Connect with us
TELE1 TV CANLI YAYIN

Bayramlar ve ölüm

21 Mart 2020 Cumartesi

Bugün 21 Mart, Farsça’da nev (yeni), ruz (gün) Nevruz; yeni gün… Binlerce yıldır, onlarca halk tarafından “Nevruz Bayramı” olarak kutlanıyor. Pers takviminde yılın ilk günü.

Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı ve bahara giriş olarak kutlana gelmiş. Kürtler, Demirci Kawa Efsanesi’ne dayandığına inanmış; yani ki Kawa’nın zulme başkaldırdığı gün olduğuna inanılmış ve elbette baharın gelişinin mızgini (müjdecisi) olduğuna…

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2010’da, 3000 yıldan bu yana kutlanan bu şenliği, “Dünya Nevruz Bayramı” ilan etmiş…

Bugün bir de üstüne üstlük “Dünya Şiir Günü”…

Sevgili Tarık Günersel Türkiye PEN’i başkanıyken, 1997’de UNESCO’ya önerilmiş ve bu günün “Dünya Şiir Günü” olarak kutlanmasını sağlamış. Amacı “farkındalık yaratmak ve ulusal, evrensel, bölgesel şiir hareketlerine taze bir enerji sağlamak” olarak dillendirilmiş… Şiirin sorgulayarak çeşitlilik yarattığını belirten UNESCO, dil çeşitliliğini kutlamak için bugünü şiir günü olarak ilan etmiş.

Türkiye PEN’i her yıl 21 Mart’ta bir şaire ödül sunuyor; bu yıl o ödül sevgili Ahmet Telli’ye sunuldu. Dünya Şiir Günü Bildirisinde şunları kaydediyor sevgili Telli; “Dünyayı aşklaştırmanın özel bir edimidir şiir. Referansları özgürlük, adalet ve vicdandır. Özgürlüğe evrensel, adalete toplumsal ve sınıfsal, vicdana bireysel olarak yaklaşır ve özümser; onları insani ve estetik boyutlarda yeniden üretir.

Şiir her türlü inanç sisteminin ve ideolojilerin sınırlandırdığı dar algı aralıklarının karşısına, dinamik ve sınırlanmamış bir kadrajla çıkar. Bu kadrajdan uzanarak kucakladığı ufuklarda şair de, şiir alımlayıcısı da özgürleşir ve zenginleşir. Bu bağlamda, dili de tıkızlaşmış hâlinden kurtarıp sözcüklerin özgürleşmesini sağlayan şiirdir.

Şiir, içinde yaşamak zorunda bırakıldığımız bu karanlık dünyanın yerine ışıltılı, kardeşçe ve yaşama
sevincinin rüzgârıyla dolu bir dünyayı geçirir; bunun olabilirliğini gösterir ve ‘hep birlikte’liğe çağrı çıkarır. sıkıştırılmışlıklarına karşı, onların birlikte gösterebilecekleri tükenmez gücü; tek düşürülmüş bireyin horlanmasına ve aşağılanmasına karşı, insan tekilinin el değmemiş zenginliklerini ve yaratıcı coşkularını sezinletir. (…)”

Fakat bu yıl 21 Mart’tan aklımızda ne bayramlar, ne şiir, ne şu, ne bu kalacak. Bu yıl 21 Mart’tan aklımızda daha çok acılar, ölümler, sıkıntılar ve karantinada geçen günler kalacak kuşkusuz. Koca bir ülke olarak, hatta kocaman bir dünya olarak evlerimizdeyiz. Küresel kapitalizmin orantısız eko-sistem saldırılarının bir sonucu olarak dünyamıza musallat Covit-19’dan kaçıyoruz ve ilk kez belki de bütün dünyalılar; sağlıklı bir gelecek yahut yok oluşumuzun ortak olduğuna inanıyoruz…

Özellikle son bir haftadır çok ölümler var ülkemizde ve dünyada. Ama bunlardan biri var ki, hele bir de Dünya Şiir Günü’nde, acısını anlatabilmek bile acı! Şair Cengiz Bektaş’ın ölümü…

Bilenler bilir ne zarif bir insan olduğunu. İşte gidişinin ardından, tam da Cengiz Ağabey’e yakışır bir zarafetle şu açıklamayı yaptı ailesi; “Sevgili dostlar, birçoğunuzun duyduğu doğru; ne yazık ki sevgili Cengiz Bektaş’ı yitirdik.

O’nu uğurlarken yanımızda olmak istediğinizi biliyoruz. Bunu biz de isterdik ama bildiğiniz gibi zamanın tuhaf bir aralığından geçiyoruz. Böyle bir aralıkta O şöyle derdi; “Kalben burada olduğunuzu biliyorum, n’olur gelmeye kalkmayın. Elçiye zeval olmaz. Lütfen O’nun bu isteğine uyun ve O’nu anmak için iyi bir zamanda buluşmak üzere sevgiyle ve sağlıkla kalın.”

Sözü burada bitiriyorum, çünkü söz bitti! Bu bayram günü, acıdan başka hiçbir şey yok elimde; söz
bitti! Acının şiiri çoğalır bundan böyle!