‘FETÖ’nün siyasi ayağı bu siyasi iktidardır, kaçamayacaksınız!’

24 Ocak 2020 Cuma

Partisinin üçüncü büyük konferansında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, FETÖ’nün siyasi ayağına ilişkin tartışmalar hakkında, “Her ne kadar çıkıp FETÖ’nün siyasi ayağını aramaktaysanız da size söyleyeyim: FETÖ’nün siyasi ayağı bu siyasi iktidardır. Çünkü FETÖ ne yapıyorsa siz bugün aynısını yapıyorsunuz. Dün FETÖ ile birlikte yapıyordunuz, bugün Cumhur İttifakı dediğiniz küçük ortağınızla yapıyorsunuz” dedi. Eş Genel Başkan Pervin Buldan ise iktidar sahiplerinin tiyatroda bir araya gelen kadınların dayanışmasından korktuğunu söyleyerek, “İnanın ki tiyatrodan dahi korkan bir iktidarın çöküşü yakındır. Çok değil, iki, üç tiyatro daha sahnelensin bunlar tuz gibi dağılacaklar bunun farkındayız” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “Daha güçlü HDP, daha güçlü mücadele” şiarıyla düzenlenen konferansa 600 delege katıldı. Konferans HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin konuşmasıyla devam ediyor.

Selahattin Demirtaş’tan HDP’ye: Adaylığımı tartışmayın

Temelli konuşmasına HDP’nin önceki Eş Genel Başkanları Fatma Gök, Yavuz Önen, Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı selamlayarak başladı.

Konferans sürecinin uzun bir süredir devam ettiğini kaydeden Temelli, “Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz Ağustos ayında Birinci Örgütlenme Konferansımızı gerçekleştirdik. O konferansa giderken de yine yoğun bir çaba ve emek ortaya koyduk. O konferansımızda çok önemli kararlar aldık. Birçok eksikliğimizi gördük. Yapabileceklerimiz konusunda ortaklaştık. O günden sonra büyük konferans hazırlıklarımız başladı. Bugün burada bir aradayız. Bugün burada hem geçmişimizi değerlendireceğiz hem de geleceğin yol haritasını yapacağız. Büyük konferansa gelirken, bu konferans sürecinde emeği geçen tüm arkadaşlarımıza örgütlenme komisyonumuza strateji birimimize konferans hazırlık komisyonumuza teşekkür etmek istiyorum” diye konuştu.

‘ORTADOĞU’DAKİ SEÇENEK HALKLARIN BAŞKALDIRIŞIDIR’

20’nci yüzyılın sonuna doğru gelindiğini kaydeden Temelli, “Yeni bir 10 yılın başındayız. Köhnemiş sistem çöküyor, kapitalist modernite tükendi. İkinci paylaşım savaşından sonra yeni düzen yaratmaya çalışan kapitalist sistem bunu ancak 25 yıl sürdürebildi. Sonra 70’lerin krizinde yeni dünya düzenini tüm dünya halklarına dayattılar. Neoliberal politikalarla sömürüyü doğa talanını katlanılamaz bir boyuta taşıdılar. Yeni dünya düzeni de çöküyor. Şimdi yeniden bir dünya düzeni arıyor, Köhnemiş sistem Ortadoğu’da yürüttüğü felaket savaşlarıyla kendini var etmeye çalışıyor. Bu köhne düzen dünyaya yoğun bir emek sömürüsüyle savaşlarla, yıkımlarla, ekolojik yıkımla kendini dayatıyor. Kendini var etmeye çalışıyor ve bu düzen inşasının merkezi olarak Ortadoğu’yu görüyor. Bunu yapmaya çalışanlar aslında bu savaşı kaybedecektir. Ortadoğu’da ortaya konulan seçenek dünya halklarının geleceğine yönelik bir umuttur ve köhne düzeni çökertecek olan bir başkaldırıştır” ifadelerinde bulundu.

Sırrı Süreyya Önder’den ‘HDP Demirtaş’a sahip çıkmıyor mu?’ sorusuna yanıt

Temelli, “Savaşlar, ekolojik yıkım, dünyayı bir felaketin eşiğine getirdi. Dünyayı yapay zekalı makinelere teslim edip, Mars’a göç etmeye çalışan o yüzde birlik azınlık dünyanın yüzde 99’unu cehenneme çevirdi. Büyük adaletsizlik her yerde ve diyoruz ki kurtuluş yeni bir enternasyonalist bir mücadeledir ve bu da ancak enternasyonalist dayanışma ile mümkün olabilir” dedi.

