Erdoğan’dan “Barınamıyoruz” diyen öğrencilere: Sözde öğrenciler, Gezi Parkı’nın başka versiyonu

27 Eylül 2021 Pazartesi

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında saat 15.55’te başlayan kabine toplantı sona erdi. Toplantının ardından konuşan Erdoğan, “Barınamıyoruz Hareketi” için “Bir kısmının öğrencilikle alakası yok, sözde öğrenciler; aynen Gezi Parkı’nın başka versiyonu” açıklamasını yaptı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerin açılmasına kısa bir süre kala artan yurt ve kira ücretleri nedeniyle başlatılan ‘Barınamıyoruz’ eylemlerine ilişkin, “Bir kısmının öğrencilikle alakası yok, sözde öğrenciler; aynen Gezi Parkı’nın başka versiyonu” dedi.

“TÜRKİYE, DÜNYANIN EN FAZLA SAYIFA ÖĞRENCİ YURDUNA SAHİP ÜLKEDİSİR”

Gelecek hafta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde akademik yıl açılış töreni gerçekleştireceğini ve çok sayıda üniversitenin eğitime başlayacağını belirten Erdoğan, öğrencilerin yaşadığı barınma problemine de değindi. Erdoğan, Barınamayanlar Hareketi’ni de hedef aldığı açıklamasında şunları söyledi:

“Türkiye, dünyanın en fazla sayıda kamu yüksek öğrenim öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir. Bunun altını çizerek özellikle vurgulamak istiyorum, son zamanlarda bazı park, bahçe, buralardaki bankların üzerinde yatanlar, açık ve net söylüyorum, bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok. Sözde öğrenciler, aynen Gezi Parkı olayı neyse, bunun bir başka versiyonudur.”

1,5 milyona yakın öğrenciye yılın 12 ayı 650 TL burs veya kredi verildiğini vurgulayan Erdoğan, “CHP’nin dönemlerinde, 30-40 kişinin doluştuğu yerlerden oluşan ranza tipi yataklarda yatardık, biz oralardan geldik, geçtik. Öyle yurtlarımız vardı. Şimdi ise 3-4 kişilik, bazalı, banyolu, dolaplı, internetli, otel standardında odalara dönüştürdük. Yurtlarda kalan öğrencilerimize biz geldiğimizde 45 liracık veriyorlardı. Bunu da şimdi 650 liraya çıkardık”

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları ise şöyle:

Salgından gelişmiş ülkeler çok daha fazla zarar görmüştür. İklim değişikliğinin sebep olduğu afetler de gelişmiş ülkelerde çok daha ağır kayıplara yol açıyor. Türkiye olarak kendimizle birlikte tüm insanlığın ortak hissiyatını ifade eden bir duruş sergiliyoruz. Dün bizim küresel sistemdeki çarpıklıklara itirazlarımıza kayıtsız kalanlar, bugün aynı yaklaşımları dillendirmeye başladı.

Suriye’den Afganistan’a, Libya’dan Karadağ’a, Filistin’den Kıbrıs’a kadar dünyanın kanayan. yarası mahiyetindeki kriz alanlarında sergilediğimiz ilkeli duruşu bu sürece verdiğimiz katkılar olarak değerlendiriyoruz. Güvenliği ve refahı, kendi vatandaşlarımızla birlikte tüm dünya için istemek bize medeniyetimizin ve tarihimizin emridir. BM’nin hızla gerçekleştirilecek yapısal dönüşümüyle geleceğin dünyasında tüm insanlığın ortak çatısı haline gelmesi için gayret gösteriyoruz. Bu yaklaşımımızı tüm platformlarda anlatmayı sürdüreceğiz. Dünyamız onarılmaz yaralar almadan bu sürecin tamamlanmasını diliyoruz.

New York ziyareti vesilesiyle yeni Türkevi binasının açılışını gerçekleştirdik. Yeni Türkevi binamızı dışişleri eski bakanlarımızdan rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil’in 1977’de ülkemize kazandırdığı BM’nin tam karşısındaki alandı. Yeni Türkevi binamız Osmanlı ve Selçuklu mimarisinden esintiler taşımasıyla şimdiden şehrin sembol eserlerinden biri haline geldi.

