İzmir’de evi yıkılan vatandaşların değerli eşyaları yağmalandı

30 Kasım 2020 Pazartesi

İzmir’de yaşanan deprem sonrası Cumhuriyet Sitesi sakinleri, moloz toplama sırasında hiçbir değerli eşyalarına ulaşamadıklarını iddia etti.

Birgün’ün haberine göre; İzmir’de 30 Ekim tarihinde meydana gelen depremin ardından başlayan kontrollü yıkımlarla birlikte mağduriyetler de gün yüzüne çıkmaya başladı. Cumhuriyet Sitesi B ve C blokta yaşayan apartman sakinleri yıkım öncesinde emniyette kayıt altına aldırdıkları ziynet eşyaları ve paralarının ortadan kaybolduğunu, hiçbir apartman sakininin değerli eşyalarını alamadığını dile getirdi.

Tunç Soyer’in ‘Bir Kira Bir Yuva’ kampanyasına destek büyüyor

Manevi mağduriyetlerinin yanında maddi mağduriyet de yaşadıklarını söyleyen apartman sakinleri, yetkililere seslerini duyurabilmek için bugün yıkım alanı önünde bir basın açıklaması düzenledi. Apartman sakinleri adına basın açıklamasını yapan Serkan Sular, yıkım işlemleri sırasında ve sonrasında birçok ziynet eşyasının ve paranın kaybolduğunu ve kayıp olan eşyalara ulaşılamadığını belirtti.

Deprem gününden beri binayı beklediklerini söyleyen Sular, “Hepimiz evin neresinde hangi eşyamız varsa söyledik. ‘Benim odamda şu kadar ziynetim, şu kadar param var’ dedik. Buna rağmen binalarımız yıkılırken hiçbir özen gösterilmedi. Biz her gün buradaydık. Yıkım çok şiddetli yıkıldı. Böyle bir şey olabilir mi? 28 daire var ve hiç kimse değerli ziynetini bulamadı. Şu da var. Yıkım esnasında birçok şeye şahit olduk. Yıkım ekibinden şoför olsun operatör olsun çalışan olsun moloza inmeyecekti. Yıkım ekibi gerekli özeni göstermedi. Ama hepsi üstünde gezdi. Hiçbirimiz paramızı ya da ziynetimizi alamadık. Mağduruz, iyice mağdur edildik. Bu süreçte daha ne yapılacak bilmiyoruz. Evimizden sadece üstümüzdeki kıyafetlerimizle çıktık. Hiçbir şey alamadık. Almayı umuyorduk artık o umudumuz da kalmadı” dedi.
Emniyete yönlendirildiklerini söyleyen Sular, “Biz işimizi gücümüzü bırakıp emniyete gidip saatlerce tutanak için bekledik. Devlet bizim yanımıza gelebilirdi. Biz mağduruz. Biz niye devletin yanına gidiyoruz? Buradan gerekli şikayetleri yapmak için emniyete gideceğiz. Zaten öncesinde neyimiz var neyimiz yok tutanak tutturmuştuk. Süreç neyi gerektiriyorsa biz sonuna kadar elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

“POLİSLERİN BİLE HABERİ YOK”

1,5 metrelik kasasının enkaz alanında kaybolduğunu belirten Emrullah Timur, enkaz bölgesine giren ‘sarı yelekli’ insanlara dikkat çekti. Timur, “Benim evde yatak odamda 1,5 metre boyunda çelik kasam vardı. Kasa kayıp. Deprem bölgesinde polise de bildirdik, çalışanlarda da bildirdik, ancak bildirdiğimiz halde kasam kayıp. Bugüne kadar da kasamız çıkmadı. İçerisinde 20-25 bin TL tutarında maddi eşyam vardı. Biz içeride bulunan eşyalarımızın yer bildirimini emniyete de yaptık ancak hiçbir şekilde bulunamadı. Bizim talebimiz bunların bulunması. Kimdeyse o çıksın. Benim çelik kasam nasıl kaybolur. Ben emniyete emanet etmişim onu orada, beni içeri sokmadılarsa o zaman kasamı bulsunlar. Ben başından beri yıkımı seyrediyordum. Yıkım ekibi çalışanları sarı yelek giyiyorlardı, geliyordu yeleği olmayan ve bana yelek ver diyordu. O yeleğin cebinde altın varsa ve götürdüyse nereden bileceğiz? Ben yeleklerini değiştirdiklerini gözlerimle gördüm. Biz polise söylediğimiz de görevledir bilemiyoruz diyorlardı. O yelek verildiği zaman polisler yeleklerin ceplerini kontrol etmeliydiler” ifadelerini kullandı.

“BÜTÜN ÇANTALARIMIZ AÇIKTI”

Apartman sakinlerinden Hüseyin Çanaklı ise evindeki alkol şişelerinin bile kırılmadan çıkarılırken ziynetlerin yok olduğunu belirtti. “Ben kuyumcuyum. O gün her şeyimiz içeride kaldı. Biz o gün eşyalarımızın yerlerini resmen tarif ettik. Bizim oturduğumuz yer daha yıkılmamış duruyordu. Çalışanlara ‘Şu tarafa çeker misiniz molozu’ diye sorduk. Bize ‘yarın sabah 10’da gelin, yapalım’ dediler. Biz sabah 9.00’da o yerdeydik. Ama gördük ki dediğimiz yer gece yarısı talan edilmiş. Ben yurt dışına seyahatlere gittiğimde oradan şaraplar, viskiler getiriyordum. Benim gözümün önünde evimden şarap şişesini aldılar. Bu olay gece 22.30’da oldu. Ben ‘Durun ne yapıyorsunuz’ dedim çalışana. O da bana ‘Abi dün bir tane daha çıktı. Biz onu içtik. Bunu da içelim. Ne yapacaksın ki sen bunu bu saatten sonra’ dedi. Ben de ‘Tamam ‘ dedim. Benim şaraplarımı alıp alıp içtiler. Şarap şişesi kırılmazken çelik kasalar nasıl ortadan yok oluyor? Nakit paralarımız, takılarımız yok. Buradan bir tane çeyrek altın çıkmaz mı? Çantaların tamamı açık çıktı. Bir tane kapalı çanta teslim edilmez mi?” diyerek tepki gösterdi.

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, Seferihisar’daki vahim tabloyu anlattı

Benzer Haberler