Akşener’den Bakan Nebati’ye: Nebati Kuyruklu Yıldız!

5 Ocak 2022 Çarşamba

Akşener’den Bakan Nebati’ye: Nebati Kuyruklu Yıldız!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuştu. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi politikalarına sert çıkan Akşener, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin açıklamalarına gönderme yaparak “Vatandaş çarpıldıkça senin de gözlerin ışıl ışıl oluyor mu?” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, ekonomik kriz ve beraberinde gelen art arda gelen zamlara dikkat çeken Akşener, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi. “Damadının manevi halefi Nureddin Nebati gibi bir liyakat abidesini ekonominin üzerine meteor gibi düşürdün” ifadelerini kullanan Akşener, şöyle devam etti:

“Sayın Erdoğan, vatandaş çarpıldıkça senin de gözlerin ışıl ışıl oluyor mu? Bu millet sana döviz kurlarını artır, faizleri yükselt diye oy vermedi. Sen sözünü tutmadın. Artık yeter, lafı uzatmaya, boş gündemlerle tribünlere oynamaya gerek yok. Millet iradesinden kaçış yok, o sandık elbet bir gün gelecek. Sen milletimize tutmadığın o sözlerin hesabını vereceksin. Türkiye’nin çözülemeyecek derdi yok. Biz buradayız, biz çözeriz. Bu beceriksiz iktidar tıpış tıpış gidecek.”

 

‘YENİ YILA ZAM KABUSUYLA GİRDİK’

Yeni yıla zam kâbusuyla girdiğini kaydeden Akşener, “AK Parti iktidarı 20 Aralık akşamı faiz indiriyorum deyip aslında faiz yatırımcıyı çarpmıştı. 31 Aralık gecesi de iğneden ipliğe kadar yaptığı zamlarla asgari ücretlinin aldığı yüzde 50 zammı çarptı” dedi.

Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

3 Ocak 2021 tarihi itibariyle, partimizin üye sayısı, 512 bin 543 kişi oldu. Yani İYİ Parti bugün artık, yarım milyon kişilik, kocaman bir aile. Bu vesileyle, yürüdüğümüz bu kutlu yolda, bize güvenen, omuz veren, güç katan, tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sayın Erdoğan ve ucube sisteminin elinde, milletçe, zorluklarla mücadele ederek geçirdiğimiz, bir yılı daha geride bıraktık. Her yeni yaş, her yeni yıl, yeni bir umuttur.

İnanıyorum ki; yeni yılla birlikte, Türkiye makus talihini yenecek, yeni bir siyasi iklim ve kadrolarla, hak ettiği huzura erecek. Bu vesileyle, yeni yılınızı bir kez daha kutluyor, sevdiklerinizle birlikte huzurlu, sağlıklı, bol ve helal kazançlı, mutlu bir yıl diliyorum.

Diliyorum dilemesine ama; maalesef yeni yıla, zam kabusuyla girdik. Biliyorsunuz, Ak Parti iktidarı; 20 Aralık akşamı, faizi indiriyorum deyip, aslında faiz artırarak, küçük yatırımcıyı çarpmıştı. 31 Aralık gecesi de elektrikten doğalgaza, akaryakıttan köprülere, vergilerden harçlara, iğneden ipliğe kadar yaptığı zamlarla, asgari ücretlinin aldığı, yüzde 50 zammı da çarptı. Bununla da kalmadı, zammı gece yarısından sonra geçerli ilan ederek, zamları enflasyondan kaçırıp, milyonlarca memur ve emeklimizin, yeni yıl zammını da çarpmış oldu.

Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının, dolandırıcıları bile kıskandıran, yönetim anlayışı sağ olsun; yeni yılın daha ilk saatlerine, rekor seviyede zamlarla girdik. Doğalgaza, konutta yüzde 25, sanayide yüzde 50 zam geldi. Benzine, 68 kuruş zam yapıldı. Sadece Aralık ayında, LPG fiyatları, yüzde 80 arttı. Elektriğe, yüzde 52 ila yüzde 130 oranında zam geldi. Köprü geçişlerinde, çift yönlü tarifeye geçildi.

