Erdoğan: Sanal dünyada da teröre izin veremeyiz. Basın organlarının…

13 Ocak 2021 Çarşamba

Erdoğan: Sanal dünyada da teröre izin veremeyiz. Basın organlarının…

Erdoğan, “Bir yandan demokratik mecraları çeşitlendiren dijital ağlar, diğer yanda siber zorbalık, siber terör ve yalan haberi hayatımıza taşımıştır” dedi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği 2019 Yılı Medya Oscar Ödülleri Töreni’nde konuştu. Erdoğan, ödül dağıtacağı gazetecileri sarayında ağırlarken; dijital ağlara da ateş püskürdü.

Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“500 gündür evlat nöbeti tutan cesur anneleri şahsım, eşim ve milletim adına selamlıyorum. Anaları karşısına alan hiçbir yapı ne kadar çirkefleşirse çirkefleşsin başaramaz. Analar evlatları için döktükleri her damla gözyaşında zalimi sarsan, zulmü deviren bir kuvvet vardır. Kandil’deki terör baronları ve siyasi uzantıların Diyarbakır annelerinden korkmalarının temel sebebi budur. Bu toprakların geleceğinde teröre ve şiddete yer yoktur, olmayacaktır. Bu süreçte hepimize, özellikle de siz değerli basın mensupları, sanatçılarımıza büyük sorumluluklar düşüyor.

“Teröristle mücadele güvenlik kuvvetlerinin, terörle mücadele ise siyasetle, medyanın görevidir. Bölücü terörün 40 yıldır bitirilememesinde bir dönem yapılan yanlışlar kadar bazı basında terörü meşrulaştırmalar vardır. Kandil’deki teröristlerin reklam ajansına dönüşün kimi medya kuruluşları yaptıkları haberlerle bu masum eylemi itibarsızlaştırmaya çalıştı.

Bu acılı aileleri ziyaret dahi etmeyen siyasiler gördük. Lafa gelince özgürlükleri kimseye bırakmayanlar evlatları kaçırılmış annelere bir kez olsun sahip çıkmadılar. Bu dönemde Batılı medya ve insan hakları kuruluşlarından dayanışma sözü duymadık.

Ülkemizdeki muhalefet partilerinden sözde insan hakları örgütlerine, medyadan yazarlara kadar birçok kesim tam 500 gündür bu meselede üç maymunu oynadı. Diyarbakır anneleri sadece terör örgütünün karanlık yüzünü değil işte bu riyakârlığı da ifşa etti.”

“DİJİTAL DİKTATÖRLÜĞE VE SİBER ZORBALIĞA KARŞI VERDİĞİMİZ HUKUK MÜCADELESİ ÖNEMLİ”

“Bu tablo karşısında Radyo Televizyon Derneğimizin Diyarbakır anneleri ile ilgili aldığı inisiyatifin daha da anlamlı hale geldiğine inanıyorum. Bu yönde atılacak her adımı desteklemekte kararlıyız. Derneğinizi bu yöndeki gayretleri için tekrar tekrar tebrik ediyorum.

Dijitalleşmeyle beraber hayatımızın her alanında olduğu gibi iletişimde de köklü değişiklikler yaşanıyor. Bir önceki kuşağın hayal dahi edemediği pek çok imkanı bugün teknoloji saniyesinde ulaşabiliyoruz. Dünyanın en ücra köşesinde meydana gelen herhangi bir gelişmeden anında haberdar oluyoruz. Koronavirüs salgınıyla beraber dijitalleşmede yeni bir safhaya geçtik.

Mesela bugün çocuklarımız okullarına gidemeseler bile çevrim içi olarak eğitimlerini sürdürebiliyor. İhracatçılarımız yurt dışındaki müşterileri ile irtibatlarını farklı iletişimle ilişki kurabiliyor. Dijitalleşme ve yeni medya araçları, beraberinde ciddi riskler de getirmektedir.

Amerikan seçim sonuçları ekseninde süren tartışmalar bizim de bir süredir dile getirdiğimiz dijital faşizmin nerelere kadar uzanacağını gözler önüne sermiştir. Asıl tehlike sosyal medya teröristlerinin siyasete yönelik keyfi müdahalelerinin artmasıdır. Demokrasiyi hedef alan şiddet eylemlerini elbette mazur göremeyiz. Hiçbir hukuki dayanağı olmadan insanların iletişim kanallarının kapatılmasını da kabul edemeyiz.

