Diyanet’ten Esra Erol’a: Reyting adına beter çirkinlikleri ekranlara taşımak suçtur

1 Ekim 2020 Perşembe

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Esra Erol’un programında çocuğunun komşusundan olmasına sevinmesiyle Türkiye’nin gündemine gelen olayla ilgili, “Reyting adına, bütün aile, gelenek, ahlak ve inanç değerlerini hiçe sayarak şüyuu vukuundan beter çirkinlikleri ekranlara taşımak, gayr-i meşru ilişkileri sıradanlaştıran, şiddeti ve istismarı teşvik eden yayınlar yapmak milletimize, medeniyetimize, nesillerimize ve geleceğimize karşı işlenen büyük bir suçtur” dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” açılışı Ayasofya-i Kebir Camii’nde yapıldı. Ayasofya’nın avlusunda düzenlenen törene Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul İl Müftüsü Mehmet Emin Maşalı katıldı.

Törende bir konuşma yapan Ali Erbaş, Esra Erol’un programında çocuğunun komşusundan olmasına sevinmesiyle Türkiye’nin gündemine gelen olayla ilgili açıklamalarda bulundu.

“REYTİNG ADINA ŞÜYUU VUKUUNDAN BETER ÇİRKİNLİKLERİ EKRANLARA TAŞIMAK…”

Erbaş, istismarın sadece dini alanla sınırlı olmadığını belirterek, şunları kaydetti: “Algı operasyonlarıyla milli değerler ve şahsiyetleri kullanarak menfaat devşirmeye çalışmak da dikkat edilmesi gereken vahim ve tehlikeli bir istismar çeşididir. Aynı şekilde reyting adına, bütün aile, gelenek, ahlak ve inanç değerlerini hiçe sayarak şüyuu vukuundan beter çirkinlikleri ekranlara taşımak, gayr-i meşru ilişkileri sıradanlaştıran, şiddeti ve istismarı teşvik eden yayınlar yapmak milletimize, medeniyetimize, nesillerimize ve geleceğimize karşı işlenen büyük bir suçtur ve aynı zamanda pervasızlıktır, sorumsuzluktur.”

“İSTİSMARLA MÜCADELE, HER YÖNÜYLE BÜYÜK BİR HASSASİYET VE ÖZEN GEREKTİRMEKTEDİR”

Erbaş, tarikat ve cemaatlerdeki istismar vakalarıyla ilgili ise, “Maalesef bazı kişi ve çevrelerde, kötü örnekler üzerinden, toptancı, genellemeci ve ısrarcı bir yaklaşımla dini değerlerin ve inancını yaşayan samimi insanların tamamının ötelenmesini, örselenmesini ve hayatın dışına çıkartılmasını isteyen bir tavır da dikkat çekmektedir.  Bu yaklaşımın iyi niyet taşımadığı son derce açıktır. Bu manada hiç kimsenin istismarcılar ve sahtekârları bahane ederek İslam medeniyetinin temel değerlerini itibarsızlaştırmaya ve temiz kavramlarını kirletmeye hakkı yoktur. İstismarla mücadele, her yönüyle büyük bir hassasiyet ve özen gerektirmektedir. Dolayısıyla başta medya organlarımız olmak üzere toplumumuzun her kesimine ve her ferdine önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu anlamda şunu özellikle vurgulamak istiyorum, asırlardan beri doğru dini bilgi ve yöntemle hizmet eden, Kur’an-sünnet çizgisinden ayrılmayan, hayır hasenat yapan, garip gurebaya yardım eli uzatan, vatana-millete hizmet eden nice insanın yetişmesine katkıda bulunan örnek ve önder şahsiyetler, gruplar, STK’lar, irfan mektepleri asla zan ve töhmet altında bırakılmamalıdır. Bilakis iyi işler yapanlar korunmalı ve her zaman desteklenmelidir” şeklinde konuştu.

Pes! Çocuğunun komşusundan olduğunu öğrenen kadından sevinç gösterisi

SELEFİ GRUPLAR

Erbaş, Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün gündeme getirdiği selefi gruplarla ilgili ise, şunları söyledi:

“Son asırlarda din-devlet-toplum arasında yaşanan gerilimlerin neden olduğu kaos ve sözü edilen ihmal ve boşlukları fırsata çeviren FETÖ, DEAŞ ve PKK, şiddet ve tekfir diliyle sürekli Müslümanları tehdit eden sözde selefi gruplar gibi dış güdümlü marjinal yapılar, kendilerini göstermektedir. Önemle ifade etmeliyim ki, bahsettiğim her üç hususta da, İslam coğrafyasının doğru bilgiyi denetleyen mekanizmalara sahip olmayışının etkisi büyüktür. Dolayısıyla Müslüman toplumlar acilen doğru dini bilgiyi üreten kurumlarını geliştirmek zorundadır. Doğru dini bilgiyi koruyan ve güvence altına alan sistemler kurmak zorundadır, aynı zamanda İslam dünyası. Zira yaşanan bağnazlıkların, istismarların, ahlaksız ve insafsız tabloların arkasında yatan en önemli sebeplerden birisinin de denetimsizlik ve hukuki boşluk olduğu açıktır.

“Bu noktada gençlerimizden ve tüm vatandaşlarımızdan dinimiz ve değerlerimiz konusunda daha hassas ve duyarlı olmalarını özellikle istirham ediyorum. Örneğin; eğer bir yerde masum ve hatasız kabul edilen kişiler varsa, doğru bilginin kaynağı şahıslar, rüyalar gibi sübjektif şeylerse, birtakım kitaplar İslam’ın temel kaynaklarından daha çok itibar görüyorsa, hakikat tekelciliği yapılıyorsa, akıl, mantık ilkelerine ve ahlak değerlerine aykırı söylem ve davranışlar varsa, eleştirel düşünce kötüleniyor, sorgusuz teslimiyet isteniyorsa  biliniz ki orada İslam’dan başka bir inanç, başka bir anlayış egemendir. Eğer bir yerde kendi mensuplarını aşırı yücelten seçkinci bir anlayış; birlik, beraberlik ve kardeşlik ilişkilerini zedeleyen bir tutum varsa, din anlatırken kendini pazarlama ve reyting kaygısı söz konusuysa, ticarî  gaye ve beklentiler ön plana çıkarılıyorsa; biliniz ki orada din istismarı vardır. Bir yerde şiddete davet eden, tekfir ve tehdit eden bir dil, İslam coğrafyasında kavga ve tefrikaya çağıran bir tutum varsa orada Müslümanca bir feraset, basiret, davranış ve ahlak yok demektir.”

Saygı Öztürk, Cübbeli Ahmet ile yaptığı görüşmeyi anlattı: “Savcılar beni çağırırsa silahlanan 150 derneğin ismini vermeye hazırım”

 

Benzer Haberler