‘YAPILAN BU REKOR ZAMLAR, İKTİDARIN BECERİKSİZLİĞİNİN BİR VESİKASIDIR’

Artık takke düştü, kel göründü. Vicdansızca yapılan bu rekor zamlar, iktidarın beceriksizliğinin bir vesikasıdır. Bu iktidarın, bu saatten sonra Türkiye’ye vereceği tek şey; daha çok yoksulluk ve daha çok acıdır. Bu kadar basit.

Sayın Erdoğan, biz üzerimize düşeni yaptık. Bu kürsüden seni, defalarca uyardık. Yanında, iş bilen 3-5 kişi vardı; onların da görevine son verdin. Ekonominin, “E”sinden anlamayan insanları, göreve getirdin. “Damat kadar başınıza taş düşsün” derken, damadının manevi halefi, Nurettin Nebati gibi bir liyakat abidesini, ekonominin üstüne meteor gibi düşürdün. Sana kaç kere söyledim… “Önce ekonomiye olan güveni tesis edeceksin, bunun başka yolu yok.” dedim. Peki sen ne yaptın? Aynı hataları inatla tekrarladın. Ekonomiye güven aşılayacağına, herkesi dehşete düşüren adımlar attın. Hazine’nin başına, bakan diye getirdiğin, “Nebati Kuyruklu Yıldızı” milletimiz çarpıldıkça, utanmadan, “Gözlerindeki ışıltıdan” bahsediyor. Şimdi ben de sana sormak istiyorum Sayın Erdoğan: Vatandaş çarpıldıkça, senin de gözlerin, ışıl ışıl oluyor mu? Elektrik faturaları yüzde 127 artınca, kara kışta, doğalgaza yaptığın zamdan sonra, senin de gözlerin ışıldıyor mu?

TÜİK’in makyajlı rakamlarında bile gıdadaki fiyat artışı, yüzde 43,8. Ulaşım masrafları, yüzde 53,6 artmış. Ev eşyaları, yüzde 40,9 zamlanmış. Milletimizi enflasyona ezdirirken, senin de gözlerin ışıldıyor mu, Sayın Erdoğan? Üreticinin enflasyonu, yüzde 79’a dayanmış, henüz ürünlere yansımamış yüzde 43 zam daha var. Esnaflarımız, KOBİ’lerimiz, iflasın eşiğindeyken, senin de gözlerin ışıldıyor mu, Sayın Erdoğan?

Pek de örtülü olmayan faiz artırımından sonra, “Dolar düştü, haydi etiketleri indirin.” diye, kürsülerden esiyordun. Peki, 31 Aralık gecesi, kendi kendini bir kez daha yalancı çıkartıp, milletin sırtına zamları bindirince, senin de gözlerin ışıldıyor muydu, Sayın Erdoğan?

‘O SANDIK ELBET BİR GÜN GELECEK’

Bu millet sana, döviz kurlarını arttır diye oy vermedi. Bu millet sana, faizleri yükselt diye oy vermedi. Bu millet sana, hayat şartları iyileşecek, iş imkanları artacak diye oy verdi. Bu millet sana, daha kolay ev sahibi, araba sahibi olmak için oy verdi. Ama sen sözünü tutmadın. Milletimizle yaptığın sözleşmeye ihanet ettin.

Artık yeter. Milletimize daha fazla çile çektirmeye hakkın yok. Lafı uzatmaya, boş gündemlerle tribünlere oynamaya gerek yok. Çünkü, sen istesen de, istemesen de, kızsan da, bozulsan da, millet iradesinden kaçış yok. O sandık elbet bir gün gelecek, ve sen, milletimize, tutmadığın o sözlerin hesabını vereceksin. Bunun artık lamı cimi yok.”

‘GÖÇ EDEN DOKTOR SAYIMIZ, 10 YIL ÖNCESİNE GÖRE, TAM 25 KAT ARTMIŞ’

Buradan, Sayın Erdoğan’a sesleniyorum; sağlık çalışanlarımız, senin danışmanların gibi, 5-10 maaş istemiyor. Istakozlu ziyafetlerde de gözleri yok. Sadece hak ettikleri maaşı almak istiyorlar.