Türk mahkemelerinin terörü ve şiddeti öven hesaplarla ilgili kararların hemen hiçbirini uygulamadılar. Sosyal medya linçine uğrayan insanların mağduriyetini giderecek hiçbir çabanın içine girmediler.

İçeriği, gayesi, çerçevesi ne olursa olsun, tüm hukuki düzenlemeleri özgürlüklere müdahaleye yaygarasıyla sabote ettiler. Gezi Olayları’ndan başlayarak sosyal medya şirketlerinin birçok keyfiliğine maruz kaldık. Geldiğimiz noktada dijital diktatörlüğe ve siber zorbalığa karşı verdiğimiz hukuk mücadelesinin önemini daha iyi anlıyoruz. İyi ki bu meseleyi çok erkenden gündemimize almışız diyoruz.”

DENETİM VE VERGİ

“Sadece sosyal medyanın denetimsizliğin yol açabileceği toplumsal kargaşalardan bahsetmiyorum. Asıl tehlikeli olan sosyal medya tröstlerin keyfi ve aleni müdahalelerinin artmasıdır. Demokratik kurumlarını hedef alan şiddet eylemlerini elbette mazur göremeyiz. Söz konusu sosyal medya şirketlerinin devletlerinin vatandaşlarını koruma amacıyla attıkları adımlara verdikleri tepkileri gayet iyi biliyoruz.

Bölücü terör örgütleri mensuplarına sergiledikleri müsamahayı bu katillerin canını yaktığı insanları göstermedi. Sosyal medya lincine uğrayan insanların mağduriyetini gidecek hiçbir çabaya girmediler. Tüm hukuki düzenlemeleri, özgürlüklere müdahale yaygarasıyla sabote ettiler. Gezi olaylarından başlayarak bugüne kadar sosyal medya şirketlerinin birçok keyfiliğine maruz kaldık.

Geldiğimiz noktada dijital diktatörlüğe ve siber zorbalığa verdiğimiz hukuk mücadelesinin önemini daha iyi anlıyoruz. Devletin görevi, vatandaşlarının özgürlüğünü korumak, güvenlik, huzur, hak ve hukukunu temin etmektir. Genci, yaşlısıyla 83 milyonun tamamına karşı sorumluyuz. Ülkemiz sınırları içinde teröre izin vermiyorsak, sanal dünyada da terör propagandasına müsaade edemeyiz.”

‘CEZALARLA KUZUYA DÖNDÜLER’

“Özgürlük kılıfı altında Türkiye’yi yalan haberin, hakaretin, iftiranın kol gezdiği bir iklime terk etmeyeceğiz. Kendilerinin hukukun üstüne gören sosyal medya şirketlerine boyun eğmeyeceğiz. Cezalar kesilmeye başlayınca onlar da kuzu olmaya başladılar. Ödeyeceksin! Batı’da nasıl ödüyorsan burada da ödeyeceksin. Bu amaçla bir taraftan kendi milli ve yerli alternatiflerimizi geliştirirken diğer taraftan hukuki düzenlemeleri kararlılıkla hayata geçiriyoruz.

Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı diyerek başlattığımız çalışmalarda önemli mesafe aldık. Son dönemde bazı uluslararası şirketlerin de içinde yer aldığı skandallar bu konuda dikkatli olmamız gerektiğini göstermiştir. Yerli ve milli altyapımızın gücünü arzu ettiğimiz seviyeye çıkartacağımıza inanıyorum, inşallah yerlisini, millisi biz de kuracağız. Zaman yakın.

Medyanın kendisini siyasetin, yargının, yasamanın yerine koyan bir anlayışa sürüklenmesinin en büyük zararı kendinedir. Darbe dönemlerinde Türk medyasının kötü bir görüntüye sürüklendiğini hatırlıyoruz. Bugün daha demokratik, daha çoğulcu bir medya yapısına sahibiz. Halen eksiklerimiz yok mu? Elbette var. Bunları da gidermenin yolunu arıyoruz. Kaleminin ve mesleğinin hakkını verenlerin sayısı arttıkça inşallah Türk medyasındaki kötü izlerin hatırası da silinecektir. Radyo ve Televizyon Gazetecileri Derneği’nin bu konuda önemli bir rol oynamaya devam edeceğine inanıyorum. Her birinize çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”

Etiket: Erdoğan

Benzer Haberler