‘AKP KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜNDEN BESLENİR’

Türkiye’nin 17-18 yıldır AKP ile yönetildiğini vurgulayan Temelli, konuşmasını şöyle sürdürdü: “AKP iktidarı bu yeni dünya düzeninin ya da yeniden oluşturulacak düzenin en büyük gönüllüsü. Çünkü bu zihniyetin aslında Türkiye’de üretilmesinden başka bir şey değildir. Neoliberal sistemin bir aracıdır, payandasıdır. Öyle de olmuştur, halklara sömürüden, şiddetten, yıkımdan, savaştan başka bir şey vermeyen bir iktidardır AKP. Bugün karşı karşıya olduğumuz şey büyük yıkımdan başka bir şey değildir. Çözümsüzlükten beslenir, Kürt meselesinin çözümsüzlüğünden beslenir.

AKP YENİ BİR İTTİHATÇI DÜZEN KURMA PEŞİNDE

Nasıl ki dünya yeni bir düzen kurma peşindeyse AKP’de yeni bir ittihatçı düzen kurma peşindedir. Yeniden bir ittihatçı anlayışıyla Kürt düşmanıyla tıpkı 1910’lı yıllardaki gibi bugün Neo Osmanlıcı politikalarla yıkıma ve savaşa devam etmektedir. Bir Kürt düşmanlığı ve çözümsüzlük üzerinden kendi iktidarının bekasını sürdürmeye çalışmaktadır. Yegane politikaları savaş politikasıdır. Bu savaş politikasını içeride dışarıda her yerde her geçen gün şiddetli bir şekilde yükseltmektedir. Suriye’de Efrin’de başlayarak Gire Spî’de, Irak’ta Kürt Federe Devletine tahammülsüzlüğün son versiyonu pençe Harekatıdır. Bununla yetinmeyip bunu sürdürüyor. Şimdi Libya’da savaş politikalarından beslenmeye devam ediyor.

HDP’den ‘Kanal İstanbul’ hamlesi

TÜM TÜRKİYE’DE TECRİT UYGULANIYOR

AKP iktidarı, bir hukuksuzluk iktidarıdır, bir zorba iktidarıdır. Hukuku askıya almıştır. İstisna halini olağanlaştırmaya çalışmaktadır. Adalet sistemi çökmüştür. Adalet sisteminin çökmesinin nedeni bu hukuktur, tecrit hukukudur. Tecrit sadece İmralı kara sularında yoktur, bütün Türkiye’dedir. Bütün Türkiye’yi tecrit altına almıştır. İmralı’da sayın Öcalan’a uygulanan tecrit demokratik çözümün önünü tıkayan bir tecrittir. Demokratik çözümün önünü tıkamak bu iktidar için elzemdir. Çünkü bu tıkanma sayesinde otoriter rejimini var edebilme ve ayakta tutabilmektedir.

CEZAEVİ FOTOĞRAFI TÜRKİYE’Yİ ANLATMAKTADIR

Cezaevlerine baktığımız da bu zorba sistemi görmek mümkündür. Bugün cezaevlerinde işkence vardır, insan hakları ihlalleri vardır. Elif Kısa cezaevindedir. Anneler, çocukları cezaevindedir. Masum insanlar cezaevindedir. Hasta tutuklular, masum insanlar cezaevindedir. Cezaevi sorunu Türkiye sorunudur cezaevi fotoğrafı bugün Türkiye’yi en iyi anlatan fotoğraftır.

