Connect with us
TELE1 TV CANLI YAYIN

Haber

İnsanlar korona tedbirlerine neden uymuyorlar? İşte psikolojideki cevap

Covid-19 hâlâ dünyada can almayı sürdürürken önlemlere uymayanların psikolojisini değerlendiren Uzm. Klinik Psikolog Berra Baş, “Pandemi sürecinde yorgunluk, bıkkınlık ve bir an önce eski normale dönme arzusu, tükenmişlik sendromuna dönüşerek insanlarda psikolojik olarak maskeleri indirme veya kullanmama gibi davranışlara yol açtı. Bu duyguyla başa çıkabilmek için tüm dünyanın bu sorunla mücadele ettiğini unutmayarak normal günlük rutinimizi eğlenceli hale getirmenin yollarını aramalıyız” dedi.

Dünyada 700 binden fazla kişinin hayatına mal olan koronavirüsle mücadelede son dönemde alınan tedbirlere uymayan kalabalık görüntüleri dikkat çekiyor. Koronavirüs tedbirlerini hiçe sayan yüzlerce kişinin iskelede vapura koşması,  plajlarda sosyal mesafeyi umursamayan kalabalıklar, sokakta maske takmadan dolaşanlar, düğünlerde kol kola halay çekilmesi akıllara “Artık koronadan eskisi gibi korkmuyor muyuz?’ sorusunu getirdi.

ESKİ NORMALE ÖZLEM REHAVETİ ARTIRDI

Yaz koşullarının ve önlemlere uzun süredir uymak zorunda kalmanın yanı sıra eski normale duyulan özlemin sonucunda ortaya çıkan bıkkınlığın insanlarda tükenmişlik sendromunu tetikleyerek rahatlamaya ve umursamazlığa yol açtığını işaret eden Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Psikoloji Bölümü’nden Uzman Klinik Psikolog Berra Baş, “İnsanların en büyük korkularından biri kaybetme korkusudur. Genel olarak toplumdaki kurallara ve maske takmaya uyumun azalmasının en önemli sebeplerinden biri de insanların özgürlüklerini kaybetme korkusu. İnsan zihni Covid 19’un hem ekonomik hem psikososyal dayanaklarımızı kaybettirmesine bir tepki gösteriyor. Bir süre sonra bazı kişiler hastalık ve tehlikeyi umursamaz hale gelebiliyor. Sabırla sürece adapte olabilmeyi başaranlar ise psikolojik olarak sağlam kalabilenler oluyor” dedi.

Toplumsal kuralların insanların daha iyi bir yaşam sürmesi için konulduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini işaret eden Uzman Klinik Psikolog Berra Baş, “Nasıl trafik kurallarına uymamamız hem kendimizi hem sevdiklerimizi yaşamdan alıkoyma riskine yol açıyorsa, bir bina yapılırken mühendislik kurallara uygun yapılması binayı depreme dayanıklı hale getiriyorsa, maske ve sosyal mesafeyi de aynı öncelikle değerlendirmek önem taşır” diye konuştu.

“BİLEREK MASKE TAKMIYORSA PSİKOLOJİK BOZUKLUĞU OLABİLİR”

Kurallara uyum konusunda toplumda genel olarak 3 farklı birey tipi görüldüğünü kaydeden Uzman Klinik Psikolog Berra Baş, bunları şöyle yorumladı:

“İç kontrol odağı yüksek bireylerde yani kendi davranışının değerlendirmesini kendi üst benliğini kullanarak gerçekleştiren kişilerde kurallara uyma davranışı daha sağlıklı gerçekleşiyor. Dış kontrol odağı yüksek olanlarda yani kendi davranışının değerlendirmesini yüksek mercilere danışanlarda ve ona göre davranış şeklini belirleyen kişilerde de kurallara uyma davranışı sağlıklı gerçekleşiyor. Ancak ikisi de olmayanlarda, yani psikolojik bozukluğun olduğu durumlarda kişi kendisini de, diğer insanları da tehlikeye atacak davranışlar sergileyebiliyor. Maskesini takmayabiliyor, araç kullanırken kurallara riayet etmiyor, işte/okulda da kuralları dikkate değer almıyor hatta ilişki yaşarken de sadakatli olma ve benzeri kuralları es geçebiliyor.”