Uzun nöbet sürelerine, pandemi dönemindeki, yoğun bakım çalışmalarına rağmen; bir sağlık çalışanımızın, bir saatlik nöbet ücreti, sadece 16 lira. Asgari ücretin altında maaş alan, sağlık çalışanlarımız var. Hiç mi utanmıyorsunuz? Ayıptır, günahtır! Hak ettiğiniz maaşı almanız için, bu konunun takipçisi olacağız. Ama hiç merak etmeyin; onlar yapmazsa, İYİ Parti iktidarında; hak ettiğiniz koşullara kavuşmanızı, biz sağlayacağız. Adaletsiz “döner sermaye” sistemi yerine, emekliliğe yansıyan, adil maaşlar almanızı sağlayacağız. Ayrıca taşeron ve sözleşmeli hizmete de son vereceğiz. İYİ Parti iktidarında; hastalar müşteri, sağlık çalışanlarımız da, köle olmayacak. Sağlık hizmetlerinde uygulanmaya devam eden, farklı istihdam modellerini kaldırıp, sağlık çalışanlarımızı, güvenceli ve kadrolu olacak şekilde, tek çatı altında toplayacağız.

İşte size, Ak Parti iktidarının doktorlarımıza verdiği değer, ve sonuçları… Geçtiğimiz yıl, Türkiye’yi terk edip, geleceğini, başka ülkelerde arayan doktorlarımızın sayısı, Türk Tabipler Birliği rakamlarına göre, 1361.

Sağlık Bakanlığı gerçek rakamları gizlese de, biz aslında bu sayının, çok daha yüksek olduğunu biliyoruz. Ama sırf bu sayı bile, Çapa, Cerrahpaşa, Hacettepe gibi, 3 önemli tıp fakültemizin, bir yılda yetiştirdiği doktor sayısından fazla. Durumun vehametine bakar mısınız?

Göç eden doktor sayımız, 10 yıl öncesine göre, tam 25 kat artmış. Halen yurt dışına göç edip, mesleğini oralarda icra etmek için, sınavlara hazırlanan doktorlarımızın sayısının ise,10 bine yaklaştığı tahmin ediliyor. İçlerinde profesörler de var, yeni mezun genç hekimler de var… En çok tercih ettikleri iki ülke ise, Almanya ve İngiltere. Hani şu bizi kıskanan Almanya ve İngiltere…

‘ÜLKEMİZDE, FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ MAALESEF KRONİK BİR HÂLE GELDİ’

Eğitim, dünyaya açılan en geniş penceremizdir. Eğitim, bağımsızlığımızın ve gücümüzün teminatıdır. Eğitim, cumhuriyetimizin bize armağanıdır. Eğer bugün gençler, yurt dışında yaşamanın yollarını arıyorsa, eğer bugün kadınlar, kendilerini güvende hissetmiyorsa, eğer bugün çocuklar, derin yoksulluk ile karşı karşıya kalıyorsa, Sebebi, eğitim politikalarımızın vasatlığıdır.

Ak Parti’nin devri iktidarında; günü kurtarmaya yönelik, sözde çözümlerin, ülkemizin gerçekleri ile örtüşmeyen, ciddiyetsiz adımların, vizyonsuz bir bakış açısının, eğitim politikalarımızda açtığı yaraya, birlikte şahit olduk, maalesef olmaya da, devam ediyoruz. Geçen 20 yılda; 8 kere değişen Millî Eğitim Bakanı ve 15 kere değişen Millî Eğitim Sistemi’yle, istikrarsızlığın ve beceriksizliğin sonuçlarını, hep birlikte yaşıyoruz. İktidarın yanlış, sorumsuz ve liyakatsiz yönetim anlayışı yüzünden; bugün ülkemizde, fırsat eşitsizliği maalesef kronik bir hâle geldi.

İşte o nedenle, İYİ Parti olarak, eğitim politikalarındaki vasatlığın önüne geçip, ülkemize ve çocuklarımıza reva görülen bu eğri düzene, “dur” demek için, İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’ni hazırladık.

Bilimsel düşünceden ve bilimin kılavuzluğundan taviz vermeden; eğitimin kalitesini artırmak, fırsat eşitliğini sağlamak, Nitelikli ve iyi insanlar yetiştirmek için planladığımız, iyileştirilmiş Eğitim Sistemi, milletimize ve memleketimize, hayırlı uğurlu olsun! İyileştirilmiş Eğitim Sistemi’nde ele aldığımız birinci başlık; Eğitimde Fırsat Eşitsizliği. Bugün; Bingöllü Murat ile Ankaralı Zeynep,Ordulu Atakan ile İstanbullu Tuğçe, Cumhuriyetimizin sunduğu imkânlardan, eşit şekilde faydalanamıyor. İyi ve dengeli beslenemeyen, ailesinin sosyoekonomik durumu ve eğitim seviyesi, yeterli olmayan çocuklarımız; fırsat eşitsizliğiyle, daha ilköğretimdeyken tanışıyor.