BU İKTİDAR EMEK SÖMÜRÜCÜDÜR

Bu iktidar emek sömürücü bir iktidardır. Emeğin üzerinde aşırı sömürü ile yoğun şiddetle tahakküm kurmuştur. Dünyada en yoğun emek sömürüsünün yaşandığı, en fazla işçi cinayetinin yaşandığı ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Sermaye, emek sömürüsü ve doğa talanı ile ancak ayakta durmaktadır. Bu hem emeğin sömürüsünü yaratmakta hem de doğa talanını yaratmaktadır. Bu iktidar betoncudur, bu iktidar savaşçıdır. Bütün ülkenin kaynaklarını betona gömmekte, şehir hastaneleriyle otoyollarıyla, Kanal İstanbul projeleriyle Türkiye’nin gelecekteki tüm kaynaklarını bugünden tüketmektedir. Çünkü iktidarda kalabilmesi için bu denli akıl dışı iktisadi yatırımlara ihtiyaç vardır akıl dışıdır vicdan dışıdır. Küresel iklim krizine en fazla katkı yapan ülkelerin başında gelen Türkiye geliyor.

Evet, savaş politikalarından besleniyor, silah sanayisini buna göre şekillendirmiştir. Türkiye’deki sanayinin yüzde 75’i silah sanayi üzerinden şekillenmektedir. Bu geleceğimizi karartır.

FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI BU SİYASİ İKTİDARDIR

Bütün bunlar Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi dediğimiz otoriter bir rejimin icraatlarından başka bir şey değildir. Bu icraatları yaptıkça meşruiyetini kaybetmiş olan bu iktidar gerçek gündemi kaçırmaya çalışmaktadır. Evet ileriye kaçmaya çalışmaktadır. Kaçamayacaksınız! İki elimiz yakanızdadır. Her ne kadar çıkıp FETÖ’nün siyasi ayağını aramaktaysanız da size söyleyeyim: FETÖ’nün siyasi ayağı bu siyasi iktidardır. Çünkü FETÖ ne yapıyorsa siz bugün aynısını yapıyorsunuz. Dün FETÖ ile birlikte yapıyordunuz, bugün Cumhur İttifakı dediğiniz küçük ortağınızla yapıyorsunuz. Savaştan besleniyorsunuz. Doğa talanından besleniyorsunuz, ülkeye verdiğiniz tek şey çöküş içinde yıkımdır.

ÖCALAN’I OKUYARAK, YENİDEN DÜŞÜNMELİYİZ

Buna son vermeliyiz. İşte konferansımız böyle bir dünya ahvali içinde toplanmıştır. Bugün ne yapmalı nasıl yapmalı sorularının yanıtlarını aramalı ve bu yanıtlara ulaşmalı, önümüzdeki döneme dair yol haritasını çıkarılmalıdır. Ne yapmalı? Nasıl yapmalı? Bir kez daha Lenin’i yorumlamalıyız, toplumsal örgütlenme alanında bir kez daha Öcalan’ı okumalıyız. Yeniden, yeniden düşünmeliyiz.

TARİHİ YENİDEN YORUMLAMALIYIZ

Tarihte hiçbir şey tesadüfen ortaya çıkmaz. Öyle olması gerektiği için tarihte yaşananlar yaşanır. Bugün eğer küresel siyaset Ortadoğu’da kopuyorsa bilin ki umut da Ortadoğu’dan doğacaktır. Yeni bir enternasyonalin eşiğinde konfederal bir anlayışla, halkların özgürlüğü için yeniden yeniden düşünmeli tarihi yeniden yorumlamalıyız. Ama yorumlamak yetmez, değiştirmeliyiz. Bu anlamıyla fikriyatımızın gücüyle Dünya’yı da Ortadoğu’yu da Türkiye’yi de değiştirmeliyiz. Riskler var, içeride de dışarıda da riskler var. Bütün bu sirklere vereceğimiz yanıt bütünlüklü kolektif siyaset anlayışımızdır. Bir arada ortaya koyduğumuz siyasetimizdir. Güçlü bir örgütlülüğü var etmeliyiz. Fikriyatımızı odak alan bir gelişmeyi mutlaka var etmeliyiz.

YENİDEN DEMOKRASİ İTTİFAKI ÇAĞRISI YAPIYORUZ

Mahallelerde, iş yerlerinde meclislerimizi yaratmalıyız hem kendimizi hem toplumun örgütlenmesine olanak tanımalıyız. HDK ile DTK ile birlikte bu zeminden hareketle bir siyasi parti bir mücadele partisi olarak örgütlülüğümüzü tabana yaymalıyız. Stratejilerimiz ancak böyle bir örgütlülük üzerinde şekillendiği sürece anlam taşır. 31 Mart stratejimizin başarısı da bu fikriyattır. Nasıl ki 31 Mart’ta bir başarıya hep birlikte imza attık şimdi ortaya koyacağımız stratejilerle çok daha büyük başarılara imza atacağız. İşte o yüzden tam da bu fikriyatın bize ışık tuttuğu yerden demokrasi ittifakı çağrısı yapıyoruz.

