Editörün Seçtikleri | 14 Aralık 2020

14 Aralık 2020 Pazartesi

Tele1 Kitap editörleri, bu hafta da sizler için “Editörün Seçtikleri/Yeni Çıkanlar/Haftanın Kitabı” listelerini oluşturdular. Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Tolga Şirin

TÜRKİYE’DE DÜŞÜNCENİN TUTSAKLIĞI 1

İfade Özgürlüğünün Grisi

Tekin Yayınevi

 Gridir, kıymetli dostum, bütün kuram; oysa yeşildir yaşamın altın ağacı”

Goethe’nin ünlü karakteri Mefistofeles’in bu sözü, Türkiye’de Düşüncenin Tutsaklığı adlı eserin ilham kaynağı. Tolga Şirin, sözden esinlenerek İfade Özgürlüğünün Grisi ve İfade Özgürlüğünün Yeşili şeklinde iki cilt olarak tasarladığı eserin bu ilk cildinde ifade özgürlüğünü siyaset bilimi, tarih ve hukuk disiplinlerinin kesiştiği bir kavşakta, detaylı tartışmalar yürütmekten çekinmeden ele alıyor.

Kitap boyunca liberalizmle polemiğe giren yazar, işçi demokrasisi, basın kartelleri, nefret söylemi, dine hakaret, pornografi, parasız internet hakkı gibi konuları işleyerek okura zengin bir felsefi arka plan sunuyor. İnsan hakları hukuku alanındaki çalışmalarıyla tanıdığımız Tolga Şirin, bu ciltte okura, liberal mercekle görülen müdahalelere kanmamalarını; tahakküme cumhuriyetçi bir mercekten bakmalarını salık veriyor. Bunu yaparken Nâzım Hikmet’ten Puşkin’e, Caravaggio’dan Mühl’e farklı sanatçıların izlerini sürerek duru ve akıcı diline estetik de katmayı başarıyor.

İfade özgürlüğü konusunun ekonomi-politikadan ve sınıfsal ilişkilerden bağımsız kavranmaması gerektiğini düşünen Şirin, konuyla ilgili Türkçe literatürdeki en kapsamlı çalışmaya imza atıyor. Tekin Yayınevi olarak bu güzide eseri okurlarımızın
dikkatine sunmaktan kıvanç duyuyoruz.

264 s.

İstanbul 2020

https://tele1kitap.com/urun/turkiyede-dusuncenin-tutsakligi-1/

 

 

Fredrich Engels

TARİHTE ZORUN ROLÜ

Çeviren: Erkin Özalp

Yordam Kitap

Almanya’nın birliği, Prusya’nın hegemonyası altında gerçekleştirilen “yukarıdan” dönüşümlerle sağlanmıştı. Bu süreç, 1862 yılında Prusya’nın başbakanı, 1871 yılında da yeni kurulan Alman İmparatorluğu’nun şansölyesi olan Otto von Bismarck’ın adıyla anılır. Bismarck’ın “kan ve demir siyaseti” neden bir süreliğine zorunlu olarak başarı getirmişti ve neden sonunda çökmek zorundaydı?

Friedrich Engels, Tarihte Zorun Rolü’nde, daha önce geliştirmiş olduğu “zor teorisi”ni, 1848-1888 döneminin Almanya tarihine uygulama girişiminde bulunmuştu. Yayımlamayı planladığı broşür, Anti-Dühring’in konuyla ilgili üç bölümünü ve dördüncü bölüm olarak Tarihte Zorun Rolü’nü içerecekti. Engels bu son bölüm üzerindeki çalışmasını bitiremedi ve tamamlanmamış metin ölümünden sonra yayımlandı.
Tarihte Zorun Rolü, yalnızca Almanya tarihine değil, genel olarak Avrupa’daki uluslaşma süreçlerine ve sınıf mücadelelerinin bu süreçlerdeki rolüne ışık tutan bir çalışma. Kırım Savaşı dâhil olmak üzere 1848 sonrasının pek çok savaşı üzerinde duran Engels, ilhak politikalarının eleştirel değerlendirmesini de yapıyor.

Anti-Dühring’in “zor teorisi” hakkındaki bölümlerinde ise, tarihin zor kullanımıyla açıklanamayacağı gösterilir ve zorun kendisinin ne tür tarihsel süreçlerin ürünü olduğu ortaya koyulurken, zorun tarihte farklı bir rol oynamasının mümkün olup olmadığı üzerinde duruluyor.

Bu kitapta, ilgili dört bölümün yanı sıra, broşür için yazılmış önsöz taslağı, dördüncü bölümün planı, bu bölümün son kısmının planı ve Engels’in “Otorite Üzerine” başlıklı makalesi de yer alıyor.

160 s.

İstanbul 2020

 

https://tele1kitap.com/urun/tarihte-zorun-rolu/

 

 

Andre Malraux

DÜŞSEL MÜZE

Çeviren: Bahadır Gülmez

Everest Yayınları

Goncourt ödüllü romancı, de Gaulle döneminin kültür bakanı, sanat tarihçisi André Malraux’nun, Paris’in Alman işgalinden kurtulması ve 2. Dünya Savaşı’nın sonlanmasıyla 1947’de yazmaya başlayıp 1963’te tamamladığı Düşsel Müze, hiç şüphesiz sanat tarihinin en tartışmalı kitaplarından biri.

Malraux’nun, izleyicilerin sanat eserleriyle kurduğu ilişkiyi merkeze alarak Yapıt, Biriciklik, Müze, Röprodüksiyon, Sanat Tarihi gibi kavramları tartıştığı Düşsel Müze, Walter Benjamin’in “Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı” adlı klasik metniyle birlikte 20. yüzyıl sanat tartışmalarının merkezinde yer almayı sürdürüyor.

Düşsel Müze, eserler arasındaki diyaloğun öneminin altını çizerken, sanat tarihinin ideal diyaloğunun, imgelemimizdeki düşsel müzede ve ancak eserlerin karşılaştırılmasıyla gerçekleşebileceğini vurguluyor. Malraux, fotoğraf ve çoğaltma tekniklerinin gelişmesiyle, yalnızca Batı sanatının değil, farklı kıtaları kapsayan bütünlüklü dünya sanatının eşsiz örneklerinin bir araya gelebildiği, birbirleriyle konuşabildiği bir çağdaki başkalaşımın, algı değişiminin alışageldiğimiz sanat tarihi okumalarını nasıl değiştirdiğini, yeni ilişkilendirme olanakları sunduğunu, Müze’nin duvarlarını yok ettiğini anlatıyor.
Malraux sanat tarihini önce parçalara ayırıyor daha sonra yeni bir bakış açısıyla tekrar bir araya getiriyor. Malraux’nun soruları bugün de geçerliklerini sürdürüyor, dijital çağın yeni olanakları karşısında sanat yapıtının tekilliğini korurken aynı anda ağın dört bir yanında varoluşunu sürdürmesi arasında yaşanan gerilimin ve buradan doğan yeni teorilerin tarihsel arka planını sunuyor.

Malraux’nun ele aldığı eserlerin renkli röprodüksiyonlarının eşlik ettiği bu özel baskı, tüm sanatseverler için vazgeçilmez bir kaynak.

228 s.

İstanbul 2020

 

https://tele1kitap.com/urun/dussel-muze/

 

Benzer Haberler