiriliyor. Kısa bir tanışmanın ardından odadaki bir kırmızı kutu etrafında dönen diyaloglar başlıyor. Koğuştaki mahkum sonradan gelen meraklı mahkuma kutuyu açtırmak istemiyor. Yeni gelen mahkum kutuyu açmakta ısrarcı olunca başına öyle bir şey geliyor ki, sonu bir ‘kibrit kutusunda bitiyor’. Fazla detaya girmeden ve hiç uzatmadan kısa bir zamanda sonradan gelenin kaderi kibrit kutusunda mahkumiyete, belki de ölümü beklemeye dönüşüyor.

Sedat Peker eğer ki, kibrit kutusu metaforunu bu filmi bilmeden kullandıysa bu yazdıklarımın hepsini unutun, en yakın çöpe atın.

Eğer ki Sedat Peker bu filmden yola çıkarak ‘kibrit kutusu’ metaforunu kullandıysa işte bu filmin film eleştirisi bence şöyledir:

Sedat Peker kendini ‘Türkiye Koğuşundaki’ mahkum olarak görüyor. Bunu kabullenmiş görünüyor. Ancak orada tek başına olmayacağını ve videolarında bahsettiği her ismi sırasıyla kendisinin bulunduğu koğuşa çağıracağını söylüyor.

Bunun için de kendi videolarında bahsettiği isimleri tek tek kamuoyunun önüne atarak, kibrit kutusuna yerleştireceğinin mesajını veriyor. Zaten görüyoruz, onunla aynı ‘kutuda’ olan herkes oradan nasıl çıkacağının yolunu arıyor. Yanıtlar, tepkiler, tavırlar ve hatta evlerindeki çamaşır çekmecelerine kadar yapılan operasyonlar bunu gösteriyor.

İzleyin, yorumu size bırakıyorum ama bizimle de paylaşmanızı istiyorum.

Eğer ki bu dünya hapishanesinde bir ‘Türkiye Koğuşu/Kutusu’ açılacaksa ve orada birilerini kibrit kutusuna koymak için bekleyen biri varsa varsa tıpkı Susurluk’ta olduğu gibi, bir utanç ülkesine dönüşeceğiz. Hem de aynı karakterlerle… Bir çok karakter onca yıla rağmen hiç değişmeden…

Benzer Haberler