İKTİDARI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUZ

Müzakereci anlayışımızla katılımcı demokrasi anlayışımızla yan yana gelerek büyüterek faşizme karşı mücadele etmek ve bu iktidarı değiştirmek istiyoruz. Yeni bir iktidar var etmek istiyoruz söz yetki kararın halkta olduğu bir iktidar var etmek istiyoruz. Bunu yaratmanın yolu önce örgütlenmekten geçiyor. tabi ki önce bu mücadeleyi tüm hücrelerimizde hissetmekten geçiyor. Erken seçim çağrısı yaptık. Erken seçim çağrısı yapıp kenara çekilmemeliyiz. Her şeyden önce bütün toplumu beli bir mutabakat zemininde buluşturmalıyız. Yerel demokrasi odaklı bir parlamenter sistemin nasıl hayata geçeceği konusunda tartışmalıyız. Eşit yurttaşlık temelinde bir demokratik anayasayı nasıl var edebiliriz, tartışmalıyız.

KADIN ÖZGÜRLEŞMEDEN TOPLUM ÖZGÜRLEŞMEZ

İnsan hakları sivil sosyal haklardan ödün vermeden bir demokratik devleti nasıl hayata geçirebiliriz bunu tartışmalıyız. Her zaman bizi bugüne getiren fikriyatımızı demokratik toplumu ve demokratik ulusu rehber edinmeliyiz. Bu rehber ışığında radikal demokrasi mücadelesini yani kadın mücadelesini yükseltmeliyiz. Biliyoruz ki kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez. Radikal demokrasi mücadelesi emek mücadelesiyle yükseltmeliyiz. Toplumsal emeğin doğrudan demokrasi mücadelesini yükseltmeliyiz. Biliyoruz ki emek özgürleşmeden insan özgürleşemez.

DEMOKRATİK CUMHURİYETİ HEP BİRLİKTE İNŞA ETMELİYİZ

Radikal demokrasinin en önemli ayaklarından biri ekoloji mücadelesini yükseltmeliyiz. Doğa kurtulmadan yaşam kurtulamaz. Tüm bu mücadelelerle demokratik cumhuriyeti hep birlikte inşa etmeliyiz. Bunun yolunu bulmalı aramalıyız. Toplumu örgütlemek bu yüzden önemlidir bunu başarırsak iktidarı değiştirebileceğimize inanıyorum. Bu anlayışımızla 3’üncü yol anlayışımla erken seçim sürecini örmeliyiz. Bu çerçevede konferansamızın önemli bir sürece tanıklık edeceğini ve bu süreçten önemli sonuçlar çıkaracağını, geçmişi bu çerçeve de ele alıp değerlendireceğini ama önümüzdeki dönemin yol haritasını da çok sağlıklı bir şekilde var edeceğine de inanıyorum. Bu inançla bir kez daha hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.” (MA)

Buldan’ın açıklamalarından başlıklar şöyle:

BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİZ

Bugün başlayan ve iki gün sürecek olan konferansımızda bize ışık tutacak, partimizin önümüzdeki dönem yol haritasını netleştirecek olan kapsamlı ve değerli tartışmaları hep birlikte yürüteceğiz. Eksikliklerimizi hep birlikte gözden geçireceğiz. Hedeflerimizi, politik hattımızı netleştireceğiz. Örgütlülüğümüzün güçlendirilmesinden toplumsal muhalefeti genişletmeye varıncaya kadar her alanda çok daha güçlü, çok daha örgütlü, daha cesur ve daha kararlı bir mücadele sürecinin de startını hep birlikte vermiş olacağız.