PANDEMİDE PSİKOLOJİMİZİ RAHATLATACAK ÖNERİLER

İnsanların normalde mevcut psikolojik sağlamlıklarını koruyabilme ve bunu başarabilmek adına stresli yaşam olaylarına adapte olmaya programlı olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Berra Baş, ancak bu dengenin tıpkı koronavirüs salgınında olduğu gibi travmatik bir olay sonrasında sekteye uğrayabildiğini belirtti. Uzm. Klinik Psikolog Baş, Covid-19 pandemisinden sağlıklı bir psikolojiyle çıkmak için şu önerilerde bulundu:

“1. Yaşanılanları kabullenin. Hayatta bazı şeylerin kontrolünüze olamadığını fark edin ve artık kendinizi suçlamaktan vazgeçin.

2. Varoluşsal amacınızı bulun. Motivasyonunuz düştüğünde, kendinize bunu niye gerçekleştirmeniz gerektiğine yönelik anımsatmalar yapın. Bunu devam ettirdikçe, değerlerinize yönelik kişisel gelişimi artırırsınız ve düşüncelerinizde hataya yer açmamış olursunuz.

3. Mükemmelliyetçilikte ölçülü davranın, hiçbir şeyde abartıya kaçmayın.

4. Tamamlanmamış vazifelerin insan psikolojisinde ciddi bir yıpratıcı etkisi olduğunu göz önünde bulundurun. Şimdiye dek ertelediğiniz ne varsa yapılacaklar listesi şeklinde organize ederek odaklanın, eylem planı çıkarın ve yavaş yavaş da olsa bir yerden başlayın. Adım adım ilerleyin.

5. Sahip olamadıklarınıza üzüntü duyarak ve kendinize, partnerlerinize, ebeveynlerinize kızarak süreci daha da zorlu hale getirmeyin. Sağlıklı bir psikolojinin, minnettarlık denklemiyle çalıştığını göz ardı etmeyin. Kendinize şu soruları sorun: Kendimi ve etrafımdakileri memnun ettiğim neler var? (Örneğin, saygı duymak, empatiyle yaklaşmak, değer göstermek), Kendimi ve etrafımdakileri memnun hissettirdiğim neler var? Bu ikisinin dengeli olmasında özenli olun. Sizi memnun eden şeyleri bulmakta zorluk yaşıyorsanız, depresif bir dönemden geçiyor olabilirsiniz. Destek almayı ihmal etmeyin.

6. Kendinizle baş başa kalma fırsatı bulduğunuzda, aslında kim olduğunuzu deneyimleyin. Sosyal statünüzden, ebeveyn/eş/çalışan ve benzeri kimliklerinizden arınarak bir an için de olsa kendinizle yüzleşin. Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin. Daha iyi bir insan olmanıza eşlik eden kimler, hangi durumlar olduğunu görün. Kimseden şefkat beklemenize gerek kalmadan, özünüzü yargılamadan, öz-şefkati deneyimleyerek kendinize layık olduğu şefkati verin.

7. Mutlaka yürüyüşleri artırın, özellikle sabah erken saatlerdeki ve akşam serinliğindeki yürüyüşlerin sizlere noradrenalin, adrenalin, endorfin hormonlarını aktive etmenizde destek sağlamasına izin verin.

8. Müziğin şifasından destek alın, gün içinde kendinize müzik dinleyebileceğiniz alanlar oluşturun.

9. Uyku saatinizi düzenli hale getirin.

10. Kahve tüketiminizde abartıya kaçmayın, aşırı kahve içmenin kalp atışındaki hızlanmayı ve anksiyeteyi tetiklediğini unutmayın.

11. Rutinler monoton gibi görünse de hayatı kolaylaştıran pragmatik öğeler barındırır. Rutinlerinizi eğlenceli hale getirin.

12. Dostlarınızla pandemi sebebiyle dijital olarak da olsa iletişiminizi devam ettirin.

13. Zamanınızı etkili kullanmayı, bir değer haline getirin.

14. Mutluluğu hedeflemeyin, mutluluğu uygulayın. Yapmakta olduğunuz her işte mutluluğu ve huzuru deneyimleyin. Aceleci davranmayın. Her andan keyif almayı öğrenmeyi başarın.