BM Genel Kurulundaki hitabımızda ülkemiz için milat olduğuna inandığım bir müjdeyi de sizlerle ve tüm dünya ile paylaştım. Türkiye 2053 vizyonumuzun ilk ve en kritik hedeflerinden biri olduğuna inandığım iklim değişikliği konusunda yeni ve tarihi bir adım atıyor. Ülkemiz 2015 yılında Paris İklim Anlaşması’na muvafakat veren devletler arasında yer alıyor. Yükümlülükler kısmındaki adaletsizliklere itirazımız sebebiyle onay sürecini başlatmamıştık. Önümüzdeki ay Meclis’in yeni yasama yılının başlamasıyla bu anlaşmayı onaylama kararı aldık. İnşallah kasım ayında Glasgow’da yapılacak iklim değişikliği zirvesine kadar onay sürecini tamamlamış olacağız. Girdiğimiz bu yeni yol Türkiye’nin kalkınma hamlelerinde yaptığı en keskin tercihlerden birini ifade ediyor.

Her ne kadar birileri bunun altında bizim imzamız var diye yapılan işi değersiz hale getirmeye çalışsa da gerçekten tarihi bir karar aldık. Anlaşmalara taraf olduğu halde hiçbir yükümlülüklerini yerine getirmeyenler, Türkiye’yi bu sebeple eleştiremeyecekler. AB başta olmak üzere ekonomik ve sosyal kalkınmamıza destek talep edeceğimiz çevrelerin karşısına artık daha güçlü bir şekilde çıkacağız. Bu tercih bizim için bir lüks, bir kayıp, bir taviz değil. Tam tersine bugünden geleceğe hazırlanmanın yol haritası olacaktır. Dünya iklim değişikliğine bağlı büyük göçlerin arifesindeyken, bizim böyle bir sürecin dışında kalmamız düşünülemez. Nasıl sömürgeciliğe, terörizme, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele ediyorsak, iklim değişikliğinin yol açacağı sonuçlar konusunda da biz dik duracağız. İlgili kurumlarımız şimdiden ülkemizin 2053 tarihli olan net 0 emisyon konusunda eylem planlarını hazırlamaya başlamıştır. Hayatımızın her boyutunu kuşatan bu eylem planlarını Meclis’imizin onayının ardından yürürlüğe koyacağız. Bu kolay bir süreç olmayacaktır ama başaracağımızdan hiç şüphemiz yoktur. Türkiye’de yeşil kalkınma devrimini inşallah milletimize biz kazandıracağız.

MÜSİAD’ın genel kurulunda iş dünyamızla bir araya geldik. Şişecam’ın yeni fabrikasının açılışını yaptık. Külliyemizde kamu işçilerimizle bir araya geldik. Kırşehir’de esnaf ve sanatkarlarla buluştuk. Mersin’de nükleer güç santralini ziyaret edip toplu açılış törenine katıldık. Önceki gün de havacılık, uzay ve teknoloji festivalinde milli teknoloji hamlemizin ürünlerine ve gençlerimizin heyecanına şahitlik ettik. ABD’de de toplantılarımız oldu. Tüm bu programlarda gördüğümüz şudur: Türkiye ekonomisi salgın şartlarını ve daha önce yaşadığı kimi sıkıntıları hızla geride bırakarak hak ettiği yere doğru hızla yol alıyor. İstihdam kapasitesi hızla artıyor, uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisi giderek artıyor. Hatırlarsanız, salgın döneminde tüm dünyada adeta kepenkler indirilirken, biz üretimi ve istihdamı sürdürebilmek için devletimizin imkanlarını seferber ettik. Sanayide çarkların durmaması, ticaretin kesintiye uğramaması için her türlü gayreti gösterdik. Kamu yatırımlarını kararlılıkla sürdürdük. Salgının kontrol altına alınmasıyla birlikte başladığımız ziyaretlerin hepsinde çok sayıda altyapı ve üstyapı yatırımının resmi açılışını gerçekleştirdik.

Geçtiğimiz günlerde aldığımız güzel bir haber de ülkemizin 1323 ülkenin yer aldığı küresel inovasyon endeksinde 10 basamak birde sıçrayarak tarihinin en yüksek notuna ulaşmasıydı. Bu başarıyla orta üst gelir grubunda dördüncü sırada olan Türkiye inşallah daha iyi yerlere gelecektir. Yakaladığımız bu başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Türkiye’nin ekonomideki gerçek potansiyelini, gücünü, fotoğrafını yansıtmayan haberlere kimsenin itibar etmediğini zaten biliyoruz. Gelişen, kalkınan, güçlenen Türkiye’den rahatsız olanlar, içerdeki tellallarını da kullanarak halkımızın moralini bozmaya çalışıyor. Biz bakanlıklarımızla, kurumlarımızla, Cumhur İttifakıyla büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda mücadele etmeyi sürdürüyoruz. İnşallah 2023 hedeflerimize ulaşarak ülkemizi küresel rekabet liginin en üstüne çıkartmış ve gençlerimize 2053 vizyonunu hayata geçirebilecekleri bir Türkiye emanet edebilir hale geleceğiz. Herkesten biraz vicdanlı, insaflı tutumlar beklemenin hakkımız olduğuna inanıyoruz.

