Hacı Bektaş Veli’nin 750. ölüm yıl dönümü ve ekonomi

2 Ağustos 2021 Pazartesi

Prof. Dr. İ. Melih Baş

Bu yıl Hacı Bektaş Veli’nin ölümünün 750. Yıldönümü. 3-4 Ağustos 2021 tarihlerinde bir anma etkinliği yapılacak. Nevşehir’de düzenlenecek etkinlikler kapsamında ‘Yoldaki Nefesler / Pirlere Niyaz Ederiz’ adıyla Hacı Bektaşi Veli’nin yaşamının yansıtılacağı bir sahne performansı da yapılacak. Bilindiği üzere UNESCO tarafından 2021 yılı Ahi Evran, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli’yi anma yılı ilan etmişti. Örneğin Ahilik yaklaşımının ekonomiye bakışı çokça konuşulur, yazılır ama Hacı Bektaş Veli’ye gelince pek fazla yazılı ürün yoktur. Bu anma vesilesiyle biz de konunun ekonomiyle ilişkisine kısaca bakalım.

MESELEYİ AÇIMLAMAK

Kimi sorularla meseleyi açımlayalım. Alevilik-Bektaşiliğin iktisadî ve ticarî yaşama bakış açısı nedir? Hangi ilkelerden ve nasıl bir yaklaşımdan söz edilebilir? İslamî iktisat (?!) yaklaşımından farklı ilkeler ve bakış açısı var mıdır?

Alevi-Bektaşi inançlarına uygun bir iktisadî ve ticarî yaşamın liberalizmle uyuşan (çakışan) ve çatışan noktalar nelerdir?

Aleviler-Bektaşilerin iktisadî yaşama bakışlarının sınıfsal açısı nedir? Bu bağlamda Alevi ve Bektaşi işadamlarının şirketlerinde nasıl bir uygulama mevcuttur?

Alevi-Bektaşi işçilerin sınıfsal bilinç ve kümelenmeleri ne durumdadır?

Soruları elbette uzatabiliriz. Bu konuda yaptığımız yayın tarama ve kişisel görüşmelerde doyumlayıcı kaynak ve yanıtlara ulaşamadık. Kimi saptamalara göre sayıları 25 milyon kişiye dek ulaşabilen bir nüfusun iktisadî açıdan incelenmesi ilgiyi ciddi biçimde hak etmektedir ama maalesef!

YOL MU YOLLAR MI?

Anadolu Aleviliği 13. yüzyılda yaşayan Hacı Bektaş Veli tarafından sistemli bir hale getirilen inanç ve kültür iklimi olarak tanımlanabilmekte, kentli Alevilere de Bektaşi denilmektedir. Bazen Alevi sözü Bektaşileri de kapsayan bir terim olarak kullanılabilmekte, bazen de Alevi sözü yerine Türkmen sözü yeğlenebilmektedir. Bektaşilerin diğer Alevilerden yöntem farklılıkları olmakla birlikte anlayışta, inançta, düşüncede farklılıkları olmadığı “yol bir, sürek binbir” deyimiyle anlatılmaktadır.
Dernek ve vakıflar üzerinden yoğun nüfuz mücadeleleri ve çekişmeler sözkonusu olmaktadır. Yüzyıllara dayanan Dedebaba-Çelebi rekabeti, 1990’lardan sonra yerini yeni güç odaklarına bırakmıştır.

İŞ DÜNYASINDAN MANZARA

Baskılar nedeniyle uzun zaman kendilerini gizleyen Alevi işadamları daha sonra derneklerde toplanmaya başlayageldiler: İzzettin Doğan’ın kurduğu CEM Vakfına yakın işadamlarınca kurulan Cumhuriyetçi Sanayici ve İşadamları Derneği (CUSİAD), Fermani Altun’un kurduğu Ehlibeyt Vakfına yakın işadamlarınca kurulan Demokrat Sanayici ve İşadamları Derneği (DEMSİAD) gibi. Alevi işadamları arasında her sektörden işinsanları var, özellikle de inşaat ve turizm sektörlerinde.

DÖRT KAPI KIRK MAKAM

Hacı Bektaş Veli, geliştirdiği dört kapı, kırk makam kavramıyla Aleviliği sistemleştirmiştir. (Kırk makam kavramının Hoca Ahmet Yesevi’nin kurduğu Yesevilik’te de olduğunu anımsatalım. Ayrıca Anadoluya gelen Horasan erenlerince kurulan Ahiliğin de Bektaşi tarikatı üzerindeki ciddi etkileri iktisat bağlamında önemli.) Bu dört kapı sırasıyla şeriat, tarikat, marifet, hakikat kapılarıdır. Her kapıda ayrıca 10 makam bulunmaktadır. İşte bu makamlarda iktisata ait ipuçlarını yakalayabiliriz.

Şeriat kapısında

altıncı makam: helal yemek ve giymek,

dokuzuncu makam: haksız kazançtan sakınmak;

Tarikat kapısında

üçüncü makam: tutum ve davranışlarda ölçülü olmak,

beşinci makam: nefsle savaşmak;

Marifet kapısında

ikinci makam: başkalarının hakkını yemek ve adaletsizlik gibi işlerden korkmak,

üçüncü makam: tok gönüllü olmak,

altıncı makam: cömert olmak,

Hakikat kapısında

üçüncü makam:yiyecek ve içeceğini başkalarıyla paylaşmak;

dördüncü makam: nefsi tümüyle yok etmek,

beşinci makam: yaratılmışların hiçbirine zarar vermemek

Kimi makamlardan giderek bir iktisadî felsefenin tanımlanması kolay gözükmüyor. Ama ipucu verebilir. Şöyle ki: Eşitlikçi, bölüşümcü, adaletçi, hakkaniyetçi ve tüketimci değil yetinmeci bir ekonomik dizge.

SONSÖZ

Sivas’tan Samsun’a gelin gelmiş babaannem Hayriye hanımın pek sevdiği bir türkü vardı (bu yazıya da uydu sanki): …Bu yıl bu dağların karı erimez / Eser bad-ı saba yel bozuk bozuk / Türkmen kalkıp yaylasına yürümez / Bozuldu aşiret el (il) bozuk bozuk… (türküyü Sadık Gürbüz ustadan dinlemek isteyen okurlarımıza bağlantı adresini de sunalım, bkz.: https://www.youtube.com/watch?v=mg-zQFWwcbM&list=RDmg-zQFWwcbM&index=1)

Okumalık:

http://edebiyatbahcesi.net/kose-yazisi/1860/alevilik-ve-sinif-mucadelesi-kultur-ve-ekonomi-politik1

Rıza Algül, Aleviliğin Sosyal Mücadeledeki Yeri, Pencere Yayınları.

Benzer Haberler