Doğu Akdeniz’de giderek artan tansiyon

17 Temmuz 2020 Cuma

Zeynel Lüle

Haftalık Fransız dergisi ‘Le Point’, dün piyasaya ‘Savaş Kapımızda!’ başlığının yer aldığı bir kapakla çıktı. Kapak fotoğrafında Erdoğan, bembeyaz kıyafetler giymiş Türk denizcileri ve bir savaş gemisinin önünde konuşma yapıyordu. Fotoğrafın üstünde de ‘Ayasofya, Suriye, Libya ve Akdeniz’ yazıyor.

Yani dergi özetle, bütün bu konular nedeniyle Erdoğan’ın tüm dünyayı karşısına aldığını ve bunun çatışma haline dönüşmesine ramak kaldığını söylemek istiyordu. Derginin içeriğine baktığınızda da bu konularla ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor ve artık bölgede bir çatışmanın kaçınılmaz hale geldiği görüşü dile getiriliyordu.

Neden Fransız dergisi böyle bir tespitte bulunmuş?

Biraz geriye bakalım. Son dönemlerde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ve diğer Fransız yetkililerin Türkiye’ye yönelik giderek tonu yükselen bir sesle konuştuğu malum.

Türkiye ve Fransa arasındaki gerilimin ilk işaretleri, Suriye’nin kuzeyinde geçtiğimiz yıllarda verildi. Paris yönetimi, Ankara’nın YPG’li teröristleri hedef alan operasyonlarına karşı çıktı. Peşinden gerilim Doğu Akdeniz ve Libya’ya taşındı. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de doğal gaz aramasını istemeyen Fransa, Yunanistan’ın safında yer aldı, hatta Yunanistan’a neredeyse söyleyecek söz bırakmadı ve tepkileriyle önüne bile geçti.

Libya’da Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle imzalanan deniz yetki anlaşması ile elini güçlendiren Türkiye, bu yılın ilkbaharından itibaren iç savaş ülkesinde dengeleri değiştirdi. Fransa bu duruma sert tepki gösterdi. Türkiye’nin Libya’da ‘gayrı meşru’ olarak yer aldığını söyledi.

Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Rusya gibi ülkelerle birlikte General Hafter’i açık şekilde destekleyen Fransa, sahada değişen dengelerin ardından Akdeniz’den Libya’ya giden bir gemiyi aramak istedi ancak Türk donanması buna izin vermedi. Türk savaş gemilerinin kendi unsurlarına ‘radar kilitlediği’ gerekçesiyle Türkiye’yi NATO’ya şikayet etti. Son olarak da Fransa, sorunu Avrupa Birliği’ne taşıdı.

Sonuçta, bölgede giderek artan bir Türkiye-Fransa gerilimi mevcut.

Enerji savaşı

Bütün bu gelişmelerin özünde, hem Libya’da hem de Doğu Akdeniz’de var olan ve herkesin ‘pay almak’ istediği bir enerji savaşı mevcut.

Enerji ihtiyacı ve güvenliği, her zaman ülkelerin ön planda tuttuğu bir konu oldu. Uluslararası ilişkilerde çok önemli yere sahip ‘enerji güvenliği’ petrol krizinden sonra literatüre dâhil edildi. Enerji güvenliği enerjinin sürdürülebilmesi, enerji arzının devamlı ve kesintisiz halde gerçekleştirilmesi gibi önemli noktaları içeriyor.

Doğu Akdeniz’in bazı büyük gaz yataklarına sahip olduğu aşikar. Bölgesel denklemin yeniden kurulduğu günümüzde, Doğu Akdeniz’in istikrarsız konumu enerji güvenliği açısından çok daha önemli hale geldi ve aktörlerin gelişen bu süreçte konumlarını tekrar değerlendirmelerine neden oldu. Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs ve İsrail, “Doğu Akdeniz Doğalgaz Boru Hattı” oluşturdular.

Amerikan Exxonmobil, Fransız Total, İngiliz BP, İtalyan ENI, Hollandalı Shell ve Katarlı QP gibi enerji devleri bölgede faaliyette…

Türkiye ise son olarak Yavuz gemisiyle bölgedeki faaliyetini hızlandırdı. Son olarak 18 Temmuz’da Yunanistan’ın iddiasına göre Güney Kıbrıs’ın ‘münhasır bölge’sinde arama, tarama faaliyetine başlayacak. Fransa’nın ‘Charles de Gaulle’ uçak gemisi ise şimdiden Güney Kıbrıs’a yanaşmış durumda… Bu arada Libya’da sürekli olarak çatışma haberleri geliyor.

Bütün bunlar önümüzdeki dönemin ‘çok ama çok’ hareketli geçebileceği yönünde izlenimim var. Acaba bütün bu nedenlerle mi Fransa’nın Le Point dergisi ‘Savaş Kapımızda’ diye başlık atıyor?

Bekleyelim, görelim…