Fügen Ünal Şen | Aksona bizzat Bodrum’dur

10 Nisan 2021 Cumartesi

Fügen Ünal Şen | Aksona bizzat Bodrum’dur

Sırılsıklam aşk…

Dibine kadar!

Dibe çeken, yüze gülen aşk.

Suda, karada, gönülde süren, hiç eksilmeyen.

Ne fırtınalara, ne dalgalara, ne ayrı kalmalara rağmen göz yaşartan, alkışlanan.

Kimi kucak kucağa geçen, kimi hasretle beslenen, bitmeyecek bir aşk. İki Aksona’dan sözediyorum. Tirhandil Aksona ile Son süngerci Aksona Mehmet’in aşkından.

Bodrum’un denizi tanık. Denizin üstü de altı da aslına…. Altı dediysem en dibi, balığı, kayası en çok da süngeri tanık. Rüzgarı, yıldızı, dalgayı, dolunayı saymıyorum bile.

Aksona dediğim bir tirhandil. 60 yaşında… Görmediği kıyı, üstünde kaymadığı deniz, kıçtan kara bağlanmadığı koy kalmış mıdır bilmem, bildiğim dokunduğumda parmak uçlarıma senelerin iyotunun bulaştığı…

Suya indiği tarih 1962.

O zaman ustaların ustası Ziya Güvendiren yapmış. 1981’den beri Aksona Mehmet’in.

Bakım için şu günlerde karada.

Macunlanıyor, baston altı hamağı örülüyor, maderlerden kopan parçalar yenileniyor. Tam 60 yıl önce Ziya Usta’nın çaktığı bakır çiviler yerine oturtuluyor.

Tirhandil’in olmazsa olmazı ay yıldız baş omuzluğa oyuluyor, parampete masırı işleniyor.

Aksona Mehmet bayrama hazırlanan çocuklar gibi şen, heyecanlı. Yerinde duramıyor. Uçuyor adeta konuşurken, iki Aksona’nın aşkını anlatırken.

“Mirastır bu tirhandil. 60 yıldır Bodrum’un bağrındadır. Yaşatmak boynumuzun borcu. Tirhandil benim gibi görünür ama Bodrum’undur asıl. Herkes el verdi, işin bir ucundan tuttu. Denize kavuşsun diye gönül birliği yaptı.”

“Ne zaman suyla buluşacak?” diye sordum. Aksona Mehmet koptu gitti, tirhandili okşaya okşaya “16 Nisan’da olsun isterdik, tam doğum günü odur. Ama kısmetse Mayıs’a.”

AKSONA BİZZAT BODRUM’DUR

Kızılağaç’taki bir marangoz atölyesinde ziyaret ettim Son Süngerci Aksona Mehmet ile sünger teknesi Aksona’yı. Aldığında teknenin adı Şafak’mış. Kendi üstüne geçirirken tirhandilinin adını Aksona diye kaydettirmiş. Öyle ya, bir süngerci için hayatla bağ demek aksona. Vurgun yeme riskine karşı yüzeye çıkarken uyguladığı emniyet durakları demek. Hayat demek.

Aksona Mehmet dediğinizde bütün Bodrum “Ooo, bizim son süngerci” der. Bugün 72 yaşında olan Mehmet Baş, 13 yaşına kadar annesiyle tütün yaprağı kırmaya giden bir çocuk. Karada, toprakla, bitkiyle başlamış; sürmüş hayatı taa ki bir gün bir deniz gözlüğü ile tanışana kadar.

Gönlüne denizin, derinin düşmesi bir tesadüfle başlıyor. Bodrum’un Bodrum olduğu yıllar. Ödünç aldığı bir deniz gözlüğü ile dibi seyrettiği gün hayatı değişiyor çocuk Mehmet’in. Yolunu çiziyor. Denize veriyor yüzünü, dibe kaptırıyor gönlünü.

Dip dediğim o yıllarda Bodrum için sünger demek.

Deli sünger, uslu sünger demek.

Önce kalenin açıklarında deneme dalışları, ilk sünger çıkarış… Sonrası bir kader, bir yaşayış…

Suyla, süngerle, evden uzak, denizin bağrında geçen geceler, gündüzler. Mayıs’ta çıkılıp, Ekim’de dönülen seferler.

Aksona Mehmet hayatını Naviga yayınlarından çıkan Son Süngerci isimli kitapta anlatıyor. Sünger peşinde sürüp giden bir koca ömür.

“Bizim sularda artık sünger yok öyle mi?” diye soruyorum yanıtı net.

“Kim diyor öyle. Kim dalıp bakmış ki! Süngerci yok aslı. Yetişmedi. Halkayı kopardılar. Usta, öğretecek öğrenci bulamadı. Yasakladılar ya süngeri, kopardılar zinciri. Söyletme beni. Yanlış o zinciri koparmaktı.”

Bu yazı iki Aksona’nın aşkına yazıldı.

Suya, denize, süngere değer verenlere saygı için.

Kültürel mirasına sahip çıkanlara teşekkür için yazıldı.

Bodrum’un eski günlerine özlem için yazıldı.

En çok da Aksona için yazıldı, zira AKSONA bizzat Bodrum’du…

* Bu yazı ve görseller ‘https://fugenunalsen.wordpress.com/‘dan alınmıştır

Benzer Haberler