Ne baro, ne devlet destek olmadı! Türkiye’de bir kadının hak arama mücadelesi…

2 Mayıs 2021 Pazar

Ne baro, ne devlet destek olmadı! Türkiye’de bir kadının hak arama mücadelesi…

Balıkesir’de çalıştığı şirketin patronu tarafından tacize, mobbinge, tehdide ve hakarete maruz kaldığını söyleyen yüzde 65 engelli kadın, “Kimim kimsem olmayınca devletin de bana yardımcı olmaya gücü yetmiyormuş” dedi.

Balıkesir’de yaşayan yüzde 65 engelli Meltem Aksu adlı kadının uğradığı taciz, tehdit ve haksız işten çıkarmaya karşı hukuk sistemi tıkanmış durumda.

Medyablok’tan Ali Isıyel’in haberine göre; olay şöyle yaşandı:

Meltem Aksu, Balıkesir’in Edremit ilçesinde yaşıyordu. Yüzde 65 engelli kadın, iş ilanları neticesinde bir yönetim firmasında, firma patronu Ö.T. ile iş görüşmesi yaptı. Görüşme olumlu sonuçlandı ve 19 Şubat 2020 tarihinde Aksu işe başladı.

İşe başladıktan sonra Ö.T., Aksu’dan tasarım desteği istedi. Aksu da bu işin ayrı bir emeği olduğunu söyledi ve ek ücret talep etti. Ö.T., Aksu’nun bu isteğini kabul ederek 3 bin lira olarak anlaştıkları maaşa ek olarak 10 bin lira tasarım ücreti vereceğini taahhüt etti. Bunun üzerine Aksu, firmanın ihtiyacı olan logo, broşür gibi matbu evrakların tasarımlarını yaparak teslim etti. Bir ay sonra sigorta girişi yapılan Aksu, operasyon müdürü titriyle şirketin Edremit ofisinde çalışmaya başladı. Haziran ayının başında, şirket patronu Ö.T., Aksu’dan Balıkesir merkeze taşınmasını istedi. Aksu ise maddi koşulları nedeniyle bunu gerçekleştiremeyeceğini beyan edince Ö.T., Aksu’yu işten çıkarmakla tehdit etti.

Aksu, işsiz kalma korkusuyla patronun talebini kabul etmek zorunda kaldı ve Balıkesir merkeze taşındı. Aksu, işe giriş sürecinde ‘tedbir amaçlı’ olduğu söylenerek kendisine boş senet imzalatıldığını söyledi. Şirket patronu ise icraya konulan senedin 37 bin 500 lira karşılığında verildiğini öne sürdü. Ancak şirket çalışanlarının maaşlarını alamadığı ve alacaklarının ödenmediği de iddia edildi ve Aksu “Bu ödemeler yapılamazken bu kadar yüksek bir meblağın hangi şartla verildiğine ilişkin bir açıklamalarının bulunmadığını” dava dilekçesinde belirtti. Aksu ayrıca bilirkişi atanmasını talep ederek ilgili senedin üzerinde yer alan borçlu isim, adres ve imzanın kendisine ait olduğunu; geri kalanların el yazısından da anlaşılacağı üzere başkası tarafından yazıldığının belli olduğunu söyledi. Aksu, 6 Ekim 2020 tarihine dek Ö.T.’nin kendisine mobbing, tehdit, sözlü ve fiziksel taciz, hakaret gibi suç unsuru taşıyan eylemlerde bulunduğunu öne sürdü. Bu konuya ilişkin savcılık soruşturması ise hala sürüyor. 6 Ekim 2020 tarihinde Ö.T. ile konuşma gerçekleştiren Aksu burada ses kaydı aldı. Ses kaydı savcılık tutanaklarına girdi.

Savcılık tutanaklarında deşifre edilen ses kaydında Ö.T.’nin Aksu’ya tehdit ve hakarette bulunduğu görülüyor. Ayrıca ses kaydında boş senet imzalatıldığının da itirafı bulunuyor. Kod-29 ile işten çıkarıldı Aksu ile Ö.T. arasında yaşanan tartışmadan bir gün sonra Aksu yetkili makamlara, SGK’ye, İŞKUR’a ve savcılığa başvuruda bulundu. 14 Ekim 2020’de ise tüm eylemler hakkında hak arayışına gireceğini belirten iş feshini noterlik vasıtasıyla ihtarname şekilde Ö.T.’nin sahibi olduğu firmaya gönderdi.

KOD-29 İLE İŞTEN ÇIKARILDI

Bunun ardından Aksu’nun iddiasına göre Ö.T., muhasebecisi İ.U. ile birlikte sahte etutanak düzenleyerek Kod-29 ile geriye dönük şekilde (10 Ekim 2020) işten çıkışını verdi. Aksu, Kod-29 ile işten çıkarılmasını gerektirecek hiçbir eylemde bulunmadığını ifade ederek “Hiçbir suçum olmadan, benim imzamın bulunduğu bir tutanak, delil ya da somut kanıt olmadan tamamen kasıtlı şekilde beni tazminatsız bir şekilde Kod-29 ile işten çıkarıldım. 6 ay boyunca hiçbir gelirim olmadan yaşamak zorunda bırakıldım” dedi.

“İLK VUKUATI DEĞİL”

İddialara göre; Ö.T. şirkette çalışan başka kadınlara da tacizde ve şantajda bulundu. Ö.T.’nin ayrıca başka suçlardan sabıka kaydı olduğu da iddia edildi.

Ne baro, ne mahkeme, ne devlet yardımcı olmamış

Aksu, yaşadığı süreci ise şöyle anlattı:

Tacize uğradım, hakarete ve tehdide maruz kaldım. Sadece bunu söylemem yetmiyormuş. Adres, isim verip şikayetçi de olmalıymışım. Balıkesir Adliyesine ve Kuvayi Milliye Karakoluna başvurdum, yetmiyormuş! Delil sunmam, tanık bulmam gerekiyormuş. Delil verdim, tanık buldum, yetmiyormuş! Eski iş yerimizde başka mağdur olan insanların da şikayetçi olması gerekiyormuş. Oldular, onlar da savcılığa başvurdu. Hatta biri şantajla tecavüze uğramış. Savcılık gizli ifade etti ama yetmiyormuş! İşle ilgili kurumlara başvurun dediler. SGK ve İŞKUR’a başvurduk. Altı ayı aşkın süredir inceliyorlar. Henüz müfettişler yeterli kanıt bulamamış. İşsiz kaldım, beş parasız yalnız kaldım dedim. Dediler ki Balıkesir Barosuna başvur. Baro, “Biz aile içi şiddete bakıyoruz” dedi. Bana yardımcı olmaya güçleri yetmiyormuş!

Yasaya, adalete, hukuka sığındım. Şantaja maruz kalıyorum, elinde zorla imzalattığı boş senedim var, onu kullanacak dedim. İcraya koydu, itiraz ettim. Mahkemede hakim tek başıma kendimi savunmamın yetmediğini söyledi. Savcılığa boş senedi duyurdum, kovuşturmaya gerek yokmuş. Kod-29 ile işten çıkarıldım. Pandemide işsiz kaldım. SGK’ye başvurdum. Şikayetçi ol, iş mahkemesine git dediler. Param yok, nasıl dava açayım dedim. Borç harç bul dediler. Kimim kimsem olmayınca devletin de bana yardımcı olmaya gücü yetmiyormuş! Karşı taraf 2 avukat tuttu ve biz çaresizce çabalıyoruz.

Benzer Haberler