Kılıçdaroğlu: Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizini ödüyoruz

11 Şubat 2021 Perşembe

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “2021 ocak ayında, 21 milyar lira faiz ödedik. Bir ayda ödediğimiz faiz. Nereye gitti bu faiz? Muhtar, esnaf, çiftçi, sanayici, tüccar almadı? Kim aldı? Toplam son bir yılda, 2020 yılında, ödediğimiz faiz, 134 milyar lira. Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizini ödüyoruz. Londra’daki bir avuç tefeciye ödüyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu, Bolu’da kanaat önderleriyle bir araya geldi. Mevcut ve eski baro başkanları, belediye başkanları, milletvekilleri ve muhtarlarla ile buluşan Kılıçdaroğlu, yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

DÜZGÜN SİYASETÇİ EKSİĞİMİZ VAR: Eksik ne? Namuslu, düzgün siyasetçi eksiğimiz var. Cebine çalışan siyasetçi, bu ülkeye hayır getirmez. Siyasetçi cebine değil, millete çalışacak. Şunu unutmayın. Bir ülkenin en tepe noktasında oturan kişinin mal varlığı, başka bir devletin başkanı tarafından koz olarak kullanılıyorsa orada sorunumuz var demektir. ‘Senin mal varlığını inceleyeceğim ha bak kızdırma beni’ dediği andan itibaren, ona hak ettiği cevap gelmiyor ve susuluyorsa orda bir sorunumuz var demektir. Devleti yönetenin tertemiz olması lazım. Pürü pak olması lazım. Devleti yönetmek sıradan bir olay değildir. Devleti yönetmek için her şeyden önce arkanızda kara bir leke olmayacak. Her şeyin hesabını vereceksiniz.

NEDEN GENÇLER UMUDU YURT DIŞINDA ARIYOR: Türkiye bir dönem dışarıya buğday satarken neden şimdi ithal ediyor? Bir dönem Orta Doğu’yu besleyen Türkiye, neden şimdi canlı hayvan ve et ithal ediyor? Neden biz Londra’daki bir avuç tefeciye dünyanın faizini ödüyoruz. 1940’lı yıllarda dünyada uçak üreten beş ülke varken ve bunlardan birisi Türkiye iken 2000’li yıllara nasıl geldik? Kendi gemimizi yapıyorduk, neden vazgeçtik? Neden eğitim sistemimiz iflas etti? Bütün Orta Doğu ve Balkanlarla dosttuk, neden düşman hale geldik? En büyük zenginliğimiz insan kaynağı. Neden gençler umutlarını yurt dışında arıyor? Akıl, yüce yaradanın bize verdiği en değerli şey. Neden aklımızı kullanmıyoruz, hayatı sorgulamıyoruz, eğri ile doğruyu ayırmıyoruz, ön yargılarımızın esiri olabiliyoruz?

NEDEN SESİNİZ ÇIKMIYOR: Aramızda muhtar arkadaşlarımız var. 1833, bu topraklarda yapılan ilk seçim muhtarlık seçimleridir. Kastamonu Taşköprü’de yapılır. Demokrasinin mihenk taşı muhtarsa, muhtarlar demokrasilerde aradıklarını bulabildiler mi? Muhtarlara hak ettikleri teslim edildi mi? Edilmediyse, ‘neden teslim edilmedi’ diye konuşmadınız? Birleşik oy pusulası niye yok sizde? Üstelik muhtar seçimi en demokratik seçimdir. Muhtarın önemli görevi de vardır. Muhtar kanaat önderidir. Sosyal yardımlar yapılıyor. Bir mahallede kimin fakir kimin zengin olduğunu en iyi muhtar bilir. Soru şu: Neden sosyal yardımlar muhtarlar aracılığı ile dağıtılmıyor? Neden talep etmiyorsunuz? Mücadele etmesini, talep etmesini bileceksiniz. ‘İzne ayrılamıyoruz, ödeneklerimiz kesiliyor.’ Niye maaş almıyorsunuz? Belediye başkanı, milletvekili, bakan, cumhurbaşkanı maaş alır. Onları halk seçtiyse sizi de halk seçti. Neden bu çifte standart? Neden bu konuda hiç sesinizi çıkarmıyorsunuz? Ortak mücadele kadar değerli bir şey yoktur.

BELEDİYE MECLİSİNDE MUHTARIN SÖZ HAKKI OLMALI: Bir karar alınır, belediye meclisinden geçer. Sizin haberiniz bile olmaz. Olması gereken nedir? Muhtarlık alanıyla, bölgesi ile ilgili olarak belediye meclisinde bir konu görüşülecekse mutlaka muhtar da katılmalı. Muhtarın söz ve oy hakkı kullanılmalı. Mahalleniz hakkında karar veriliyor, sizin haberiniz yok. Bizim demokrasi kültürümüz, çağdaş kültürdür. Eğer halkın seçtiği kişi varsa, saygı duyacaksınız. Sanmayın bunu sadece muhtarlar için düşünüyoruz. Hayır. Meclis’te bir kanun görüşülürken, komisyonlara mutlaka temsilcileri gelmeli ve dinlenilmeli. Hazırladığımız teklif doğru mu yanlış mı sorunu çözüyor mu çözmüyor mu; en iyi o işi yapan bilir.