Eğitim en büyük yatırımı yaptığımız alandır. Bu yıl her kademedeki eğitim kurumunun faaliyetini yüz yüze sürdürmesi konusunda kararlı bir tutum ortaya koyduk. İlkokul, ortaokul ve liselerde başlayan eğitim öğretim faaliyeti başarıyla yürüyor. Yaklaşık 1,5 yıllık aranın ardından elbette ufak tefek aksaklıklar olmuştur. Yüz yüze eğitimin sağlıklı yürütülebilmesi için 722 milyonluk bir ödeneği yerlerine ulaştırdık. Öğrencilerimizin neredeyse tamamının derslere katılması, çocuklarımızın okulu özlediğini gösteriyor. Bugünden itibaren de pek çok üniversitemiz önceden ilan ettikleri takvime uygun şekilde eğitim öğretim faaliyetlerini başlattılar. Önümüzdeki hafta külliyemizde ortak bir akademik yıl açılış töreni gerçekleştiriyoruz.

Öğrencilerimizin barınma ihtiyacı için yoğun bir talep ortaya çıktı. Türkiye, dünyanın en fazla sayıda kamu yüksek öğrenim öğrenci yurduna ve yatağına sahip ülkesidir. Bunun altını çizerek özellikle vurgulamak istiyorum, son zamanlarda bazı park, bahçe, buralardaki bankların üzerinde yatanlar, açık ve net söylüyorum, bunların bir kısmının öğrencilikle alakası yok. Sözde öğrenciler, aynen Gezi Parkı olayı neyse, bunun bir başka versiyonudur. Ülkemizde 190 olan yurt sayısını 774’e, 182 bin olan yatak kapasitesini 719 bine biz çıkardık.

Ayrıca, özel yurtlarımızın 300 binin üzerindeki kapasitesi öğrencilerimizin hizmetindedir. Kamu ve özel olarak yurt sayıları İngiltere’de 350 bin, Almanya’da 290 bin, Hollanda’da 113 bin, İspanya’da 91 bin seviyesindedir. Ülkemiz 1 milyonu aşkın kapasitesiyle bu konuda açık ara birincidir. 81 ilimizin tamamında şu güzelim yurt binalarımız öğrencilerimizin hizmetindedir. Bu yıl yurt başvuruları kurum tarihinin en yüksek rakamı olan 624 bine yükselmiştir. Görüldüğü gibi odalarımızda 1, 2, 3 yataklı yurtlarımız var. Yapılan başvuruların yüzde 70’ine denk gelen 430 bini yerleştirilmiştir. Ailelerinin yanında kalmakta olan, burs ve kredi olarak, biz şu anda 1,5 milyon öğrencimize burs ve kredi veriyoruz.

Bay Kemal, bunlardan haberin var mı? Ev veya pansiyon türü yerlerde kalmayı tercih eden öğrencilerimiz de bulunmaktadır. Zaten kaydı olanlarla birlikte yurt kapasitelerinin tamamına yakını öğrencilerimizin hizmetine sunulmuştur. Yurtlarımızın kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Proje ve ihale aşamasında olan yurtlarımızla 110 binin üzerinde yatağı hizmete sunacağız.

Eskiden değerli kardeşlerim, işte CHP’nin dönemlerinde, 30-40 kişinin doluştuğu yerlerden oluşan ranza tipi yataklarda yatardık, biz oralardan geldik, geçtik. Öyle yurtlarımız vardı. Şimdi ise 3-4 kişilik, bazalı, banyolu, dolaplı, internetli, otel standardında odalara dönüştürdük. Yurtlarda kalan öğrencilerimize biz geldiğimizde 45 liracık veriyorlardı. Bunu da şimdi 650 liraya çıkardık. Ayrıca 570 lira beslenme yardımı yapıyoruz. Yılın 12 ayı boyunca 1,5 milyona yakın öğrencimize burs veya kredi veriyoruz. Biz hükümete geldiğimizde bu rakamın sadece 45 lira olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Tüm bunlar eser ve hizmetlerimizin sadece bir kısmıdır. Bu ülkenin gençlerinin diledikleri seviyeye kadar eğitim görmelerini sağlayacak altyapıyı da biz kurduk”

 

Benzer Haberler