15. Oyunlar, filmler, diziler konusunda aşırıya kaçmayın. Özellikle Covid sonrasında oyun ve dizi bağımlılığındaki artışın sizi de yakalamaması için, kendinize minik ödüller olarak izin verin. Örneğin, haftada 5 saat yürüyüş yapabilirsem kendime bir film izleme şansı ikram edeceğim gibi. Böylelikle dijital dünya sizi esaretine almamış olur. Siz, dijital dünyayı “daha iyi bir siz” olabilmek adına etkili bir şekilde yönetmiş olursunuz.”

MASKEYİ İNDİRME İSTEĞİNİZİ YENEBİLİRSİNİZ!

Pandemi sürecinde yorgunluk, bıkkınlık ve dayanamayacak durumda olma halinin, maskeleri indirme veya maskeleri kullanmama gibi davranışsal sonuçlara yol açabileceğini belirten Uzm. Klinik Psikolog Baş, “Ancak insan beyninin en ön kısmında hayvanlarda olmayan frontal bellek işlevleri hakimdir. Burası algı, bellek, dil becerileri, düşünme, yürütücü işlevler ve karar verme mekanizmalarının aktif kullandığı bölümü içermektedir. Bu bölgeyi kullanarak, maskeyi indirme isteğinizi ertelemeniz; hem sizin hem sevdiklerinizin sağlıklı yaşama şansını engellememeniz, sağlıklı bir psikolojiyle bu süreci atlatmamıza destek sağlayacaktır” diye konuştu. Uzm. Klinik Psikolog Baş, maskeyi indirme isteğini erteleme davranışı için şu önerilerde bulundu:

1. Kesinlikle maskeyle hızlı yürümeyin.

2. Su içmeyi ihmal etmeyin.

3. Psikolojinizi sağlam tutun. Agresyon, anksiyete, korku nefes alma güçlüğü semptomunu barındırabilir. Dikkatli ve temkinli olun.

4. Güneşin dik geldiği saatlerde dışarda olmamaya gayret sarf edin. Böylece maskenizi çıkarma davranışınızı erteleyebilir; herkesin sağlığını koruyabilme vazifesini sağlıcakla gerçekleştirebilirsiniz.

TOPLUMSAL TRAVMALARLA MÜCADELE DAHA KOLAY

Her insanın aynı seviyede olmasa da hayatında travmatik bir yıkım deneyimlediğini vurgulayan Uzm. Klinik Psikolog Berra Baş, çoğu zaman bireysel deneyimlenen travmalarla baş etmenin ortak deneyimlenen travmalarla baş etmekten daha zorlayıcı olduğunun altını çizdi. Uzm. Klinik Psikolog Berra Baş, şu bilgileri aktardı:

“Bireysel deneyimlerde, diğer insanlar tarafından anlaşıldığını hissetmek son derece önemli olmasına rağmen; özellikle kliniğe başvuran danışanlarımızda ‘anlaşıldığını hissedememe, yaşadıklarının küçümsendiğini görme, değersizleştirme, ötekileştirme, yok sayılma’ semptomlarıyla karşılaşırken, ortak deneyimlenen travmalarda bu semptomlara rastlanılmamaktadır. Daha net bir ifadeyle belirtmek gerekir ki; ortak travmalarda ‘empati geliştirebilmek, durumu anlamlandırabilmek, farkındalıkla durumu kabullenebilmek, çözüm stratejileri geliştirebilmek, anlaşıldığını hissedebilmek’ çok daha kolaydır.”

YAŞADIKLARIMIZI KABULLENMEYİ ÖĞRENMELİYİZ

Dünyanın küresel bir salgınla bambaşka bir hayat tarzına girdiği milenyum çağında, insanlığı ortak bir travma olarak değerlendirilen ‘Covid 19 pandemisi’ ile mücadele etmek zorunda kaldığını ifade eden Uzm. Klinik Psikolog Berra Baş, yaşanan ortak travmayla baş edebilme becerilerimizin birbirimize destek olması için öncelikle neler yaşadığımızın bilincinde olmamız gerektiğini söyledi.

Uzm. Klinik Psikolog Berra Baş, pandemi sürecinde en sık rastlanan toplumsal travmatik olaylara şu örnekleri verdi;

  • Yeni düzene alışamama,
  • Maskeli ve sosyal mesafeli yaşama dikkat ederek hayata adapte olabilme becerisi geliştirmede zorluk,
  • Temizlik konusunda emin olamama,
  • Güvende hissedememe,
  • Ekonomik zorluklar,
  • Uyku ve iştahta dalgalanmalar,
  • Psikolojide bozukluklar.
loading...