MUHTARLIK BÜTÇESİ AYRILAMAZ MI: Sizin bir bütçeniz var mı? Yok. Niye yok? Siz fakir fukaraya yardım yapacak parayı nasıl bulacaksınız? Niye sizin bütçeniz yok? Belki ‘bu Kılıçdaroğlu da aman, bütçe vermezler’ diyeceksiniz. Emlak vergisi toplanıyor, ödeniyor. Nereye? Belediyeye ödeniyor. Yüzde 1-2’si muhtarlık bütçesi olarak ayrılamaz mı? Parayı yerinde ve zamanında harcadığınız sürece hiçbir sorun yok. Bir dönem ‘muhtarlara gerek yok’, hatırlar mısınız? Biz itiraz ettik. Muhtarlık kurumunu güçlendirmek istiyorsanız, dediğim kurallara dikkat edeceksiniz.

SÖYLEDİKLERİMİN TAMAMINI YAPACAĞIM: Kendi konumunuzu güçlendirmek istiyorsanız söylediklerimi hafızanızın bir yerinde tutun. Ha size söz veriyorum kesinlikle bu söylediklerimin tamamını yapacağım. Bu ülkede demokrasi istiyorsak, köyden en büyük şehre kadar güçlendirmek istiyorsak muhtardan başlayacaksın, seçimin ilk ayağı orasıdır. O zaman demokrasinin temeli güçlü olacaktır.

BİR AYDA 21 MİLYAR FAİZ ÖDEDİK: Hepiniz vergi veriyorsunuz. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi öder. Kefen bezinden tutun aldığınız şapkaya kadar. Devleti yönetenlere vergi ödüyorsunuz. Bir de borçlanıyor. Yetmedi. Devletin fabrikası, yolu var. Onları da satacağım, gelir elde edeceğim. Dünyanın vergisini ödüyoruz, satmadığımız fabrika kalmadı. Türkiye, neden bu halde? 2021 ocak ayında, 21 milyar lira faiz ödedik. Bir ayda ödediğimiz faiz. Nereye gitti bu faiz? Muhtar, esnaf, çiftçi, sanayici, tüccar almadı? Kim aldı? Toplam son bir yılda, 2020 yılında, ödediğimiz faiz, 134 milyar lira. Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizini ödüyoruz. Londra’daki bir avuç tefeciye ödüyoruz. Bugüne kadar gelen hükümetler içinde bu kadar faiz ödeyen ikinci bir hükümet var mı? Faizi sizler ödüyorsunuz. Faizi alan yatırım yapıyor mu? Londra’daki adam niye yatırım yapsın? Sonra diyoruz ki ‘biz niye fakirleştik.’ Ocak ayında bir seferde ödenen faiz 21 milyar lira. Bütün esnafa ödenen para 7 milyar lira. Esnafa verilenin üç katı. Kim değerli? Esnaf mı tefeci mi? sosyal devlet kimi korumalı? Esnafı mı tefeciyi mi?

BU BİR AHLAK MESELESİDİR: Her yere alışveriş merkezleri açıldı, zincir mağazalar açıldı. Esnaf diyor, ’peki ben nasıl geçineceğim.’ ‘O bir alışveriş yapıyor binlerce alıyor ben esnafım ben binlerce alamam ki.’ ‘Üç ay süreyle sana bin lira vereceğim’. Sonra? Her toplantıda her konuşmada söyledim, sonunda ‘hadi üç ay süreyle biner lira verelim.’ Yahu bin lira ne olacak. ‘Asgari ücretten vergi almayın’ dedik. Asgari ücret nedir minimum ücret demektir. Bununla bir insan geçinecek, yahu bunun nesini vergi alacaksın? Vergi esnafın sırtında kalıyor. Vergisiz olsa en azından esnaf rahat edecek. Koskoca hükümet ‘yap asgari ücreti 3.100 lira’, yapmadılar, bütün belediyelerimiz asgari ücreti 3.100 lira yaptı, net. En büyük zaaf devlet yönetiminde israftır, inancımıza göre de israf haramdır. Demokrasinin çıkış noktası ‘ey hükümet ben sana vergi veriyorum bu vergimi nereye harcadın?’ Bu sorunun sorulduğu yerde demokrasi vardır. Bu işin sağı solu yoktur arkadaşlar, bu bir ahlak meselesidir. Vatandaşa hesap vermek siyaset kurumuna onur kazandırır, şeref kazandırır.

AKILLA MANTIKLA İLGİSİ VAR MI: Biz ekonomik bağımsızlığımızı kaybettik. Yalvarıyoruz dışarıdan dolar, borç para gelsin. Dolar faiz endeksiyle bir devlet yönetilemez. Osmanlı’nın son dönemi o. Çıkışın yolu üretim, istihdam, çalışmaktır. O zaman paranız değer kazanır dünyada saygın bir devlet olursunuz. Belki bilmezsiniz bir şey daha söyleyeyim. Sudan ve Nijerya’da binlerce dönüm arazi kiralandı. Oralarda ekim yapılıyor. Niçin ‘efendim pamuk üretmek daha ucuzmuş, oradan üretilen pamuk gelecek, biz çiftçiye rekabet edeceğiz.’ Allah aşkına bunun akılla mantıkla bir ilgisi var mı? Nijerya’da, Sudan’da ben niye arazi kiralıyorum? Burada yap. Evine ekmek götürecek bu insanlar.

Benzer Haberler