‘Deprem 30 kilometre yakında olsaydı Bornova’yı, Bayraklı’yı tamamen perişan ederdi’

2 Kasım 2020 Pazartesi

Prof. Dr. Ziyâdin Çakır İzmir’de büyük hasara neden olan 6.9 büyüklüğündeki depreme ilişkin konuştu. Çakır, “Bu deprem 70 kilometrede değil de 30 kilometre yakınlarında olsaydı Bayraklı’yı, Bornova’yı tamamen perişan ederdi.” dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ziyâdin Çakır İzmir’de meydana gelen 6.9 büyüklüğündeki depreme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İzmir’in aslında İstanbul’dan daha riskli olduğunu söyleyen Çakır, “Daha trajik sonuçları olan depremleri yaşayacağız.” dedi.

DW Haber’e konuşan Çakır, “Düşünün bu deprem 70 kilometrede değil 30 kilometre yakınında olsaydı Bornova’yı, Bayraklı’yı tamamen perişan ederdi.” ifadelerini kullandı.

Çakır’ın konuşmasından satırbaşları ise şöyle:

“İZMİR’İN KENDİSİ İSTANBUL’DAN RİSKLİ”

“Daha trajik sonuçları olan depremleri yaşayacağız çünkü İzmir’in kendisi İstanbul’dan daha riskli. Düşünün bu deprem 70 kilometrede değil 30 kilometre yakınında olsaydı Bornova’yı, Bayraklı’yı tamamen perişan ederdi; bu zemin koşullarında ve bu zemin üzerine yapılmış gerçekten aşırı derece kötü evlerle. Yabancı meslektaşlarımın yanında utanıyorum gerçekten bu kadar kötü ev nasıl yapılır?”

“BATAKLIKLAR YERLEŞİME UYGUN DEĞİL”

“Bayraklı bölgesi bir delta, deltalar doğal olarak aslında yerleşime kapalı olsaydı ve derelerle ıslah edilmesiyde bataklık olarak devam edecekti. Islahtan sonra yerleşime uygun gibi gözüküyor ama değil yani bataklıklar doğal olarak zayıf bir zemin.”

“Her bir fayda en son deprem ne zaman meydana gelmiş ve o fay hangi sıklıkla deprem üretiyor biz bunu bilmiyoruz dolayısıyla depremin nerede olacağını bilmiyoruz ama bütün bu faylar detaylı olarak çalışılsa hangisinin daha önce kırılacağı tespit edilebilir.”

“DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ 7.0”

“Bu depremin büyüklüğü 6.6 değil 7.0 ve İzmir depremi değil Sisam Adası depremi. Depremlerin büyüklüğünün en doğru tespiti o depremin yarattığı sismik dalgaların dünyanın farklı noktalarında kaydedilmesi ölçülmesiyledir. Dolayısıyla Türkiye’deki cihazlara dayalı ölçümlerin çok büyük hataları olacak onun için Avrupa’2nın veya Amerika’2nın yapmış olduğu hesaplara güvenmek gerek.”

Benzer Haberler