Bahçelievler’de katliam emrini veren Abdullah Çatlı’ydı

24 Temmuz 2020 Cuma

Bahçelievler’de katliam emrini veren Abdullah Çatlı’ydı

Bahçelievler Katliamı, faillerinden Haluk Kırcı’nın Haber Global’deki açıklamaları üzerine yeniden gündeme geldi. 8 Ekim 1978 günü gerçekleşen katliamda, Abdullah Çatlı’nın emriyle Ankara’nın Bahçelievler mahallesinde Türkiye İşçi Partisi üyesi 7 genç öldürülmüş, korunup kollanan katilleri aflarla serbest kalmıştı.

8 Ekim 1978 günü, Abdullah Çatlı’nın emriyle Ankara’nın Bahçelievler mahallesinde Türkiye İşçi Partisi üyesi Latif Can, Efraim Ezgin, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar, Serdar Alten, Faruk Ersan ve Salih Gevence isimli 7 genç katledildi. Katilleri korunup, kollandı, aflarla serbest kaldılar.

Ülkücülerin İdi Amin’i Haluk Kırcı’dan canlı yayında ‘Bahçelievler’ itirafı: İntikam için gittik katliam oldu

8 Ekim 1978 günü Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Ünal Osmanağaoğlu, Bünyamin Adanalı, Ercüment Gedikli, Mahmut Korkmaz ve Kadri Kürşat Poyraz, Ankara’nın Bahçelievler semtinde 15. sokaktaki eve geldiklerinde ODTÜ Elektrik bölümü öğrencisi Serdar Alten, Ankara Devlet Mimarlık Akademisi öğrencisi Hürcan Gürses, Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi Gazetecilik Bölümü öğrencisi Efraim Ezgin, Hacettepe Üniversitesi İstatistik bölümü öğrencisi Latif Can ve Osman Nuri Uzunlar evde bulunuyordu. Silahlı faşistler beş genci bayılttıktan sonra eve gelen Faruk Erzan ve Salih Gevence ile birlikte 7 TİP’li öğrenciyi birini havluyla boğarak, dördünü evin içerisinde kafa hizasından kurşuna dizerek ve diğer ikisini de Eskişehir yolunda başlarına sıktıkları üçer kurşunla katletti.

Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Serdar Alten katilleri tarif etti

Katliam, 8 Ekim 1978 akşamı “Reis” kod adlı Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcı Abdullah Çatlı tarafından planlandı ve yönetildi.

Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Serdar Alten, savcıya verdiği ifadede katilleri ayrıntılı şekilde tarif etti. Alten, 8 gün süren yaşam mücadelesinin sonunda 17 Ekim 1978’de yaşamını yitirdi.

Katliamı Haluk Kırcı, Mahmut Korkmaz, Ercüment Gedikli, Kürşat Poyraz, Ünal Osmanağaoğlu, Ömer Özcan, Demir Demirkan ve Abdullah Çatlı’nın gerçekleştirdiği açığa çıktı.

Olayın asıl faillerinden Abdullah Çatlı hiç mahkemeye çıkmadı. Kasım 1978’de başka bir sebeple gözaltına alınan Çatlı, Haluk Kırcı’nın sıkıyönetim mahkemesindeki ifadesinde ismi geçmesine rağmen serbest bırakıldı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Susurluk Kazası’nda ölen Çatlı’nın ardından, ‘Devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir’ dedi.

Haluk Kırcı: 70 yıl verildi, tahliye edildi, yurt dışına kaçtı, iade edildi…

Haluk Kırcı, 7 öğrenciyi öldürmekten 12 Nisan 1988 tarihinde 7’şer kez idama mahkum edildi. Cezaları 1991’deki yasa uyarınca toplam 70’er yıl ağır hapse çevrildi. Ancak, 36 yıl hapis yatması gerekirken, 1991’de tek bir adam öldürme suçlusu gibi kabul edilip 26 Nisan 1991’de Bursa Cezaevi’nden tahliye edildi. Birileri onu hızla yurt dışına kaçırdı, 2005’de Ukrayna’da yakalandı ve iade edildi. Kırca Susurluk Davası kapsamında çarptırıldığı hapis cezasının infazını tamamlayarak, 28 Mayıs 2010 tarihinde Maltepe Cezaevi’nden tahliye edildi.