Bunun en acı örneklerini, pandemi döneminde yaşadık. 7 yaşında öğretmenine daha yeni alışan Ali’den; 17 yaşında üniversite hayalleri kuran Buse’ye kadar, bütün çocuklarımızın içinde bulunduğu dijital uçuruma, birlikte şahit olduk. Sosyal devletin öncelikli görevi; eğitimde fırsat eşitliğini ve kaliteli eğitime erişimi sağlamaktır. Bol miktarda bina dikip, içini de niteliksiz kadrolarla doldurmayı değil; ülkenin geleceğini, milletin yararını öncelemektir.

Biz, İYİ Parti iktidarında; 21’inci yüzyılın gereksinimlerine ve zamanın ruhuna uygun olarak; bugün sadece bazı çocukların sahip olduğu fırsatlara, tüm çocuklarımızın sahip olduğu, adil bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bugün maalesef, 1 milyon 248 bin öğrencimiz, taşımalı eğitim sisteminde. Bu çocuklarımızın, bu sistemle, sağlıklı ve kaliteli bir eğitim imkânına kavuşması, maalesef mümkün değil.

Bu yüzden biz, İYİ Parti olarak; tarımsal kalkınmada atacağımız iddialı adımlar ile, öncelikle, kırsal bölgelerimizi yeniden cazip hâle getireceğiz. Sonrasında ise, köy okullarını yeniden açarak, taşımalı eğitime, süratle son vereceğiz.

‘ÇOCUK İŞÇİLİĞİNE BİR AN ÖNCE, SON VERECEĞİZ’

Son verilere göre, eğitime erişimi olmayan, ya da kısıtlı erişimi olan ve yasadışı çalıştırılan, 720 bin çocuk işçimiz var. İYİ Parti iktidarında; çocuklarımızın ellerine, bedenlerinden büyük çekiçler verilmesine, asla izin vermeyeceğiz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile eşgüdümlü çalışarak, çocuk işçiliğine bir an önce, son vereceğiz. Eğitimde vazgeçebileceğimiz hiçbir çocuğumuz yok. Bu sebeple; 12 yıllık zorunlu eğitim çerçevesinde, okullaşma oranlarını, alacağımız tedbirler ve sıkı bir denetim anlayışıyla, yüzde yüze çıkaracağız. İyileştirilmiş Eğitim Sistemi kapsamında ele aldığımız, ikinci başlık ise; “Eğitimde kalite.” Bugün ne yazık ki; ulusal ve uluslararası göstergeler, ülkemizde, zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızın, temel bilgi, beceri ve yeterlilik açısından, yoksun olduğuna işaret ediyor.

‘TÜRKİYE’DE 10 İLE 14 YAŞ ARASINDAKİ HER 5 ÇOCUĞUMUZDAN BİRİ ÖĞRENME YOKSULU’

Dünya Bankası’nın verilerine göre; Türkiye’de, 10 ile 14 yaş arasındaki, her 5 çocuğumuzdan biri öğrenme yoksulu. Yani maalesef, her 5 çocuğumuzdan biri bir metni okuyamıyor, okusa bile, okuduğunu anlayamıyor. Üstelik, ülkemizi etkisi altına alan, Covid-19 süreciyle birlikte, çocuklarımızın 2 yıldır okullarından uzak kaldığını düşünürsek; öğrenme yoksulluğunun da, ciddi oranda arttığını söyleyebiliriz.

Eğitimde kalite; ailede başlayıp, çevrede devam eden, okulda pekişip, iş hayatında devam eden, döngüsel bir süreçtir. Bir anlam seferberliği, bir değer yolculuğudur. İşte bu yüzden biz, İYİ Parti olarak; öğrenme yoksulluğunun önüne geçmek için, Eğitimin kaliteli ve sürdürülebilir olması için; “ezber temelli eğitimden, beceri temelli eğitime; sınav odaklı eğitimden, süreç odaklı eğitime” geçeceğiz.”

‘Selanik’ türküsüne eşlik eden Akşener, duygulandı

Benzer Haberler