GENÇLERİN BEKLENTİSİNİ BİLİYORUZ

Elbette eksikliklerimiz vardır. Yaptıklarımızı, başarılarımızı hiçbir zaman yeterli görmedik, görmeyeceğiz. Yetinmeci yaklaşmadık, bundan sonra da yaklaşmayacağız. Sürekli daha büyük hedeflere yöneleceğiz. Daha büyük başarılara kilitleneceğiz. Demokratik iktidar süreci en önemli hedefimiz olarak önümüzde durmaktadır. Üzerimizdeki sorumluluğun ne denli ağır olduğunun farkındayız. Halkımızın, toplumun, ezilenlerin, kadınların, gençlerin bizden beklentisinin büyük olduğunu biliyoruz. Bunu görüyoruz. Bu beklentiye denk bir çalışmayı ve mücadeleyi örgütlemek, mücadeleyi ve demokratik siyaseti toplumsallaştırmak durumunda olduğumuzu da biliyoruz.

FAŞİZM KANSER GİBİ

Faşizm durmuyor, o halde biz de durmayacağız, yılmayacağız! Geri adım atmayacağız. Kararlı adımlarla mücadeleyi daha da toplumsallaştırarak büyüteceğiz. İşte HDP bu mücadelenin öncüsü olma iddiası ve kararlılığındadır. HDP’nin olmadığı veya zayıfladığı bir ortamda faşizmin kanser hücresi gibi tüm ülkeyi, toplumu sarıp sarmalayarak yok edeceği gerçeğini herkesin görmesi gerekmektedir.

TİYATRODAN KORKAN BİR İKTİDAR

Demokrasi ve özgür gelecek idealiyle bir arada olan kim varsa, hangi halklar varsa, AKP-MHP iktidarı gidip o birlikteliği parçalamaya, ayrıştırmaya, toplumlar arasında duvar örmeye çalışmaktadır. Bunun en son örneğini Sevgili Demirtaş’ın tiyatrosunda gördük. İktidarın sahipleri, tiyatroda bir araya gelen kadınların dayanışmasından korktu, ürktü ve hemen terörize etmeye çalıştı. İnanın ki tiyatrodan dahi korkan bir iktidarın çöküşü yakındır! Onlar korksunlar, kadınlar ve muhalefet güçlenmeye büyümeye, cesareti büyütmeye devam edeceklerdir. Bu da onlara dert olsun. Çok değil, iki, üç tiyatro daha sahnelensin bunlar tuz gibi dağılacaklar bunun farkındayız. Korkudan dolayıdır ki kadınlar bir araya geldiğinde bu birlikteliği bozmak için polis şiddeti dahil her yöntemi devreye sokmaktadırlar. Kadınlar ve erkekler eşbaşkanlık sistemiyle yerel yönetimlerde eşit yönetim için bir araya geldiğinde oraya kayyım atıyorlar oradan korkuyorlar. Amaç o eşit temsiliyet ve eşit yönetme için oluşan birlikteliği yıkmaktır bunu biliyoruz. Aleviler bir araya geldiğinde, Alevi toplumunu kendi içinde parçalamaya çalışıyorlar. İşçiler, emekçiler bir araya geldiğinde, greve gittiğinde iktidarın yaptığı ilk iş o grevi engellemektir.

GENİŞLEYECEĞİZ, BÜYÜYECEĞİZ

HDP olmadan demokrasi kurulamaz! Demokratik iktidar oluşturulamaz! HDP olmadan barış zemini oluşturulamaz. HDP olmadan özgür yaşam, eşit yaşam, birlikte yaşam kurulamaz. Bu sürecin en önemli değişim ve dönüşüm gücü HDP’dir. HDP’nin ilkeleridir. HDP’nin demokratik özgür yaşamdan yana olan sarsılmaz iradesidir. HDP’nin radikal demokrasi iddiasıdır. HDP, bu topraklarda yaşayan yediden yetmişe herkesin, her rengin, her kimliğin ve her inancın özlemini duyduğu, hayal ettiği demokratik, özgür ve eşit ortak yaşamın garantisidir. İşte bu ilkelerden yola çıkarak, daha fazla örgütleneceğiz, daha fazla yol alacağız, daha fazla güçleneceğiz. HDP’nin ilkelerini toplumsallaştıracağız. Kendimizi daha fazla anlatacağız. Anlatabilmenin yollarını arayacağız. Yaşamın her alanında olacağız. Sokak sokak, mahalle mahalle, köy köy, belde belde, ilçe ilçe, şehir şehir her yerde olacağız. Genişleyeceğiz, büyüyeceğiz. (MA)

 

Benzer Haberler