Salgın sürecinde obsesif kompulsif bozukluk görülen hasta sayısı 3 – 4 kat arttı

19 Mart 2021 Cuma

Salgın sürecinde obsesif kompulsif bozukluk görülen hasta sayısı 3 – 4 kat arttı

Yeni tip koronavirüs salgını sürecinde obsesif kompulsif bozukluk görülen kişilerin hastalığı kontrol edebilme becerisi düştü. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Önder Sönmez, polikliniklere başvuran hasta sayısının 3- 4 kat arttığını açıkladı.

Yeni tip koronavirüs salgını hayatımızı birçok yönden etkilerken, obsesif kompülsif bozukluğun görülme oranı da salgın sürecinde arttı. En sık görülen obsesyonların temizlik ile ilgili olduğunu belirten Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Önder Sönmez, bu durumdaki kişilerin kirlendiğini ve bir türlü temizlenmediğini düşündüklerini dile getirdi. Bu grup hastaların davranışlarına örnek veren Sönmez, “Mesela bu kişilerde eline yağ bulaştığında, kapı kolunu ellediği zaman kirlendiğini veya dışarı çıkıp girdiği zaman üzerinde kir taşıdığını, misafir gelip koltuğuna oturduğunda kirlendiğini düşünüp koltuğu silmeler gibi obsesyonlar görülüyor” dedi.

“HASTALIĞI KONTROL ETME BECERİLERİ DÜŞTÜ”

Pandeminin, obsesif kompulsif bozukluk görülen kişilerin hastalığını kontrol edebilme becerisini de düşürdüğüne dikkat çeken Dr. Erdem Önder Sönmez, şunları söyledi:

“Artık bu hastalığı kontrol altında tutamıyorlar. Bu sebepten hasta sayısında 3 ila 4 kata yakın artış görüldü. Bu kişilerin evini, etrafını temizleme sıklığında da ciddi oranda bir artış mevcut. Daha çok temizlikle uğraşmaya başladılar. Geçenlerde polikliniğe gelen bir hastam, ‘artık eve çamaşır suyu, deterjan yetiştiremiyoruz’ demişti. Ayrıca dışarı çıkma durumlarını oldukça sınırlandırıyorlar”

“TEDAVİYLE NORMAL HAYATA KAVUŞABİLİYORLAR”

Obsesif kompulsif bozukluğa sahip kişilerin yaşadığı zorluklara örnek veren Dr. Sönmez, şöyle konuştu:

“Dışarı çıkmamaya, evde kalmaya başlıyorlar. Eşleri eve geldiğinde direkt banyoya tuvalete gönderip iyice yıkanmalarını sağlıyorlar. Çocuklarını banyoda uzun süre tutabiliyorlar. Kendileri de bazen tuvalette, banyoda çok uzun süre kalabiliyorlar. Bir hastamın mesela polikliniğe başvurmadan önceki gün 8 saat banyoda kalma gibi uzun bir süresi vardı. Bunlar kişinin yaşantısını kısıtlayan durumlar. Tedavi başladığı takdirde bunlar tamamen normal hayata kavuşabiliyorlar.”

İLAÇ VE TERAPİLERLE TEDAVİ EDİLİYOR

Hastalığın tedavi süreci ile ilgili bilgi veren Sönmez, “Bu hastalığın tedavisinde genelde ilaç ve bilişsel davranışlı terapi metotlarını uyguluyoruz. Kademeli olarak hastalıklarıyla yüzleştirme metotları kullanıyoruz. Yüzleştirildikleri zaman kişilerin bu takıntılarıyla, obsesyon ve kompulsiyonlarıyla baş edebilmesi bir süre sonra tamamen normal düzeye dönebiliyor. Mesela ellerinin kirlendiğini düşünen hastanın ellerini yıkama süresini kısaltmaya ya da yıkamaya geçiş süresini uzatmaya başlıyoruz. Banyoda kalma süresini kısaltmaya çalışıyoruz. Her takıntının kendisine göre bir yüzleştirme metodu var” dedi.

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK NEDİR?

Obsesif kompulsif bozukluk, takıntılı düşüncelerin günlük hayatı, hatta yaşamsal aktiviteleri etkileyecek düzeye gelmesi sonucu ortaya çıkan ruhsal bir hastalıktır. Takıntılı düşünce ve dürtüler anlamına gelen obsesyon ile yineleyici zihinsel eylemler ve davranışlar anlamına gelen kompulsiyon davranışları bir araya gelerek hastalığı oluşturur. Obsesyon, yani kişinin zihninde uzaklaştıramadığı fikir, düşünce ve dürtüler, kişinin isteği dışında gelişir. Kişi bunları mantık dışı olarak değerlendirse de düşünmekten kendini alamadığı için yoğun sıkıntı yaşayarak huzursuzluğa ve dolayısıyla anksiyeteye sahip olur. Obsesyonların yarattığı huzursuzluğu ve sıkıntıyı ortadan kaldırmak amacıyla da yineleyici davranış ve zihinsel eylemler geliştirir. Son yıllarda toplum içinde görülme oranı artış gösteren obsesif kompulsif bozukluk hastalığı her 100 kişiden iki ya da üçünde rastlanabilir. Genel olarak ergenlik dönemini ve 2-0-30’lu yaşları kapsayan hastalık çocukluk dönemi de dâhil her yaşta görülebilir. Kadınlarda daha sık olarak görülen obsesif bozukluk erkeklerde genellikle erken yaşlarda oluşur.

Benzer Haberler