Katliamın ifadesi: Mermilerin hepsin boşalttım!

Haluk Kırcı, 7 Kasım 1980’de Ankara Sıkıyönetim Savcılığı’na verdiği ifadede olayı şöyle anlatmıştı:
“Kapı açılır açılmaz içeri girdik. Hepsini yere yatırdık. Ne yapacağımız konusunda talimat almak için Abdullah’a (Çatlı) birini gönderdik. Abdullah eter ve pamuk vermiş ‘Hepsini teker teker bayıltıp öldürelim’ demiş. Dışarı çıkıp, arabada bekleyen Abdullah’la konuştum. ‘Evde öldürmek zor olacak. İkişer ikişer götürüp öldürelim’ dedim. ‘Olur’ dedi. İki kişiyi büyük Reis’in arabasına bindirip Eskişehir yoluna götürdük. Müsait bir yer bulup ikisini de yere yatırıp kafalarına üçer el ateş ettik. Geri döndük. Böyle zor olacağını anlayınca Abdullah, ‘tek tek boğalım bunları’ dedi. Bir tanesini zorla boğdum, diğer dördünü bu şekilde öldürmekte zor olacaktı. Arkadaşları gönderdim. Sonra da sedirin üzerinde bulunan dört kişiye yakın mesafeden ateş ederek mermilerin hepsin boşalttım. Silahı da götürüp Abdullah’a verdim.”

Muhsin Yazıcıoğlu: Çatlı’yı bırakmazsanız Ankara’nın 150 yerinde bomba patlatırız

Bahçelievler Katliamı davasında ifade veren Muhsin Yazıcıoğlu olayla ilgisinin olmadığını söyledi. Ancak Yazıcıoğlu’nun Abdullah Çatlı’nın Bahçelievler katliamından bir ay sonra gözaltına alındığı o sırada Muhsin Yazıcıoğlu’nun Emniyet’e telefon ederek “Çatlı’yı bırakmazsanız Ankara’nın 150 yerinde bomba patlatırız’ dediği” bir ülkücünün itirafıyla ortaya çıkmıştı.

Faillerin akıbeti

Abdullah Çatlı: Yakalanamadı. 1996 yılında Susurluk kazasında öldü.

Haluk Kırcı: Yedi kez idama mahkûm edildi. 1996’da yakalandığı gün emniyetten kaçtı. 1999’da yeniden yakalandı. 18 Mart 2004 tarihinde tahliye edildi. Ekim 2004’te Ukrayna’da yakalandı. 27 Mayıs 2010’da tekrar tahliye edildi.8 Şubat 2011 tarihinde tekrar tutuklandı ve 4 Şubat 2015 tarihinde tahliye oldu.[15]

Ünal Osmanağaoğlu: 1999 yılında Kuşadası’nda yakalandı ve yedi kez idam cezasına çarptırıldı. Kemal Türkler’in öldürülmesiyle ilgili sanık olarak yargılandığı dava 1 Aralık 2010 tarihinde zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırıldı. “3. Yargı Paketi” olarak bilinen yasal düzenleme doğrultusunda 10 Temmuz 2012’de tahliye edildi.[2]. Osmanoğlu, 30 Haziran 2014 tarihinde ölmüştür.[16]

Bünyamin Adanalı: 1999 yılında Pendik’de yakalandı ve yedi kez idam cezasına çarptırıldı. “3. Yargı Paketi” olarak bilinen yasal düzenleme doğrultusunda 10 Temmuz 2012’de tahliye edildi.[1]

Ercüment Gedikli: 1980 yılında yakalandı. Aldığı idam cezası müebbete çevrildi ve 1991 yılındaki afla salıverildi.

Mahmut Korkmaz: Yakalanamadı.

Kadri Kürşat Poyraz: Yakalanamadı.

İbrahim Çiftçi: Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz’ün öldürülmesi olayından, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nde dört kez ölüm cezasına çarptırıldıktan sonra beraat etti, bu karara paralel olarak Bahçelievler Katliamı davasında da beraat etti.

Osman Engin: 15 Nisan 2013 tarihinde Adana’da yakalandı.

(Wikipedia – Vişne Haber Ajansı)

Benzer Haberler